<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Şifalı Bitkiler Kürler Tedavi Yöntemi</title>
	<atom:link href="http://www.bitki-saglik.com/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.bitki-saglik.com</link>
	<description>Bir başka WordPress blogu.</description>
	<lastBuildDate>Fri, 09 Sep 2011 16:59:49 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.2.1</generator>
		<item>
		<title>Çabuk yorulanlar dikkat</title>
		<link>http://www.bitki-saglik.com/cabuk-yorulanlar-dikkat</link>
		<comments>http://www.bitki-saglik.com/cabuk-yorulanlar-dikkat#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 09 Sep 2011 16:59:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[çabuk yoruluyorum]]></category>
		<category><![CDATA[hemen yoruluyorum ilaç]]></category>
		<category><![CDATA[yorulmamak için şifalı bitkiler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bitki-saglik.com/?p=489</guid>
		<description><![CDATA[Kanadalı bilimadamları, yerlerinden hiç kıpırdamayan bazı insanların bu kadar tembel oluşlarının aslında onların değil, genlerinin suçu olabileceğini ortaya koydu. İtalyan La Stampa gazetesinde yer alan habere göre, McMaster Üniversitesinde görev yapan bilimadamları, fareler üzerinde yaptıkları araştırmada, bu hayvanların bazılarının kaslarında, özellikle egzersiz yaparken harekete geçen AmpK enzimini üretmeye yarayan iki genin eksik olduğunu gözlemledi. Normal [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft" src="http://www.hurriyet.com.tr/_np/9539/14339539.jpg" alt="" width="140" height="119" /><strong>Kanadalı bilimadamları, yerlerinden hiç kıpırdamayan bazı insanların bu kadar tembel oluşlarının aslında onların değil, genlerinin suçu olabileceğini ortaya koydu.</strong></p>
<p>İtalyan La Stampa gazetesinde yer alan habere göre, McMaster Üniversitesinde görev yapan bilimadamları, fareler üzerinde yaptıkları araştırmada, bu hayvanların bazılarının kaslarında, özellikle egzersiz yaparken harekete geçen AmpK enzimini üretmeye yarayan iki genin eksik <span id="more-489"></span>olduğunu gözlemledi.</p>
<p>Normal farelerle bu hayvanları karşılaştıran araştırmacılar, AmpK genlerinden yoksun olan grubun kaslarındaki mitokondri sayısının daha az olduğunu ve glikozu enerjiye dönüştürmekte çok zorlandıklarını tespit etti.</p>
<p>Araştırma ekibinin başındaki Gregory Steinberg, farelerin koşmayı sevdiğini vurgulayarak, &#8220;Normal hayvanlar bunu kilometrecelerce yapabilirse, bu genlerden yoksun olanları ise sadece kısa bir mesafe koşabilir&#8221; dedi.</p>
<p>Bilimadamları, araştırma sonuçlarının obezler ve astım hastaları gibi hareket etmekte zorlanan kişiler açısından önemli olduğuna da dikkati çekti.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bitki-saglik.com/cabuk-yorulanlar-dikkat/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kolonyaya dikkat!</title>
		<link>http://www.bitki-saglik.com/kolonyaya-dikkat</link>
		<comments>http://www.bitki-saglik.com/kolonyaya-dikkat#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 01 Sep 2011 21:33:01 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Kolonya hastalık]]></category>
		<category><![CDATA[Kolonya zararlımıdır]]></category>
		<category><![CDATA[Kolonyanın zararları]]></category>
		<category><![CDATA[yaraya kolanya sürmek]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bitki-saglik.com/?p=486</guid>
		<description><![CDATA[ERCİYES Üniversitesi Dermatoloji Ana Bilim Dalı öğretim üyesi Prof.Dr. Ekrem Aktaş, bayramda kolonya ikramına dikkat çekerken, &#8220;Kalitesiz, etil yerine metil alkol kullanılan kolonyalar sedef hastalığına yol açıyor&#8221; dedi. Prof.Dr. Ekrem Aktaş, bazı üreticilerin etil yerine oldukça zararlı metil alkol ile kolonya ürettiklerini, bayram nedeniyle birçok kişinin satın aldıkları ucuz ve kalitesiz kolonyaları misafirlerine ikram ettiklerini [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft" src="http://i.milliyet.com.tr/YeniAnaResim/2011/08/24/kolonyaya-dikkat--1578574.Jpeg" alt="" width="161" height="155" />ERCİYES Üniversitesi Dermatoloji Ana Bilim Dalı öğretim üyesi Prof.Dr. Ekrem Aktaş, bayramda kolonya ikramına dikkat çekerken, &#8220;Kalitesiz, etil yerine metil alkol kullanılan kolonyalar sedef hastalığına yol açıyor&#8221; dedi.</p>
<p><span><strong>Prof</strong></span>.Dr. Ekrem Aktaş, bazı üreticilerin etil yerine oldukça zararlı metil alkol ile kolonya ürettiklerini, bayram nedeniyle birçok kişinin satın aldıkları ucuz ve kalitesiz kolonyaları misafirlerine ikram ettiklerini hatırlattı. Aktaş, &#8220;Kalitesiz kolonya, alerji, egzama ve sedef <span id="more-486"></span>hastalığına yol açıyor. Kolonyanın temas ettiği yerler dermatik sıkıntılara yol açıyor. Bu tür kolonyalar elde kepeklenme, kızarıklık, kaşıntı ve çatlama yapıyor. Bayram ziyaretlerinde ev sahiplerinin konuklarının sağlığını göz önünde bulunup, kalitesiz kolonyalardan kaçınmalarını öneriyoruz&#8221; diye konuştu.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bitki-saglik.com/kolonyaya-dikkat/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Aşı ile korunulur mu</title>
