<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Şifalı Bitkiler Kürler Tedavi Yöntemi</title>
	<atom:link href="http://www.bitki-saglik.com/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.bitki-saglik.com</link>
	<description>Bir başka WordPress blogu.</description>
	<lastBuildDate>Sat, 28 Aug 2010 19:46:09 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.0.1</generator>
		<item>
		<title>B12 Vitamini Eksikliği</title>
		<link>http://www.bitki-saglik.com/b12-vitamini-eksikligi</link>
		<comments>http://www.bitki-saglik.com/b12-vitamini-eksikligi#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 28 Aug 2010 19:46:09 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[b12 belirtileri]]></category>
		<category><![CDATA[b12 eksikliğinde kullanılan ilaçlar]]></category>
		<category><![CDATA[b12 eksikliğinin belirtileri]]></category>
		<category><![CDATA[b12 hangi meyvelerde bulunur]]></category>
		<category><![CDATA[b12 vitamini]]></category>
		<category><![CDATA[b12 vitamini nelerde bulunur]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bitki-saglik.com/?p=318</guid>
		<description><![CDATA[B12 eksikliği uzun süreler tedavi edilmezse ciddi hasarlara neden olabilir.  B12 vitamin eksikliğinde sinir hasarı, kansızlık, unutkanlık, depresyon ve yorgunluk gibi sorunlar görülür. Bu hasarların düşük B12 düzeyi erken teşhis edilip ve takviye alımına herhangi bir kalıcı hasar oluşmadan başlandığında engellenmesi mümkündür. Kırmızı kan hücrelerinin üretimi için b12 vitaminine gereksinim vardır. Gerekli miktarda alınmadığı takdirde [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft" src="http://img.mynet.com/ha2/vitamin.jpg" alt="" width="156" height="116" /></p>
<p>B12 eksikliği uzun süreler tedavi edilmezse ciddi hasarlara neden olabilir.  B12 vitamin eksikliğinde <strong>sinir hasarı, kansızlık, unutkanlık, depresyon ve yorgunluk</strong> gibi sorunlar görülür. Bu hasarların düşük B12 düzeyi erken teşhis  edilip ve takviye alımına herhangi bir kalıcı hasar oluşmadan  başlandığında<span id="more-318"></span> engellenmesi mümkündür.</p>
<p><em>Kırmızı kan hücrelerinin</em> üretimi için b12 vitaminine  gereksinim vardır. Gerekli miktarda alınmadığı takdirde b12 vitamini  eksikliği  çarpıntı, nefes darlığı ve bitkinlik gibi sorunlara yol açan  bir tür <strong>kansızlık</strong> problemine sebebiyet verir.</p>
<p>B12 vitamin eksikliği <strong>hafızanın zayıflamasına</strong> neden olur.</p>
<p>El ve ayaklarda görülen uyuşmanın nedeni b12 eksikliği olabilir.</p>
<p>Çocukların zeka düzeylerinde düşüklüğe neden olabildiği gibi b 12  eksikliği aynı zamanda konuşma ve yürüme gibi davranışların daha geç  ortaya çıkmasına neden olabilir.</p>
<h2>B12 Eksikliği Belirtileri</h2>
<p>Yorgunluk</p>
<p>Çarpıntı</p>
<p>Nefes darlığı</p>
<p>Kilo kaybı</p>
<p>Sinirsel problemler</p>
<p>Unutkanlık</p>
<p>El ve ayaktaki karıncalanma  gibi sorunlar b12 vitamin eksikliği belirtileri olarak sayılabilir.</p>
<p><strong>B12 test</strong> : Fiziksel belirtilerin yanı sıra B12 eksikliğini anlamak için  kandaki b12 vitaminin seviyesi de ölçülür.</p>
<h2>B12 Vitamin Eksikliği Neden Oluşur?</h2>
<p>-B12 içeren besinlerin yeteri kadar tüketilmemesi</p>
<p>-Yeteri kadar beslenilmesine karşın vücuttaki emilim bozukluğundan dolayı yararlanılamaması.</p>
<p>-Aşırı oranda alkol kullanımı</p>
<p>-Bazı ilaçların uzun süreli kullanımı  b12 eksikliğine yol açan faktörlerdir.</p>
<h2>Kimler B 12 Vitamin Eksikliği Riski ile Karşı Karşıyadır?</h2>
<p>Vejetaryen beslenenler</p>
<p>Sürekli diyet yapanlar</p>
<p>Yaşlılar</p>
<p>Vitaminin vücut tarafından emilmesini önleyen sorunların bulunması.</p>
<p><strong>B12 Vitamin Eksikliği Tedavisi</strong></p>
<p>B12 tedavisi için b12 vitamin iğnesi ya da b12 vitamin hapı kullanılır. Ayrıca dilaltından alınan çeşidi de vardır.</p>
<p>Fakat korunma tedaviden daha iyidir yani, yaşlılar ve katı  vejetaryenler gibi yüksek eksiklik riski altında olanların vitamin  düzeylerini kontrol etmeyi göz önünde bulundurmaları ve günlük  beslenmelerini sağlık sorunlarına karşı koruyucu olarak B 12 ile takviye  etmeleri gerekir.</p>
<p><strong>B12 Vitamini Hangi Besinlerde Bulunur?</strong></p>
<p>Kırmızı et, karaciğer,yumurta, süt, peynir ve balık b12 vitamini içeren yiyeceklerdir.</p>
<h2>B12 kullanımı – Doğru Dozaj</h2>
<p>B12 için dogru miktar ne kadardır? Vücudun sadece küçük miktarda B12  ye gereksinimi vardır.  – önerilen b12 normal günlük dozaj 2 ila 3 mcg  dir. Vücuttaki eksikliğin ciddiyetine bağlı olarak kullanılabilecek 50  ila 2000 mcg lik B12 takviyeleri mevcuttur. B12 vitamini fazlalığı yan  etkiye sebep olur mu? Yüksek dozajlarda bile herhangi bir toksisiste   raporlanmamıştır.</p>
<h2>Takviye Seçmek</h2>
<p>• B12  folik asit, vitamin A, C ve E gibi diğer vitaminlerle beraber,  bu vitaminin diğer maddelerle birlikte alındığında vitaminin  etkinliğinin artması anlamında sinerjik olarak  etkili olur.  B12  emilimi için kalsiyum gereklidir.</p>
<p>Günümüzde <em>beslenme bozuklukları</em> son derece yaygın olduğundan, başka vitamin ve besinler de içeren bileşenleri kullanmak anlam kazanır.</p>
<p>• Takviye endüstrisi Birleşik Devletlerde gevşek olarak  düzenlenmiştir ve  iyi kalitede takviye ürünü bulmak biraz sağlığınızla  kumar oynamak gibi olabilir. Bazı ürünler etiketlerinde yazılı <em>aktif maddeleri</em> bile içermezler ve diğerleri bildirilen miktarlardan daha az veya fazla  içerebilirler. Daha kötüsü, bazıları sağlığınıza gerçekten zararlı  olabilecek maddeler içerir.</p>
<p><a class="a2a_dd addtoany_share_save" href="http://www.addtoany.com/share_save"><img src="http://www.bitki-saglik.com/wp-content/plugins/add-to-any/share_save_171_16.png" width="171" height="16" alt="Share/Bookmark"/></a> </p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bitki-saglik.com/b12-vitamini-eksikligi/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kayısının Faydaları</title>
		<link>http://www.bitki-saglik.com/kayisinin-faydalari</link>
		<comments>http://www.bitki-saglik.com/kayisinin-faydalari#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 27 Aug 2010 08:37:57 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bitki Dünyası]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bitki-saglik.com/?p=312</guid>
		<description><![CDATA[KAYISI: A, B, C ve P vitamini açısından zengin bir meyve olan kayısı aynı zamanda bol miktarda demir içerir. Ayrıca magnezyum, kalsiyum, fosfor, kükürt, bakır, krom ve manganez mineralleri açısından da zengindir. Kayısının Faydaları: Kayısı besleyici ve iştah açıcıdır. Bol miktarda demir içerdiğinden kansızlığa iyi gelir. Vücuttaki zararlı maddelerin uzaklaştırılmasına yardımcı olur. Başta akciğer ve [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div>
<div>
<p><strong><img class="alignleft" src="http://www.sariseker.com.tr/images/kayisi.jpg" alt="" width="231" height="174" />KAYISI:</strong> A, B, C ve P vitamini açısından zengin bir meyve olan  kayısı aynı zamanda bol miktarda demir içerir. Ayrıca magnezyum,  kalsiyum, fosfor, kükürt, bakır, krom ve manganez mineralleri açısından  da zengindir.</p>
<p><strong>Kayısının Faydaları:</strong> Kayısı besleyici  ve iştah açıcıdır. Bol miktarda demir içerdiğinden kansızlığa iyi  gelir. Vücuttaki zararlı maddelerin uzaklaştırılmasına yardımcı olur.  Başta akciğer ve cilt kanseri<span id="more-312"></span> olmak üzere  kansere karşı koruyucudur. Vücuda kuvvet verir. Bedensel ve zihinsel  yorgunluğu giderir. Özellikle gelişme çağındaki çocuklara  faydalıdır. Raşitizm gibi gelişme bozukluklarını önler. Hastaların  iyileşmesini hızlandırır. Sinirleri sakinleştirir ve uyku verir. Migrene  karşı da iyi gelir. Ayrıca cildi besler, nemlendirir ve yumuşatır.</p>
<p><strong>Kayısı Nasıl Kullanılır?</strong> Kayısı kuru  ya da taze olarak yenebileceği gibi reçeli ve kompostosu da  yapılabilir. Ayrıca, Kayısı çekirdeği yağ elde etmek için kullanılır.  Kayısının yaprakları da kullanılır. Kayısı kompostosu idrar söktürür ve  kabızlığı giderir. Kuru kayısı A, B ve C vitaminleri ve potasyum minerali açısında oldukça zengindir. Kayısının yemeklerden sonra yenmesi hazmı kolaylaştırmasını sağlar. Bunların dışında, kayısı cilt bakımı için maske yapılarak yüze sürülebilir.</p>
</div>
<p><script type="text/javascript">// <![CDATA[
google_ad_client = "pub-2853072624940386";
//Konu Altı Bağlantı Birimi, 468x15, 19.01.2008
google_ad_slot = "8464985642";
google_ad_width = 468;
google_ad_height = 15;
// ]]&gt;</script> <script src="http://pagead2.googlesyndication.com/pagead/show_ads.js" type="text/javascript">
</script><script type="text/javascript">// <![CDATA[
google_protectAndRun("ads_core.google_render_ad", google_handleError, google_render_ad);
// ]]&gt;</script><ins><ins id="google_ads_frame4_anchor"></ins></ins> <script type="text/javascript">// <![CDATA[
  GA_googleFillSlot("Konu_Alti_Google");