		<link>http://www.bitki-saglik.com/asi-ile-korunulur-mu</link>
		<comments>http://www.bitki-saglik.com/asi-ile-korunulur-mu#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 28 Aug 2011 23:22:40 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[aşı faydalımı]]></category>
		<category><![CDATA[aşı ile hastalıklardan korunmak]]></category>
		<category><![CDATA[aşı işe yarıyormu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bitki-saglik.com/?p=483</guid>
		<description><![CDATA[Mevsimsel grip Influenza virüslerinin neden olduğu çok bulaşıcı bir solunum sistemi enfeksiyonudur. Grip virüsü bir kez bulaştığında en az 1 ya da 2 kişiye geçebilir. İlk belirtiler görülmeden bile başkalarına bulaşabilir. ‘Mevsimsel Grip’ hakkında soruları İst. Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Bülent Tutluoğlu cevaplandırdı. &#8216;Mevsimsel Grip&#8217; önemsenmesi gereken bir hastalık mıdır? [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft" src="http://www.hurriyet.com.tr/_np/2316/14172316.jpg" alt="" width="132" height="132" />Mevsimsel grip Influenza virüslerinin neden olduğu çok bulaşıcı bir solunum sistemi enfeksiyonudur. Grip virüsü bir kez bulaştığında en az 1 ya da 2 kişiye geçebilir. İlk belirtiler görülmeden bile başkalarına bulaşabilir. ‘Mevsimsel Grip’ hakkında soruları İst. Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Bülent Tutluoğlu cevaplandırdı.<span id="more-483"></span></p>
<p><strong>&#8216;Mevsimsel Grip&#8217; önemsenmesi gereken bir hastalık mıdır?</strong></p>
<p>Genellikle sonbahar-kış aylarında görülen mevsimsel grip hastalığı, halk arasında sıklıkla soğuk algınlığı ve nezle ile karıştırılan, ancak sanıldığının aksine tehlikeli, hatta ölümcül olabilen bir hastalıktır. Kısacası; mevsimsel grip, basit bir soğuk algınlığı değildir.</p>
<p><strong>Dünyada yılda kaç kişinin grip nedeniyle hayatını kaybettiği tahmin ediliyor?</strong></p>
<p>Her yıl influenza virüsünün; dünyada 3 ile 5 milyon arasında ciddi olguya, 250 bin ile 500 bin arasında ölüme neden olduğu tahmin edilmektedir. Çocukların %20’si gripten her yıl zarar görmektedir. Ayrıca tüm dünyada işgücü kaybının en önemli nedenidir. İşgücü kaybının % 10-12’sinin gripten kaynaklandığı bildirilmektedir. İkincil enfeksiyonları tetikleyip altta yatan hastalıkları alevlendirerek ciddi vakaların oluşmasına sebep olduğu da unutulmamalıdır.</p>
<p><strong>Grip hangi kişilerde daha tehlikelidir?</strong></p>
<p>Grip, influenza virüslerinin neden olduğu çok bulaşıcı bir solunum sistemi enfeksiyonu olduğu için herkes bu hastalığa yakalanabilir. 65 yaş üstü kişilerde ve küçük çocuklarda çok daha ciddi seyredip ölümlere yol açabilir.</p>
<p><strong><span style="text-decoration: underline;">Risk Grupları:</span></strong></p>
<p>-    65 yaşından büyük kişiler<br />
-    Şeker hastaları (diyabet)<br />
-    Astım hastaları<br />
-    Kronik akciğer hastaları (bronşit vb.)<br />
-    Kronik kalp ve damar sistemi hastaları (koroner arter hastaları)<br />
-    Bağışıklık sistemi baskılanmış kişiler (kronik kan hastalığı olanlar, kanser hastaları, immünsupresif kullananlar)<br />
-    Huzurevi, bakımevi vb. ortamlarda yaşayanlar<br />
-    Böbrek bozukluğu (renal disfonksiyonu) olanlar</p>
<p><strong>Bu kişilerde grip nedeniyle gelişebilecek ciddi tablolar nelerdir?</strong></p>
<p>Zatürre gribin önemli bir komplikasyonudur. Grip mikrobunun kendisi zatürreye yol açabileceği gibi grip zemininde üzerine eklenen diğer mikroplarda zatürrenin gelişme riskini artırır. Özellikle risk gruplarında zatürre gelişme riski çok fazladır. Bu tür gruplarda ölüm riski % 20’lere kadar çıkmaktadır. Bunun haricinde gribin belki de en önemli komplikasyonu altta yatan hastalığın alevlenmesidir. Grip nedeniyle kaybedilen hastaların büyük bir çoğunluğu biraz önce de belirttiğim gibi altta yatan diyabet, astım, koah, kalp, böbrek, karaciğer gibi hastalıkların komplikasyonlarının ortaya çıkmasıyla yaşamını yitirmiştir. Bu durum sık görülmektedir.</p>
<p><strong>Mevsimsel grip aşısı yaptırarak grip ve ona bağlı hastalıkları engellemek ya da korunmak mümkün mü?</strong></p>
<p>Aşılama, çok bulaşıcı olan mevsimsel gribi önlemenin en iyi yoludur. Grip virüsü sürekli antijenik yapısını değiştiren bir mikroptur. Dolayısıyla grip aşısı her yıl bir önceki sene en sık rastlanan grip mikrobu türlerinin antijenik yapısı gözönünde bulundurularak hazırlanır. Dolayısıyla mevsimsel grip aşısı ile bu risklerden korunmak mümkündür.</p>
<p><strong>‘Grip zatürreye çevirince öldürür’ söylemi doğru mudur? Bu durumdan aşıyla korunmak mümkün mü?</strong></p>
<p>Gribe yakalanmak zatürreye neden olan mikropların yerleşmesine olanak sağlayarak zatürre gelişmesine neden olabilir. Gribin üzerine zatürre gelişirse hastaneye yatış ve ölüm riski artar. Bu nedenle mevsimsel grip aşısı ile bu risklerden korunmak mümkündür.</p>
<p><strong>Ülkemizdeki risk grubu kişiler mevsimsel grip aşı yaptırıyor mu?</strong></p>
<p>Ülkemizde risk gruplarında erişkin aşılanma oranları çok düşüktür. Şuan % 5.9 – 14.9grip aşılanma oranının %75 olması hedeflenmektedir.</p>
<p><strong>Daha fazla kişiyi aşılamak için neler yapılmalı? Grip aşısının hapını çıkarsalar, olmaz mı?</strong></p>
<p>Daha fazla kişiyi aşılayabilmek için kişinin çok az acı hissedeceği mikroenjeksiyon türü intradermal (deri içi) aşılar çok yararlıdır. Gerek teknik nedenlerle gerekse de aşının her yıl değişkenlik göstermesi nedeni ile oral tablet şeklinde aşı yapmak mümkün değildir.</p>
<p><strong>Deri-içi ‘Grip Aşısı’nın diğer aşıdan farkı nedir?</strong></p>
<p>Çevreden gelen potansiyel olarak tehlikeli tehditlere karşı ilk savunma hattı deridir. Mevcut deneyimler, intradermal yolun son derece etkili olduğunu göstermektedir. Mikro-injeksiyon sistemi ile tam olarak dermise doğru miktarda antijeni verir. Deri içi grip aşısı 1,5 mm uzunluğunda çok küçük iğnesi olan mikroenjeksiyon sistemdir. Daha az miktarda aşı enjeksiyonu ile deri içine uygulaması kolaydır. (İğne korkusunu yenersiniz!) Kitlesel uygulamalar için de çok uygundur.</p>
<p><strong>Grip aşısını ne zaman yaptırmalıyız? Yılda kaç kez yaptırmak gerekir?</strong></p>
<p>Ağustos ayı sonundan başlayarak sonbahar ve kış başlangıcı dönemi grip aşısının yapılması (mayıs ayına kadar aşı uygulanabilir) için ideal bir zamandır. Erişkinde yılda bir kez yapılması yeterlidir.</p>
<p><strong>Grip ve zatürre aşılarını ücretsiz yaptırabiliyor muyuz?</strong></p>
<p>65 yaş üstü kişiler altta yatan bir hastalık olmasa bile grip ve zatürre aşısını ücretsiz olarak yaptırabilirler. Altta yatan kronik akciğer hastalığı, diyabet, kalp rahatsızlıkları, böbrek ve karaciğer yetersizlikleri olan hastalar, bu hastalıklarına ait bir sağlık kurul raporu aldıkları takdirde grip ve zatürre aşısından ücretsiz olarak yararlanabilirler.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bitki-saglik.com/asi-ile-korunulur-mu/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sezaryen bebeğe zarar veriyor</title>
		<link>http://www.bitki-saglik.com/sezaryen-bebege-zarar-veriyor</link>
		<comments>http://www.bitki-saglik.com/sezaryen-bebege-zarar-veriyor#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 24 Aug 2011 14:29:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Çocuk Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Sezaryan doğum]]></category>
		<category><![CDATA[Sezaryen doğumun zararları]]></category>
		<category><![CDATA[Sezaryen sağlıklımı]]></category>
		<category><![CDATA[Sezaryen yaptırmanın zararları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bitki-saglik.com/?p=480</guid>
		<description><![CDATA[Sezaryenle doğumda öldürücü yenidoğan sorunlarının iki kat arttığı belirtildi. Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. Ali Çetin, yaptığı açıklamada, zorunluluk gerekmedikçe her anne adayının normal doğum yapması gerektiğini belirterek, normal doğumun hem anne hem de bebek sağlığı açısından çok faydalı olduğunu söyledi. Son yıllarda doğumlarda cerrahi girişim olan sezaryenin tercih edildiğini ifade eden Çetin, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft" src="http://www.hurriyet.com.tr/_np/3230/14213230.jpg" alt="" width="131" height="115" />Sezaryenle doğumda öldürücü yenidoğan sorunlarının iki kat arttığı belirtildi.</p>
<p>Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. Ali Çetin, yaptığı açıklamada, zorunluluk gerekmedikçe her anne adayının normal doğum yapması gerektiğini belirterek, normal doğumun hem anne hem de bebek sağlığı açısından çok faydalı olduğunu söyledi.<br />
Son yıllarda doğumlarda cerrahi girişim olan sezaryenin tercih edildiğini ifade eden Çetin, <span id="more-480"></span>Türkiye&#8217;de doğumların yaklaşık yüzde 50&#8242;sinin sezaryenle yapıldığını ve sezaryen oranlarının da her geçen yıl artış gösterdiğini belirtti. Bu artışın tıbbi, yasal, sosyal ve mali etkenlere bağlı olduğunu belirten Çetin, sağlık çalışanlarının yasal açıdan kendilerini daha fazla emniyete almak istemelerinin ve anne adaylarının yeteri kadar bilgilendirilememesinin, doğum yapılan kurumların sezaryene hoşgörülü tutumlarının oranları arttırdığını ifade etti.<br />
Sezaryen doğumun bazı özel durumlarda anne veya bebek için hayat kurtarıcı olduğunu dile getiren Çetin, şöyle devam etti:<br />
“Bebeğin eşinin önde gelmesi, bebek eşinin erken ayrılması, bebek kalp hızının çok düşük olması, bebeğin yan durması, bebeğin uzun süreli oksijen sıkıntısı içinde olması, bebeğin normalden büyük olması, bebeğin kalça kısmının doğum yoluna yakın olması, gebelik zehirlenmesi grubu hastalıklar ve annenin normal doğum pozisyonu sağlayamayacak kadar kemik ve eklem hastalığı olması gibi durumlarda sezaryen doğum çok yararlıdır.”<br />
Tüm doğum kliniklerinin, acil sezaryen doğumu gerçekleştirebilecek özelliklerle donatılmış olması gerektiğini vurgulayan Çetin, normal doğum sırasında beklenmeyen komplikasyonların yaşanabileceğini de belirtti. Çetin, zorunlu haller dışında normal doğumun uygulanması gerektiğini ifade ederek, gebelik sırasında ya da normal doğum anında ortaya çıkan bazı durumların da sezaryeni zorunlu hale getirebileceğini söyledi.</p>