// ]]&gt;</script><script src="http://pubads.g.doubleclick.net/gampad/ads?correlator=1282898145441&amp;output=json_html&amp;callback=GA_googleSetAdContentsBySlotForSync&amp;impl=s&amp;prev_afc=1&amp;a2ids=%2C&amp;cids=%2C&amp;pstok=cR2K_OsWCeoKAAoFELCSzB0&amp;client=ca-pub-2853072624940386&amp;slotname=Konu_Alti_Google&amp;page_slots=Sol_Alt_Kenar%2CSayfa_ici%2CKonu_Alti_Google&amp;cookie=ID%3D13bbea69f4fd4532%3AT%3D1282898125%3AS%3DALNI_MZq0T-EFfi4pWK4hffR5daPBwI3eQ&amp;cookie_enabled=1&amp;ga_vid=901602538.1282898146&amp;ga_sid=1282898146&amp;ga_hid=1439979070&amp;url=http%3A%2F%2Ftr.mydearbody.com%2Fsifali-bitkiler%2Fkayisi.html&amp;ref=http%3A%2F%2Fwww.google.com.tr%2Furl%3Fsa%3Dt%26source%3Dweb%26cd%3D2%26ved%3D0CB4QFjAB%26url%3Dhttp%253A%252F%252Ftr.mydearbody.com%252Fsifali-bitkiler%252Fkayisi.html%26rct%3Dj%26q%3Dkay%25C4%25B1s%25C4%25B1n%25C4%25B1n%2520faydalar%25C4%25B1%26ei%3Dwnh3TIOaFIL7lwfP9_2uCg%26usg%3DAFQjCNE3Phf8qqDgiNTe4kRLYu_uErLYEg%26cad%3Drja&amp;lmt=1274280466&amp;dt=1282898147563&amp;cc=100&amp;biw=1255&amp;bih=602&amp;ifi=5&amp;adk=1965488075&amp;u_tz=180&amp;u_his=1&amp;u_java=true&amp;u_h=800&amp;u_w=1280&amp;u_ah=770&amp;u_aw=1280&amp;u_cd=24&amp;u_nplug=8&amp;u_nmime=55&amp;flash=10.1.82"></script> <script type="text/javascript">// <![CDATA[
  GA_googleFillSlot("Konu_Alti");
// ]]&gt;</script><script src="http://pubads.g.doubleclick.net/gampad/ads?correlator=1282898145441&amp;output=json_html&amp;callback=GA_googleSetAdContentsBySlotForSync&amp;impl=s&amp;prev_afc=2&amp;a2ids=%2C%2C&amp;cids=%2C%2C&amp;pstok=c09Izpid-SIKAAoFELCSzB0KAA&amp;client=ca-pub-2853072624940386&amp;slotname=Konu_Alti&amp;page_slots=Sol_Alt_Kenar%2CSayfa_ici%2CKonu_Alti_Google%2CKonu_Alti&amp;cookie=ID%3D13bbea69f4fd4532%3AT%3D1282898125%3AS%3DALNI_MZq0T-EFfi4pWK4hffR5daPBwI3eQ&amp;cookie_enabled=1&amp;ga_vid=901602538.1282898146&amp;ga_sid=1282898146&amp;ga_hid=1439979070&amp;url=http%3A%2F%2Ftr.mydearbody.com%2Fsifali-bitkiler%2Fkayisi.html&amp;ref=http%3A%2F%2Fwww.google.com.tr%2Furl%3Fsa%3Dt%26source%3Dweb%26cd%3D2%26ved%3D0CB4QFjAB%26url%3Dhttp%253A%252F%252Ftr.mydearbody.com%252Fsifali-bitkiler%252Fkayisi.html%26rct%3Dj%26q%3Dkay%25C4%25B1s%25C4%25B1n%25C4%25B1n%2520faydalar%25C4%25B1%26ei%3Dwnh3TIOaFIL7lwfP9_2uCg%26usg%3DAFQjCNE3Phf8qqDgiNTe4kRLYu_uErLYEg%26cad%3Drja&amp;lmt=1274280466&amp;dt=1282898148377&amp;cc=100&amp;biw=1255&amp;bih=602&amp;ifi=6&amp;adk=978698103&amp;u_tz=180&amp;u_his=1&amp;u_java=true&amp;u_h=800&amp;u_w=1280&amp;u_ah=770&amp;u_aw=1280&amp;u_cd=24&amp;u_nplug=8&amp;u_nmime=55&amp;flash=10.1.82"></script>
</div>
<p><!-- Content unit - Two columns --></p>
<div><!-- B.3 SUBCONTENT --> <script type="text/javascript">// <![CDATA[
  GA_googleFillSlot("Sag_Alt_Kenar");
// ]]&gt;</script><script src="http://pubads.g.doubleclick.net/gampad/ads?correlator=1282898145441&amp;output=json_html&amp;callback=GA_googleSetAdContentsBySlotForSync&amp;impl=s&amp;prev_afc=4&amp;a2ids=%2C%2C%2C&amp;cids=%2C%2C%2C&amp;pstok=pBtIZM83qJQKAAoFELCSzB0KAAoA&amp;client=ca-pub-2853072624940386&amp;slotname=Sag_Alt_Kenar&amp;page_slots=Sol_Alt_Kenar%2CSayfa_ici%2CKonu_Alti_Google%2CKonu_Alti%2CSag_Alt_Kenar&amp;cookie=ID%3D13bbea69f4fd4532%3AT%3D1282898125%3AS%3DALNI_MZq0T-EFfi4pWK4hffR5daPBwI3eQ&amp;cookie_enabled=1&amp;ga_vid=901602538.1282898146&amp;ga_sid=1282898146&amp;ga_hid=1439979070&amp;url=http%3A%2F%2Ftr.mydearbody.com%2Fsifali-bitkiler%2Fkayisi.html&amp;ref=http%3A%2F%2Fwww.google.com.tr%2Furl%3Fsa%3Dt%26source%3Dweb%26cd%3D2%26ved%3D0CB4QFjAB%26url%3Dhttp%253A%252F%252Ftr.mydearbody.com%252Fsifali-bitkiler%252Fkayisi.html%26rct%3Dj%26q%3Dkay%25C4%25B1s%25C4%25B1n%25C4%25B1n%2520faydalar%25C4%25B1%26ei%3Dwnh3TIOaFIL7lwfP9_2uCg%26usg%3DAFQjCNE3Phf8qqDgiNTe4kRLYu_uErLYEg%26cad%3Drja&amp;lmt=1274280466&amp;dt=1282898148763&amp;cc=100&amp;biw=1255&amp;bih=602&amp;ifi=7&amp;adk=274523321&amp;u_tz=180&amp;u_his=1&amp;u_java=true&amp;u_h=800&amp;u_w=1280&amp;u_ah=770&amp;u_aw=1280&amp;u_cd=24&amp;u_nplug=8&amp;u_nmime=55&amp;flash=10.1.82"></script></div>
<p><!-- C. FOOTER AREA --></p>
<p><script type="text/javascript">// <![CDATA[
var gaJsHost = (("https:" == document.location.protocol) ? "https://ssl." : "http://www.");
document.write(unescape("%3Cscript src='" + gaJsHost + "google-analytics.com/ga.js' type='text/javascript'%3E%3C/script%3E"));
// ]]&gt;</script><script src="http://www.google-analytics.com/ga.js" type="text/javascript"></script> <script type="text/javascript">// <![CDATA[
try {
var pageTracker = _gat._getTracker("UA-6770859-1");
pageTracker._trackPageview();
} catch(err) {}
// ]]&gt;</script> <script type="text/JavaScript">// <![CDATA[
function click(e){if (document.all) if (event.button == 2) return false;if
(document.layers) if (e.which == 3) return false;}
function click2(){event.returnValue=false;return false;}if (document.layers)