<p><strong>“SEZARYENDE, HAYATİ RİSK OLUŞTURMAYAN SORUNLAR 3 KAT ARTAR”</strong></p>
<p>Çetin, sezaryenle doğumun, annenin hayati tehlikesi bulunduğu durumlarda kurtarıcı olarak yapılan acil bir ameliyat olduğunu belirterek, sezaryenin karın açılarak yapılan ameliyatlarda oluşabilen her türlü riski taşıdığını ifade etti.<br />
“Hayati risk oluşturmayan sağlık sorunları genelleme yapıldığında sezaryen doğumda üç kat daha yüksek bulunmaktadır” diyen Çetin, annenin karşılaşabileceği riskleri şöyle sıraladı:<br />
“Karın kesi yerinde, rahimde, diğer mesane gibi leğen kemiği bölgesi organlarında enfeksiyon görülebilir. Fazla kan kaybı olabilir. Annelerin yüzde 2&#8242;sinde mesane ve bağırsak gibi organ yaralanmaları gelişebilir. Kişisel ve cerrahi etkenlere bağlı rahim, mesane, bağırsak, karın zarları ve karın duvarı arasında yapışıklıklar oluşabilir. Loğusalık sonunda annelerin ağrı ölçümleri yapıldığında hissettikleri ağrı açısından normal ve sezaryen doğum şekilleri arasında bir fark bulunmamaktadır. Sezaryen doğum sonrasında kadınlar, doğum tecrübesini daha negatif olarak algılayabilir ve bebeklerine bağlanma sıkıntısı yaşayabilir.<br />
Sezaryen sırasında anestezi ve iyileşme aşamasında kullanılan ilaç sayısının fazla olmasından dolayı ilaç alerjileri de fazla görülebilir. Normale göre sezaryen doğumda hastanede yatış süresi iki kat daha fazla olur. İyileşme süresi, sezaryende en az iki hafta daha uzun olur. Rahim alınması, mesane tamiri, leğen kemiği bölgesinde yapılan diğer ameliyatlarda yapışıklıklara bağlı sorunlarla karşılaşılması ve yeni doğumların sezaryenle yapılması gibi durumlar oluşabilir.”</p>
<p><strong>“SEZARYEN DOĞUM SONRASI ÇOCUKLARDA DAHA FAZLA ASTIM HASTALIĞI GELİŞİYOR”</strong></p>
<p>Sezaryenin bebek için de riskleri bulunduğunu vurgulayan Çetin, şöyle devam etti:<br />
“Hamileliğin kaç aylık olduğu iyi hesaplanamadan ve doğum ağrıları başlamadan yapılan sezaryenlerde, erken doğuma bağlı yenidoğan bakımı gereksinimi doğabilir.<br />
Planlı bir sezaryen sonrası solunum sıkıntısı ve yenidoğan sık solunumu hastalıklarının oranları, normal doğuma göre yedi kat fazladır. Sezaryen doğum sonrası çocuklarda daha fazla astım gelişmektedir.<br />
Genel anesteziyle yapılan sezaryen doğumlarda yenidoğan bebeklerin normal yaşama dönmesi gecikebilir.<br />
Öldürücü yenidoğan sorunları, sezaryen doğum sonrası genel olarak iki kat kadar daha yüksektir. Sezaryen doğumda rahim duvarı kesilirken bebekte küçük kesiler olabilir.”<br />
Çetin, “Ayrıca, bebek eşi rahim ağzını kapatabilir ve rahim duvarına sıkı yapışabilir. Doğum sonrası belirgin şekilde artan bu durumlar, rahimin tamamen çıkartılmasını gerektirebilir. Rahim yırtılabilir. İdrar yolu, mesane ve bağırsak yaralanmaları görülebilir” diye konuştu.</p>
<p><strong>“NORMAL DOĞUM, ANNENİN KENDİNE GÜVENİNİ ARTIRIYOR”</strong></p>
<p>Normal doğumu, “37-42 haftalık hamilelik sonunda kendiliğinden başlayan, doğumun başında ve doğum boyunca anne ve bebekle ilişkili önemli bir risk olmayan, bebeğin baş geliş olarak kendiliğinden doğduğu ve sonrasında anne ve bebeğin sağlıklı olduğu doğum” şeklinde tanımlayan Çetin, normal doğum yapan annenin kendine güveninin arttığı söyledi.<br />
Çetin, doğum sürecini rahat atlatan ve bebeğiyle iletişimi iyi olan annelerde daha az doğum depresyonu görüldüğüne dikkati çekti.<br />
Normal doğum sırasında da ortaya çıkabilen komplikasyonların da bulunduğunu belirten Çetin, ancak bu komplikasyonların kabul edilebilir oranlarda olduğunu vurguladı. Bunlar arasında bebek eşinin erken ayrılması, doğum sonu kanama, enfeksiyon, doğum yolu yaralanmaları ve büyük kan pıhtısı oluşumu, anal kanalın zarar görmesi, mesane bozukluklarının yer aldığını ifade eden Çetin, uzun dönemde de leğen kemiği bölgesindeki kas ve bağ dokularının zarar görmüş olmasına bağlı olarak organ sarkmaları ve istemsiz mesane ve bağırsak boşaltım sorunları görülebildiğini dile getirdi.<br />
Normal doğum sonrası aileler ve doğum ekiplerinin en fazla sorun yaşadığı durumların, bebekle ilgili olduğunu anlatan Çetin, “Bunlar arasında da ölü doğum, doğum sırasında oksijen sıkıntısı yaşama, serebral palsi hastalığı, göbek kordonu sarkması, geliş bozuklukları, omuz takılması, köprücük ve kol kemiği kırıkları, anneden enfeksiyon bulaşması söz konusu olabilir” diye konuştu.<br />
Çetin, hastanelerin riskli gebelik takip edip etmemesine göre, makul koşullarda sezaryen oranının, yüzde 15-30 aralığında değiştiğini anlatarak, “Sonuç olarak anne adayı &#8216;öncelikle&#8217; kendisini gebelik boyunca izleyecek ve doğumunu yaptıracak sağlık kuruluşunu &#8216;özen göstererek&#8217; seçtikten sonra hamilelik sürecinde kendisini normal doğuma hazırlamalıdır. Doğum hekimi hamilelik sürecinde sezaryen doğumu gerektiren bir durum varsa anne adayına haber vermeli ve doğumla ilişkili yol haritası yeniden şekillendirilmelidir” dedi.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bitki-saglik.com/sezaryen-bebege-zarar-veriyor/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kayısı ile yaşlanmaya son</title>
		<link>http://www.bitki-saglik.com/kayisi-ile-yaslanmaya-son</link>
		<comments>http://www.bitki-saglik.com/kayisi-ile-yaslanmaya-son#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 17 Aug 2011 08:15:56 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bitki Dünyası]]></category>
		<category><![CDATA[Kayısının faydaları]]></category>
		<category><![CDATA[Kayısının vucuda faydası]]></category>
		<category><![CDATA[Kayısının yararları nelerdir]]></category>
		<category><![CDATA[yaşlanmaya karşı Kayısı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bitki-saglik.com/?p=478</guid>
		<description><![CDATA[Iğdır Üniversitesi Gıda Mühendisliği Bölüm Başkanı Yrd. Doç. Dr. Bayram Yurt, yaptığı bilimsel araştırmalarda kayısının hem karaciğer koruyucu hem de antioksidan özelliğinin ortaya çıktığını belirtti. Türkiye’nin en önemli kayısı üreticisi şehirlerinden biri olan Iğdır’da kayısının insan sağlığı üzerindeki etkileri alanında bir çalışma yürüttüklerini belirten Yurt, bu kapsamda kayısının karaciğer koruyucu ve antioksidan özelliklerinin belirlenmesi amacıyla deney hayvanları üzerinde [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft" src="http://i.milliyet.com.tr/YeniAnaResim/2011/08/16/kayisi-ile-yaslanmaya-son--1560247.Jpeg" alt="" width="158" height="139" />Iğdır Üniversitesi Gıda Mühendisliği Bölüm Başkanı Yrd. Doç. Dr. Bayram Yurt, yaptığı bilimsel araştırmalarda kayısının hem karaciğer koruyucu hem de antioksidan özelliğinin ortaya çıktığını belirtti.</p>
<p>Türkiye’nin en önemli kayısı üreticisi şehirlerinden biri olan Iğdır’da kayısının insan sağlığı üzerindeki etkileri alanında <a name="aspx1" target="_blank"></a><span><strong>bir</strong></span> çalışma yürüttüklerini belirten Yurt, bu kapsamda kayısının karaciğer koruyucu ve antioksidan özelliklerinin belirlenmesi amacıyla deney hayvanları <span id="more-478"></span>üzerinde araştırma yaptıklarını ve deneyler sonucunda kayısı ve çekirdeğinin karaciğer koruyucu ve yaşlanmayı geciktirici antioksidan rolü olduğunun ortaya çıktığını söyledi.</p>
<p>Beslenmeyle hastalıklar arasında doğrudan ilişki olduğunu söyleyen Yurt, &#8221;Günümüzde sentetik gıda katkı maddelerinin yerine doğal antioksidanları kullanma çabaları arttı. Kayısı da insan sağlığı bakımından önemli bir yere sahip. İçerdiği karetenoitler <a name="aspx1" target="_blank"></a><span><strong>ve</strong></span> fenolik bileşiklerden dolayı antioksidan etki gösteriyor. Yaptığımız deneyler sonucunda kayısı ve çekirdeğinin karaciğer koruyucu ve yaşlanmayı geciktirici antioksidan rolü olduğu ortaya çıktı&#8221; dedi.</p>
<p>Araştırmasının uluslararası bilimsel bir dergi olan Food and Chemical Toxicology’de yayınlandığını ve TUBİTAK tarafından <a name="aspx1" target="_blank"></a><span><strong>Yayın</strong></span> Teşvik Ödülü’ne layık görüldüğünü anlatan Yurt, kayısının insan sağlığı üzerindeki olumlu etkilerini incelemeye devam edeceklerini bildirdi.</p>
<p>Yurt, Milli Eğitim Bakanlığınca okul kantinlerinde cips ve kola satışının yasaklanmasının gündemde olduğunu ifade ederek, &#8220;Bu güzel gelişmeyi, okul kantinlerinde besleyici değeri yüksek ve antioksidan etki gösteren kuru kayısı gibi ürünlerle taçlandırmamız gerekiyor. Bu hem çocuklarımızın sağlığı hem de ülke ekonomisi için <a name="aspx1" target="_blank"></a><span><strong>son</strong></span> derece önemli&#8221; diye konuştu.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bitki-saglik.com/kayisi-ile-yaslanmaya-son/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kuru üzüm&#8217;ün Faydaları Saymakla Bitmiyor</title>
		<link>http://www.bitki-saglik.com/kuru-uzumun-faydalari-saymakla-bitmiyor</link>
		<comments>http://www.bitki-saglik.com/kuru-uzumun-faydalari-saymakla-bitmiyor#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 08 Aug 2011 14:23:37 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bitki Dünyası]]></category>
		<category><![CDATA[Kuru üzüm]]></category>
		<category><![CDATA[Kuru üzüm nelere iyi gelir]]></category>
		<category><![CDATA[Kuru üzüm yemenin faydaları]]></category>
		<category><![CDATA[kuru üzümün yararları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bitki-saglik.com/?p=475</guid>
		<description><![CDATA[İlk bakışta buruşuk ve çirkin görünen kuru üzüm bu görüntüsünün ardında mucizeler saklamaktadır. Üzümün ilk ve en çok bilinen özelliği mide ve bağırsak sağlığı üzerindeki etkileridir. Araştırmalar kuru üzümün vücudun hemen her sistemi üzerinde olumlu bir etkiye sahip olduğunu ortaya çıkarmıştır Eğer düzenli olarak spor yapıyorsanız, vücudunuz normalden daha fazla enerjiye ihtiyaç duyar. Şekerle dolu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft" src="http://i.milliyet.com.tr/GazeteHaberIciResim/2011/07/29/fft16_mf1516698.Jpeg" alt="" width="134" height="129" /><span style="color: #ff0000;"><strong>İlk bakışta buruşuk ve çirkin görünen kuru üzüm bu görüntüsünün ardında mucizeler saklamaktadır.</strong></span></p>