document.captureEvents(Event.MOUSEDOWN);document.onmousedown=click;document.oncontextmenu=click2;
// 
function MM_openBrWindow(theURL,winName,features) { //v2.0
  window.open(theURL,winName,features);
}
// --&gt;
// ]]&gt;</script> <script type="text/javascript">// <![CDATA[
linkz_publisher_id = 747;
linkz_scope = [ 'linkz01' ];
// ]]&gt;</script> <script src="http://static.linkz.net/linkz/linkz.js"></script><script src="http://static.linkz.net/linkz/linkz.V3.js" type="text/javascript"></script></p>
<p><a class="a2a_dd addtoany_share_save" href="http://www.addtoany.com/share_save"><img src="http://www.bitki-saglik.com/wp-content/plugins/add-to-any/share_save_171_16.png" width="171" height="16" alt="Share/Bookmark"/></a> </p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bitki-saglik.com/kayisinin-faydalari/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Orucu sigarayla açmayın</title>
		<link>http://www.bitki-saglik.com/orucu-sigarayla-acmayin</link>
		<comments>http://www.bitki-saglik.com/orucu-sigarayla-acmayin#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 12 Aug 2010 11:37:26 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlıklı Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[iftarda sigara]]></category>
		<category><![CDATA[ramazanda sigara kullanımı]]></category>
		<category><![CDATA[sigarayı bırakmak]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bitki-saglik.com/?p=310</guid>
		<description><![CDATA[Yeterli ve dengeli beslenmek oruç tutanlar için daha büyük önem taşıyor. Beslenme ve diyet uzmanı Ferdane Gül Çarkoğlu, sağlığa zararlı olduğu için iftarda yemek yemeden sigara içilmemesi, sıvı ihtiyacı ve az enerji alınması açısından da orucun çorbayla açılması gerektiğini söyledi. Ankara Üniversitesi İbni Sina Hastanesi Beslenme ve Diyet Bölüm Sorumlusu Çarkoğlu, yeterli ve dengeli beslenmenin [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft" src="http://im.haberturk.com/2010/08/12/541392_detay.jpg?1281598638" alt="" width="169" height="173" /></p>
<h3><span style="color: #ff0000;">Yeterli ve dengeli beslenmek oruç tutanlar için daha büyük önem taşıyor.</span></h3>
<p>Beslenme ve diyet uzmanı Ferdane Gül  Çarkoğlu, sağlığa zararlı olduğu  için iftarda yemek yemeden sigara  içilmemesi, sıvı ihtiyacı ve az enerji  alınması açısından da orucun  çorbayla açılması gerektiğini söyledi.</p>
<p>Ankara  Üniversitesi İbni  Sina Hastanesi Beslenme ve Diyet Bölüm Sorumlusu  Çarkoğlu, yeterli ve  dengeli beslenmenin hayatın<span id="more-310"></span> her döneminde önemli  olduğunu, bunun  Ramazan ayında oruç tutanlar için daha büyük önem  taşıdığını söyledi.</p>
<p>Ramazanda, beslenme şekli ve saatlerinin  değişmesi, yanlış beslenme,  hareketin azalması gibi nedenlerle başta  kilo artışı olmak üzere birçok  sağlık problemi ortaya çıktığını anlatan  Çarkoğlu, şunları söyledi:</p>
<p>&#8221;Oruç  tutulurken yeterli ve dengeli  beslenme kurallarına dikkat edilir,  sağlıklı gıda seçimi yapılırsa,  orucun amaçlarından olan metabolizmanın  dinlenmesi ve vücudun  toksinlerden arınması sağlanır. Bunun sonucunda  oruç tutan kişide  uyarılan salgılar azalır, mide ve bağırsak sistemi  dinlenir, sindirim  sistemi kendini yeniler. Alkol ve sigara gibi  zararlı maddelerin minimum  düzeyde alınması veya hiç tüketilmemesi de  bunu hızlandırır ve kanın  toksinlerden arınması sağlanır. Oruç  sayesinde dinlenen mide, bağırsak  sistemi ve karaciğer kendini yeniler.  Oruç tutan kişide stres de  azalır.&#8221;</p>
<p>Yanlış beslenmenin, oruç  tutan kişilerde pek çok sağlık  sorununu da beraberinde getireceği  uyarısını dile getiren Çarkoğlu,  &#8221;İftarda boş mideye birden yüklenip  çok ve çeşitli yemek tüketilmesi  halinde baş dönmesi, ağırlık, gaz,  kabızlık, kan şekerinde düşme,  bulantı, reflü gibi problemler ortaya  çıkabilir&#8221; diye konuştu.</p>
<p>Uzun  süren açlıktan sonra et, sebze,  salata, tatlı, pilav–makarna, pide,  yoğurt gibi tüm besin gruplarının  bir arada tüketilmesinin metabolizmaya  ağır yükler bindireceğini  kaydeden Çarkoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:</p>
<p>&#8221;Ramazanda  vücudun  besin ihtiyacı artmaz, aynı kalır. Halbuki iftar sofrasında  ihtiyacın  2–3 katı yemek tüketilebilmektedir. Oruçlunun, ertesi günkü  açlık  hissini azaltacağı şeklinde yanlış bir düşünceyle fazladan gıdalar   alması tüm dengeyi bozar. Daha önce 3-4 öğünde tüketilen yemeklerin   miktarının azalmadan artırılıp, çeşidinin fazlalaştırılması, üstelik   öğün sayısının da ikiye düşmesi sorunun temelini oluşturuyor.&#8221;</p>