<p>Üzümün ilk ve en çok bilinen özelliği mide ve bağırsak sağlığı üzerindeki etkileridir. Araştırmalar kuru üzümün vücudun hemen her sistemi üzerinde olumlu bir etkiye sahip olduğunu ortaya <span id="more-475"></span>çıkarmıştır</p>
<p>Eğer düzenli olarak spor yapıyorsanız, vücudunuz normalden daha fazla enerjiye ihtiyaç duyar. Şekerle dolu kuru üzüm de vücudun ihtiyacı olan bu enerjiyi sağlamada çok etkilidir. İçerindeki glukoz ve fruktoz bağışıklık sistemini güçlendirir. Ayrıca kuru üzüm tüketen birinin vücudu vitaminve proteinleri daha kolay absorbe eder.</p>
<p><strong>Bağışıklık siteminizi güçlendirecek besin takviyeleri nelerdir?</strong></p>
<p>Kuru üzüm sindirime de yardımcı olur. Çünkü kuru üzüm su tutarak hazımsızlığı geçirir. Düzenli olarak tüketildiğinde bağırsak hareketlerini normal seviyede tutmaya yardımcıdır.</p>
<p>Kuru üzüm içerisinde bulunan kalsiyum diş ve kemiklerin güçlenmesi için çok önemlidir.</p>
<p>Antioksidan özellik gösteren kuru üzüm cildin yenilenmesini sağlar ve içerisindeki arginin isimli aminoasit libidoyu yükseltir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bitki-saglik.com/kuru-uzumun-faydalari-saymakla-bitmiyor/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Doğacak bebeğin ömrü buna bağlı</title>
		<link>http://www.bitki-saglik.com/dogacak-bebegin-omru-buna-bagli</link>
		<comments>http://www.bitki-saglik.com/dogacak-bebegin-omru-buna-bagli#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 06 Aug 2011 00:04:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Çocuk Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Psikolojik Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[bebek psikolojisi]]></category>
		<category><![CDATA[hamile iken dikkat edilmesi gereken şeyler]]></category>
		<category><![CDATA[hamilelerde stresin zararları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bitki-saglik.com/?p=472</guid>
		<description><![CDATA[Hamilelik sırasındaki stres sadece anneyi değil, doğacak bebeği de olumsuz etkiliyor. Proceeding of the National Academy of Science dergisinde sonuçları yer alan uluslararası araştırmaya göre, hamilelik sırasında ağır stres altında kalan kadınların çocuklarının, telomerleri kısa oluyor. Araştırma, annesi hamileyken yoğun stres yaşayanların telomerlerinin, yetişkin yaşlarda, hamileliğinde ağır stres yaşamayanların çocuklarına oranla önemli ölçüde kısa olduğunu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft" src="http://www.hurriyet.com.tr/_np/7308/14077308.jpg" alt="" width="131" height="131" /></p>
<h2>Hamilelik sırasındaki stres sadece anneyi değil, doğacak bebeği de olumsuz etkiliyor.</h2>
<p>Proceeding of the National Academy of Science dergisinde sonuçları yer alan uluslararası araştırmaya göre, hamilelik sırasında ağır stres altında kalan kadınların çocuklarının, telomerleri kısa oluyor.<span id="more-472"></span></p>
<p>Araştırma, annesi hamileyken yoğun stres yaşayanların telomerlerinin, yetişkin yaşlarda, hamileliğinde ağır stres yaşamayanların çocuklarına oranla önemli ölçüde kısa olduğunu gösterdi.</p>
<p>Araştırmaya katılan Alman psikolog Dr. Robert Kumsta, annesi hamileliğinde ağır stres altında kalanların hücrelerinin, annesi hamileliğinde yoğun stres yaşamamış olan yaşıtlarına oranla 3,5 yıl daha yaşlı olduğunu belirtti.</p>
<p>Daha önce yapılan araştırmalar, hamilelikte ağır stresin doğan çocuğun tip-2 diyabet hastası olma ihtimalini artırdığını da göstermişti.</p>
<p><strong>TELOMER NEDİR?</strong></p>
<p>Kromozomların ucunu oluşturan DNA protein kompleksleri olan telomerler, hücrelerin yaşını ortaya koyuyor. Telomerin kısa olması, hücrelerin yaşlı olduğunu gösteriyor.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bitki-saglik.com/dogacak-bebegin-omru-buna-bagli/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Antep fıstığı kilo verdiriyor</title>
		<link>http://www.bitki-saglik.com/antep-fistigi-kilo-verdiriyor</link>
		<comments>http://www.bitki-saglik.com/antep-fistigi-kilo-verdiriyor#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 03 Aug 2011 05:53:40 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Zayıflama Diyetleri]]></category>
		<category><![CDATA[Antep fıstığı zayıflatıyor mu]]></category>
		<category><![CDATA[Antep fıstığının yararları]]></category>
		<category><![CDATA[göbek eriten diyet önerileri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bitki-saglik.com/?p=470</guid>