<p>Uzun   süren açlıktan sonra ağır yemek tüketiminin kalbin yükünü   artırabileceğini kaydeden Çarkoğlu, bunun sonucunda kalp krizi, yüksek   tansiyon, beyin kanaması ve felç gibi sağlık sorunları görülebileceğini   söyledi.</p>
<p><strong>-ORUÇLULARA ÖNERİLER-</strong></p>
<p>Çarkoğlu, Ramazanda oruç tutacaklara şu önerilerde bulundu:</p>
<p>&#8221;-Ramazanın   yaz ayına denk gelmesi fazla miktarda su ve mineral kaybına yol   açabilir. Vücudun ihtiyacının yerine konması için iftarla sahur arasında   ayran, taze sıkılmış sebze-meyve suları, çay ve bitki çayları, su   tüketilmelidir.</p>
<p>-İftarda yemek yemeden sigara içilmemelidir. Aç karnına sigara içmek çok zararlıdır.</p>
<p>-Orucun çorbayla açılması, sıvı ihtiyacı ve az enerji alınması açısından son derece yararlıdır.</p>
<p>-Sıvılar, sindirim sistemine zarar vermemek için yemek aralarında tüketilmelidir.</p>
<p>-Yaklaşık 16 saat dinlenen mideye aniden yüklenip sindirim sorunları ile karşılaşmamak için iftar öğününe dikkat edilmelidir.</p>
<p>-İftarda   hızlı yemek yenmemelidir. Uzun süren açlık sonrası yenen yemekler  karın  ağrısı, bulantı, reflü, halsizlik gibi sıkıntılar oluşturabilir.   Midenin gerilmesi, tansiyonun yükselmesine ve nörolojik hormonların   hızlı salgılanmasına neden olabilir. Azar azar, iyi çiğneyerek yemek   yenmelidir.</p>
<p>-Çok yağlı, çok tuzlu ve aşırı tatlı gıdalardan   kaçınılmalıdır. Hazmı kolay, mide bağırsak sisteminde uzun süre   kalabilen lifli sebze, meyve ve kepekli ekmek tercih edilmelidir.</p>
<p>-Kızartmalardan   kaçınılmadır. İftarda yemeğe ara verilirse, hem midenin yükü artmaz  hem  de doyum hissi için zaman kazanılıp daha az gıda tüketilebilir.</p>
<p>-Bir   kase çorbanın ardından, az yağlı sebze yemeği veya   ızgara–fırında–haşlanmış az yağlı, tercihen beyaz et, bir kase yoğurt,   yağsız salata, 2–3 ince dilim tam buğday unu ekmek sağlıklı bir seçim   olabilir.</p>
<p>-İftarda sebze meyve tüketimi artmalıdır. En az 2   porsiyon meyve çiğ ya da komposto olarak tüketilmelidir. Demir emilimini   engellediği için çay ya da kahve yemeklerden en az bir saat sonra   içilmelidir.</p>
<p>-Ramazanda tatlı yeme isteği artabilir. Bu durumda   yağda kızartılmış ve yoğun şekerli tatlılar yerine sütlü veya meyve   tatlıları, hoşaf veya komposto tercih edilebilir.</p>
<p>-Sahur   atlanmamalı, dengeli ve yeterli beslenme kuralları dahilinde hazırlanıp   yenmelidir. Sahurda sadece su içerek oruca başlamak ya da yatmadan önce   yemek yemek, 16 saate yakın süren oruç süresinin daha da artmasına,   açlık kan şekerinin daha erken saatlerde düşmesine ve buna bağlı olarak   günün daha verimsiz geçmesine baş ağrısına, halsizliğe neden olabilir.</p>
<p>-Sahurda   kahvaltılıkların tüketilmesi uygun olur. Süt–meyve suyu–çay, zeytin,   peynir, yağsız börek, yumurta, domates–salatalık, meyve, komposto sahur   için ideal gıdalardır. Çorba, sebze ya da zeytinyağlı yemekler de   tüketilebilir.</p>
<p>-Sahurda çok su içmekten kaçınılmalıdır. Fazla   sıvı tüketme idrar miktarını artıracağı için şişkinlik ve uykunun   kaçmasına neden olur. Sıvılar iftardan itibaren aralıklı olarak   tüketilmelidir.</p>
<p>-Ramazanda kilo almamak, hatta kilo vermek   mümkündür. İhtiyaç duyulan kalori, sahur ve iftara paylaştırılıp ara   öğünlerle desteklenebilir. Sebze ve meyve tüketimi fazlalaştırılır ve   hareket artırılır, iftardan sonra yürüyüşler yapılırsa kilo kaybı   sağlanır.</p>
<p>-Ramazanda sık rastlanan kabızlığı önlemek için sebze–meyve–sıvı tüketimi artırılmalıdır.</p>
<p>-Pirinç   pilavı yerine bulgur pilavı, beyaz ekmek yerine kepekli ekmek, yoğurt   yerine süt, muz–şeftali yerine diğer meyveler tercih edilmelidir.   Yürüyüşlerle kabızlık sıkıntısı giderilmeye çalışılabilir.   Kurubaklagiller ve ara öğünlerde ceviz, fındık, badem gibi kuruyemişler   bağırsak hareketlerini artırmak için tercih edilebilir.</p>
<p><a class="a2a_dd addtoany_share_save" href="http://www.addtoany.com/share_save"><img src="http://www.bitki-saglik.com/wp-content/plugins/add-to-any/share_save_171_16.png" width="171" height="16" alt="Share/Bookmark"/></a> </p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bitki-saglik.com/orucu-sigarayla-acmayin/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İftardan sahura en az 4 litre su için</title>
		<link>http://www.bitki-saglik.com/iftardan-sahura-en-az-4-litre-su-icin</link>
		<comments>http://www.bitki-saglik.com/iftardan-sahura-en-az-4-litre-su-icin#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 11 Aug 2010 13:12:56 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme tercihleri]]></category>
		<category><![CDATA[ramazanda su tüketimi]]></category>
		<category><![CDATA[sıvı tüketimi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bitki-saglik.com/?p=307</guid>
		<description><![CDATA[Uzmanlar 16 saat sürecek oruç sürecinde sıcağa dikkat çekip, uyarıyor: ‘İftardan sahura en az 4 litre sıvı tüketin’ Ramazan ayının gelmesiyle birlikte, doktorlar, artan nemle daha fazla hissedilen yaz sıcağında tutulacak orucun hayati tehlike yaratmaması için uyarılarda bulundu. İzmir&#8217;de, Endokrinoloji Uzmanı Erdal Duman, sıvı kaybına dikkat çekerek, oruç tutacaklara, “İftar ile sahur arasında bol sıvı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft" src="http://www.hurriyet.com.tr/_np/7560/11287560.gif" alt="" width="156" height="155" /></p>
<p><strong>Uzmanlar 16 saat sürecek oruç sürecinde sıcağa dikkat çekip, uyarıyor: ‘İftardan sahura en az 4 litre sıvı tüketin’</strong></p>
<p>Ramazan ayının gelmesiyle birlikte, doktorlar,  artan nemle daha fazla hissedilen yaz sıcağında tutulacak orucun hayati  tehlike yaratmaması <a onmouseover="showAd('26180','101219','4e135171' ,event);clearAdInterval_();" onmouseout="hideAd();" name="aspx1" target="_blank"><span><strong>için</strong></span></a> uyarılarda bulundu. İzmir&#8217;de,  Endokrinoloji Uzmanı Erdal Duman, sıvı kaybına dikkat çekerek, oruç  tutacaklara<span id="more-307"></span>, “İftar ile sahur arasında bol sıvı tüketin. 70 kilogram  ağırlığındaki bir kişinin en az 4 litre sıvı tüketmesi gerek, bu, su, az  tuzlu ayran, soda, çorba olabilir” dedi.</p>
<p>Endokrinoloji Uzmanı  Dr. Erdal Duman, hava sıcaklığının nem oranının artmasıyla birlikte daha  fazla hissedildiğine söyledi. 28 derece sıcaklığın nem yüzünden 33- 34  derece hissedildiğini belirten Uzm.Dr. Duman, “Bu sıcaklar ciddi sıvı  kaybına, terleme bozukluğuna neden olabilir. Yüksek tansiyon, kalp ritm  bozukluğu, şeker bozukluğuna yol açabilir. Özellikle sinir tahribatı  olan diyabet hastalarında bu sıcaklık artışı ve nem bozukluğu <a onmouseover="showAd('26184','100493','6ab5295d' ,event);clearAdInterval_();" onmouseout="hideAd();" name="aspx1" target="_blank"><span><strong>çok</strong></span></a> daha tehlikeli sonuçlara yol açabilir, terlemeyi tam yapamayabilirler.  Gebeler, şeker hastaları, çocuklar, ileri yaştaki yüksek tansiyonu  olanlar, böbrek yetmezliği, şişmanlar, yoğun ilaç kullananların oruç  tutmalarını istemiyoruz. Çünkü hayati tehlike var. 16 saati bulan bir  oruç tutma süreci, uzun bir süre. Oruç tutanlar gölgede, klimalı ortamda  bulunmalı. Sıvı kaybına neden olacak, efor sarfetmeleri gerekecek  aktivitelerden uzak durmalı” diye konuştu.</p>
<p>Uzm.Dr. Erdal Duman,  oruç tutanların iftarla sahur arasında bol sıvı almalarının, oruçlu  oldukları süreci rahat geçirmeleri açısından çok önemli olduğunu  kaydetti. Sıvı tüketiminde önceliğin su olduğunu belirten Uzm.Dr. Duman,  şunları söyledi:</p>
<p><strong>Tatlı niyetine dondurma türetin</strong></p>
<p>“Az tuzlu  ayran, soda, çorba tüketilmeli. Kahve, çay ve meyve suyu tüketimini  önermiyoruz çünkü idrar çıkışını ve sıvı kaybını daha çok artırıyor.  İftara çorba ya da cacıkla başlanmalı, ardından hafif az yağlı sebze  yemeği yenmeli. Kepekli ekmek, haşlama ya da ızgara et yenmeli, ağır,  çok yağlı yemeklerden kaçınılmalı. İftardan bir veya bir buçuk saat  sonra 2-<a onmouseover="showAd('26841','101867','26ad06fc' ,event);clearAdInterval_();" onmouseout="hideAd();" name="aspx1" target="_blank"><span><strong>3</strong></span></a> meyve yenmeli. Ceviz, fındık, badem yenebilir. Ama bunlar çiğ ve tuzsuz  olmalı. İlla tatlı tüketilmek isteniyorsa bu mutlaka sütlü tatlı  olmalı. Bu dönemde şerbetli tatlı önermiyoruz çünkü şeker düşmesine  neden olabilir. Dondurma rahatlıkla yenebilir.”</p>
<p>Yatarken süt,  yoğurt ya da peynir yenilmesini öneren Uzm.Dr. Erdal Duman, “Mümkünse  sahurda yağlı yemek yenmesin. Protein açısından zengin ceviz, fındık  sahurda da yenebilir. Proteini <a onmouseover="showAd('26868','100589','7528a85b' ,event);clearAdInterval_();" onmouseout="hideAd();" name="aspx1" target="_blank"><span><strong>yüksek</strong></span></a> ve uzun süre tok tutacak gıdalar tercih edilmeli. 70 kilogram  ağırlığındaki bir kişinin iftarla sahur arasında 4 litre sıvı tüketmesi  gerekiyor” dedi.</p>
<p><a class="a2a_dd addtoany_share_save" href="http://www.addtoany.com/share_save"><img src="http://www.bitki-saglik.com/wp-content/plugins/add-to-any/share_save_171_16.png" width="171" height="16" alt="Share/Bookmark"/></a> </p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bitki-saglik.com/iftardan-sahura-en-az-4-litre-su-icin/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Üzüm Suyunun Faydaları</title>