		<description><![CDATA[Diyet yaparken belirli miktarda Antep fıstığı tüketilmesinin kilo vermeye yardımcı olduğu tespit edildi. Diyet yaparken belirli miktarda Antep fıstığı tüketilmesinin kilo vermeye yardımcı olduğu tespit edildi. Alman Aerztezeitung internet sitesinin haberine göre, Kaliforniya üniversitesinde yapılan araştırmada, yüksek besleyici değerlere sahip Antep fıstığının aynı zamanda kilo vermede olumlu etkisi olduğu ortaya çıktı. Bilim adamları, diyet uygulayan [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft" src="http://www.hurriyet.com.tr/_np/5339/14065339.jpg" alt="" width="117" height="117" /><span style="color: #0000ff;"><strong>Diyet yaparken belirli miktarda Antep fıstığı tüketilmesinin kilo vermeye yardımcı olduğu tespit edildi.</strong></span></p>
<p>Diyet yaparken belirli miktarda Antep fıstığı tüketilmesinin kilo vermeye yardımcı olduğu tespit edildi.<br />
Alman Aerztezeitung internet sitesinin haberine göre, Kaliforniya üniversitesinde yapılan araştırmada, yüksek besleyici değerlere sahip Antep fıstığının aynı zamanda kilo vermede olumlu <span id="more-470"></span>etkisi olduğu ortaya çıktı.</p>
<p>Bilim adamları, diyet uygulayan 52 aşırı kilolu hasta üzerinde yaptıkları araştırmada, bir gruba ara öğün olarak 240 kalori değeri olan Antep fıstığı, bir gruba da 220 kalori değeri olan tuzlu bisküvi verdi. 12 hafta süren araştırmanın sonunda, Antep fıstığı yiyen grubun kısa sürede hedeflenen kiloya ulaştığı görüldü. Ayrıca Antep fıstığı verilen grubun trigliserit değerlerinin daha düşük olduğu gözlendi.</p>
<p>Öte yandan ABD&#8217;de yapılan diğer bir araştırmada, kabuklu Antep fıstığının, soyulmuşuna oranla daha az miktarda tüketildiği ortaya çıktı. Bir gruba soyulmuş Antep fıstığı, diğer gruba kabuklu Antep fıstığı veren araştırmacılar, kabuklu fıstığın daha az miktarda tüketilerek aynı doygunluğa ulaşıldığını gördü. Bilim adamları, soyulmuş Antep fıstığı kabuklarının görüntüsünün deneklerin daha az yemesine neden olduğunu belirtti. Soyulan kabukların hemen atılması halinde ise deneklerin daha fazla Antep fıstığı yediği görüldü.</p>
<p>British Journal of Nutrition dergisinde yıl başında yayımlanan bir araştırmada da yüksek yağ oranı ile bilinen Antep fıstığındaki yağın bir bölümünün kullanılmadan insan vücudundan atıldığı belirtilmişti.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bitki-saglik.com/antep-fistigi-kilo-verdiriyor/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Zengin Hastalığı Depresyon</title>
		<link>http://www.bitki-saglik.com/zengin-hastaligi-depresyon</link>
		<comments>http://www.bitki-saglik.com/zengin-hastaligi-depresyon#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 01 Aug 2011 11:10:35 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Psikolojik Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Depresyon nedenleri]]></category>
		<category><![CDATA[Depresyon nedir]]></category>
		<category><![CDATA[dünyada depresyon oranları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bitki-saglik.com/?p=467</guid>
		<description><![CDATA[Dünya genelinde 18 ülkeyi kapsayan bir araştırmada, yüksek gelirli ülkelerin yoksul ülkelere kıyasla depresyona daha çok maruz kaldığı ortaya çıktı. BMC Dergisi’nde dün yayımlanan araştırmaya göre,  sekiz yüksek gelirli ülkede depresyonun hayat boyunca etkin olma oranı yüzde 14.6 iken, sekiz yoksul ülkede bu oran 11.1 olarak tespit edildi. &#160; Ülkeler geneline bakıldığında depresyonun yaş, evlilik [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft" src="http://www.hurriyet.com.tr/_np/5341/14015341.jpg" alt="" width="161" height="133" /><strong>Dünya genelinde 18 ülkeyi kapsayan bir araştırmada, yüksek gelirli ülkelerin yoksul ülkelere kıyasla depresyona daha çok maruz kaldığı ortaya çıktı.</strong></p>
<div>
<p>BMC Dergisi’nde dün yayımlanan araştırmaya göre,  sekiz yüksek gelirli ülkede depresyonun hayat boyunca etkin olma oranı yüzde 14.6 iken, sekiz yoksul ülkede bu oran 11.1 olarak tespit edildi.<span id="more-467"></span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Ülkeler geneline bakıldığında depresyonun yaş, evlilik durumu ve gelir gibi sosyal faktörlerle bağlantılı olduğu ifade edildi. Örnek olarak, düşük ve ota gelirli ülkelerde ilk büyük depresyona maruz kalma yaşı 24. Yüksek gelirli ülkelerde ise bu yaş 25.7</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Araştırmacılar, depresyonun zengin ülkelerde daha yaygın olmasının nedenini ise bu ülkelerdeki gelir dağılımının dengesiz olmasına bağladı. Ayrıca, depresyonun henüz kesin nedeni bilinmeyen, zenginlere özgü bir hastalık olabileceği ifade edildi.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Araştırmacılar, depresyonun kesin nedenlerini tespit ederek, her yıl dünyada 850 bin ölüme neden olan Alzheimer hastalığındaki araştırmaları ilerletmeyi umuyor.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Araştırma kapsamında değerlendirmeye tabi tutulan 18 ülkede 89 bin 37 kişinin katıldığı anket düzenlendi. Sonuçlara göre en depresif zengin ve fakir ülkelerin sıralaması şöyle belirdi:</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Yüksek gelirli ülkeler:</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Japonya</strong>: yüzde 6.6</p>
<p><strong>Almanya</strong>: yüzde 9.9</p>
<p><strong>İtalya</strong>: yüzde 9.9</p>