		<link>http://www.bitki-saglik.com/uzum-suyunun-faydalari</link>
		<comments>http://www.bitki-saglik.com/uzum-suyunun-faydalari#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 06 Aug 2010 18:49:54 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bitki Dünyası]]></category>
		<category><![CDATA[siyah üzüm faydaları]]></category>
		<category><![CDATA[Üzüm Suyu içmenin faydaları]]></category>
		<category><![CDATA[Üzüm Suyu neye iyi gelir]]></category>
		<category><![CDATA[Üzüm Suyunun yararları]]></category>
		<category><![CDATA[yeşil üzüm faydaları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bitki-saglik.com/?p=303</guid>
		<description><![CDATA[Üzüm ye, zinde kal! Yaz aylarının vazgeçilmez meyvesi üzümün, vücudu birçok hastalığa karşı korumasının yanında, bulunmaz bir enerji kaynağı olduğu belirtiliyor&#8230; Halk arasında &#8220;kan yapıcı&#8221; etkisiyle bilinen üzümün, vücuttaki diğer etkileri hakkında bilgi veren Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi Gıda Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Nevzat Artık, vücudu birçok hastalığa karşı korumasının yanında, bulunmaz bir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://www.nette68.com/r/149a29d492fd5.jpg" border="1" alt="" align="left" /> Üzüm ye, zinde kal!<br />
Yaz aylarının vazgeçilmez meyvesi üzümün, vücudu birçok hastalığa karşı  korumasının yanında, bulunmaz bir enerji kaynağı olduğu belirtiliyor&#8230;<br />
Halk arasında &#8220;kan yapıcı&#8221; etkisiyle bilinen üzümün, vücuttaki diğer  etkileri hakkında bilgi veren Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi Gıda  Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Nevzat Artık, vücudu<span id="more-303"></span> birçok  hastalığa karşı korumasının yanında, bulunmaz bir enerji kaynağı  olduğunu söyledi.<br />
Prof. Dr. Artık, üzümün A, B1 ve B2 vitaminleri yanında potasyum,  kalsiyum, magnezyum, silisyum, iyot, çinko, kükürt, demir ve fosfor gibi  mineraller bakımından da oldukça zengin olduğunu belirtti.</p>
<p>Üzümün, karaciğer yetmezliği, kansızlık, bağırsak hastalıkları, öksürük,  bronşit ve kanser hücrelerinin oluşumunu engellediğinin bilimsel  araştırmalarla kanıtlandığını ifade eden Nevzat Artık, şöyle devam etti:</p>
<p>&#8221;Üzüm, kalp ve kanser riskini düşürür, bağışıklık sistemini güçlendirir  ve vücudu enfeksiyonlara karşı korur. Üzümde bulunan şeker, vücutta çok  çabuk parçalanarak enerji verir. Üzümü en gözde meyve yapan bir diğer  özelliği de kanda oksijen taşınmasını sağlayan hemoglobin hücrelerinin  oluşumunda gerekli olan demir içermesi ve böbreklerin çalışması için  uyarmasıdır. Kalp atışlarını düzenleyen potasyum açısından da zengin  olan üzüm, vücutta oluşan toksit maddelerin atılması ve alkali asit  dengesinin sağlanması için de kullanılmaktadır. Sindirim sistemini  uyaran ve bağırsak faaliyetlerini destekleyen üzüm, sindirim sistemi  hastaları tarafından tüketilmemelidir.&#8221;</p>
<p>Prof. Dr. Artık, Türkiye&#8217;de üzümün yararlarının çok iyi bilinmediğini,  bu nedenle de üzüm tüketiminin hedeflenen düzeyde olmadığını belirterek,  &#8221;Oysa üzüm ve üzüm suyu, insan vücudu için çok değerli bir besindir.  Üzüm suyu, kandaki pıhtılaşmanın önüne geçerek, kalp hastalıklarına  karşı korur. Beyin yorgunluğunu gidererek, zihin açıklığı sağlar.  Tansiyonu düşürür. Romatizmal hastalıkların tedavisinde etkilidir&#8221;  dedi.</p>
<p><a class="a2a_dd addtoany_share_save" href="http://www.addtoany.com/share_save"><img src="http://www.bitki-saglik.com/wp-content/plugins/add-to-any/share_save_171_16.png" width="171" height="16" alt="Share/Bookmark"/></a> </p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bitki-saglik.com/uzum-suyunun-faydalari/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ağlayan Bebek Nasıl susuturulur</title>
		<link>http://www.bitki-saglik.com/aglayan-bebek-nasil-susuturulur</link>
		<comments>http://www.bitki-saglik.com/aglayan-bebek-nasil-susuturulur#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 24 Jul 2010 13:09:05 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Çocuk Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[ağlayan bebekler]]></category>
		<category><![CDATA[bebeği sakinleştirmek]]></category>
		<category><![CDATA[bebekler niye ağlıyo]]></category>
		<category><![CDATA[bebeklerin ağlamasını önlemek]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bitki-saglik.com/?p=299</guid>