<p><strong>İsrail</strong>: yüzde 10.2</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>İspanya</strong>: yüzde 10.6</p>
<p><strong>Belçika</strong>: yüzde 14.1</p>
<p><strong>Yeni</strong> <strong>Zelanda</strong>: yüzde 17.8</p>
<p><strong>Hollanda</strong>: yüzde 17.9</p>
<p><strong>ABD</strong>: yüzde 19.2</p>
<p><strong>Fransa</strong>: yüzde 21</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Düşük ve orta gelirli ülkeler:</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Çin</strong>: yüzde 6.5</p>
<p><strong>Meksika</strong>: yüzde 8</p>
<p><strong>Hindistan</strong>: yüzde 9</p>
<p><strong>Güney</strong> <strong>Afrika</strong>: yüzde 9.8</p>
<p><strong>Lübnan</strong>: yüzde 10.9</p>
<p><strong>Kolombiya</strong>: yüzde 13.3</p>
<p><strong>Ukrayna</strong>: yüzde 14.6</p>
<p><strong>Brezilya</strong>: yüzde 18.4</p>
</div>
<div></div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bitki-saglik.com/zengin-hastaligi-depresyon/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bağırsak kanseri oranı yükseldi</title>
		<link>http://www.bitki-saglik.com/bagirsak-kanseri-orani-yukseldi</link>
		<comments>http://www.bitki-saglik.com/bagirsak-kanseri-orani-yukseldi#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 31 Jul 2011 12:34:24 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kanser]]></category>
		<category><![CDATA[Bağırsak kanseri]]></category>
		<category><![CDATA[Bağırsak kanseri için şifalı bitkiler]]></category>
		<category><![CDATA[Bağırsak kanseri nedenleri]]></category>
		<category><![CDATA[Bağırsak kanseri tedavi yöntemleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bitki-saglik.com/?p=465</guid>
		<description><![CDATA[Çağın yaygın hastalığı kanserin tehlikeli bir türü olan bağırsak kanseri oranı arttı. İngiltere Kanser Araştırmaları, bağırsak kanseri oranının 1970’lerden sonra arttığına dikkat çekerek, 2008’de neredeyse her 15 erkekten ve 19 kadından birinin bağırsak kanseri olduğunu belirtti. İngiltere’nin en büyük kanser yardım kuruluşuna göre, 1970’lerden sonra erkeklerde bağırsak kanseri olma ihtimali iki kat artarken, İngiltere Kanser [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft" src="http://i.milliyet.com.tr/YeniAnaResim/2011/07/28/bagirsak-kanseri-orani-yukseldi-1514329.Jpeg" alt="" width="145" height="134" /><span style="color: #ff0000;"><strong>Çağın yaygın hastalığı kanserin tehlikeli bir türü olan bağırsak kanseri oranı arttı.</strong></span></p>
<p>İngiltere Kanser Araştırmaları, bağırsak kanseri oranının 1970’lerden sonra arttığına dikkat çekerek, 2008’de neredeyse her 15 erkekten <a name="aspx1" target="_blank"></a><span><strong>ve</strong></span> 19 kadından birinin bağırsak kanseri olduğunu belirtti.</p>
<p>İngiltere’nin en büyük kanser <a name="aspx1" target="_blank"></a><span><strong>yardım</strong></span> kuruluşuna göre, 1970’lerden sonra erkeklerde <span id="more-465"></span>bağırsak kanseri olma ihtimali iki kat artarken, İngiltere Kanser Araştırmaları da, 1975’de 29 erkekten birine bağırsak kanseri teşhisi konduğunu ancak 2008’de neredeyse 15 erkekten birinin bağırsak kanseri olduğuna işaret etti.</p>
<p>Kadınlarda ise yükselişin çok fazla olmadığı belirtilerek, 1975’de 26 kadından biri bağırsak kanseriyken 2008’de 19 kadından birinin bağırsak kanseri olduğu vurgulandı.</p>
<p><strong>-BAĞIRSAK KANSERİ BESLENMEYLE BAĞLANTILI-</strong><br />
The Guardian gazetesinin yansıttığı araştırmada, <a name="aspx1" target="_blank"></a><span><strong>genel</strong></span> olarak insanın yaşam süresinin uzamasından dolayı kanser oranının arttığı belirtilirken, ancak bağırsak kanserinin güçlü bir şekilde beslenmeyle bağlantılı olduğu ve birçok hastalığın önlenebileceğine dikkat çekiliyor.</p>
<p><strong>-BAĞIRSAK KANSERİ RİSKİNİ AZALTMANIN BİRÇOK YOLU VAR-</strong><br />
İngiltere Kanser Araştırmaları’ndan Sara Hiom insanların risk oranını düşürebilmesinin birçok yolu olduğuna işaret ederek, &#8220;Sağlıklı kiloda kalarak, fiziksel aktivite yaparak, yüksek lif içeren gıdalar tüketerek ve kırmızı ve işlenmiş etin az tüketimi <a name="aspx1" target="_blank"></a><span><strong>ile</strong></span> sağlıklı beslenerek, alkol tüketimini azaltarak ve sigara içmeyerek bağırsak kanseri riskinizi düşürebilirsiniz&#8221;  uyarısında bulunuyor.</p>
<p><strong>-SAĞLIK TARAMASI ÖNEMLİ-</strong><br />
Sara Hiom’un aynı zamanda sağlık taramasının da önemli olduğuna dikkat çektiği belirtilen araştırmada, kanser ortaya çıktığı zaman yaşın da göz önünde bulundurulması gerektiğine dikkat çekildi. Araştırmada, 70 yaşında bağırsak kanseri teşhisi konmamış bir kişinin bağırsak kanseri olma ihtimalinin 10 ya da 20 yaş daha genç olanlara göre daha düşük olduğu ifade ediliyor.<br />
Ayrıca araştırma verilerinin erkeklerde kanser olma ihtimalinin yüzde 42.2,  kadınlarda ise bu oranın yüzde 38.8 olduğu belirtiliyor.</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bitki-saglik.com/bagirsak-kanseri-orani-yukseldi/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