		<description><![CDATA[Ağlayan bebeği sakinleştirmek için çok fazla uğraşmaya gerek yok. ABD&#8217;li ünlü Çocuk Doktoru Harvey Karp&#8217;ın uygulaması çok kolay yöntemiyle 5 dakika dolmadan bebeğiniz sakinleşiyor. Birçok anne için en dayanılmaz olanı bebeklerinin ağlamasıdır. Bebeği susturmak sakinleştirmek için ev halkı seferber olur. Sırayla kucaktan kucağa taşınır, ayakta sallanır, iki ucundan tutulan bir çarşafın ortasına yatırarak saatlerce sallanır. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft" src="http://www.hurriyet.com.tr/_np/8659/11168659.gif" alt="" width="131" height="164" /></p>
<p><strong>Ağlayan bebeği sakinleştirmek için çok fazla uğraşmaya gerek  yok. ABD&#8217;li ünlü Çocuk Doktoru Harvey Karp&#8217;ın uygulaması çok kolay  yöntemiyle 5 dakika dolmadan bebeğiniz sakinleşiyor.</strong></p>
<p>Birçok anne <strong>için</strong> en dayanılmaz olanı bebeklerinin ağlamasıdır. Bebeği susturmak  sakinleştirmek için ev halkı seferber olur. Sırayla kucaktan kucağa<span id="more-299"></span> taşınır, ayakta sallanır, iki ucundan tutulan bir çarşafın ortasına  yatırarak saatlerce sallanır. Sizin enerjinizin tükendiği an, eğer  şanslıysanız bebeğin de sakinleştiği andır.</p>
<p>Oysa bütün bunlara hiç gerek yok. Amerikalı ünlü Çocuk Doktoru Harvey Karp, &#8220;<strong>Son</strong> derece basit yöntemlerle ağlayan bebeğinizin sakinleşmesini sağlayabilirsiniz&#8221; diyor.</p>
<p>Harvey Karp &#8220;Mahallenin en mutlu bebeği&#8221; ve &#8220;Mahallenin en mutlu çocuğu&#8221; adlı kitaplarıyla tanınıyor ve mutlu <strong>bebek</strong> ve çocuk yetiştirme konusunda Amerikalı anne ve babalara çözümler sunuyor. Acıbadem Maslak Hastanesi&#8217;nde konferans vermek için İstanbul&#8217;a gelen Madonna <strong>ve</strong> Michelle Pfeiffer gibi ünlülerin çocuklarının doktoru, hurriyet.com.tr&#8217;ye ilginç açıklamalarda bulundu: <strong> </strong></p>
<p><strong>Çiğdem İŞLER yazıyor </strong><strong> </strong><strong>hurriyet.com.tr</strong></p>
<p><strong>- Sunduğunuz yöntem için ilham kaynağınız neydi, kendi anne babanızın size davranışı mı?<br />
</strong><br />
Eğitimimi  tamamladıktan sonra 2 yıl çocuk gelişimi ile ilgili çeşitli  araştırmalar, çalışmalar yaptım. Bu çalışma sırasında şunu öğrendim:  Afrika’daki anneler bebeklerini sakinleştirmek konusunda Amerika’daki  annelerden <strong>çok</strong> daha başarılılar. Amerika&#8217;da bebekler 2-3 saat ağlıyor ve çoğunlukla  anneler bebeklerinin gazı olduğunu veya karın ağrısı olduğunu düşünüyor.</p>
<p>Afrika&#8217;da ise annelere baktığınızda bebeklerini bazen saniyeler  içinde sakinleştiriyor. Ben de Afrikalıların bebeklerini büyütürken  neyi bizden farklı olarak uyguladıklarını anlamaya çalıştım. Kendi  hastalarımda denediğimde başarılı sonuçlar aldım ve bu yöntemi herkese  öğretmeye karar verdim.</p>
<p><strong>- Yönteminiz her bebekte işe yarıyor mu?</strong></p>
<p>Kesinlikle, yeter ki  doğru yapın, her zaman alacağınız sonuç aynı olacaktır. Eğer işe  yaramıyorsa doğru yapmıyorsunuz demektir. Doğru yapıyorsunuz ve hala  değişen birşey olmuyorsa mutlaka doktora gitmelisiniz. Bebeğinizin  mutlaka tıbbi müdahale gerektiren bir sorunu vardır.</p>
<p><strong>- O zaman bebeklerini susturamayan anneler çoğu şeyi yanlış yapıyor.</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>Birtakım mitler var.  Bunları aileler kadar doktorlar da kabul ediyor. Mesela birincisi &#8220;Bebek  ağlarsa gazı vardır&#8221; miti. Oysa bebekler sadece gazı olduğu için  ağlamaz, ilgi istedikleri için de ağlar. Uykuda oldukları sürenin  dışında sürekli kucaklanmak, sevilmek ister. Bazen istediklerini  yapsanız da, gazları olmasa da ağlarlar.</p>
<p>Bir diğer mit &#8220;Bebeğin  ağlaması ciğerlerine iyi gelir&#8221; Ağlaması bebeği ancak yorar. Bebek  açsa, zayıfsa, güçsüz düşmüşse ve yorgunsa ciğerleri de güçlü olamaz.</p>
<p>Bir de hemen her  toplumda olan bir mit, &#8220;Bebek sessizliği sever&#8221; miti. Tam aksine  gürültüyü sever. Çünkü bebek anne rahmindeyken 24 saat boyunca adeta bir  elektrik süpürgesinin çalışmasına benzeyen gürültülerle yaşar. Durum  böyleyken bebek doğunca siz onu sessiz bir odaya koyarsanız, bebek  yalnızlık duygusu hisseder. Bunun sonucunda da ağlamaya başlar. Bazı  bebeklerin saç kurutma makinesinin sesini duyup susması, bebeklerin  aslında gürültüyü sevdiklerinin bir örneği.<br />
<strong>- Peki ne yapacağız?</strong></p>
<p>Aslında 5 S kuralına dayanıyor. Ben buna 5S diyorum.</p>
<p><strong>Swaddling: Kundak yapmak: </strong>Ancak  siz Türklerin eskiden yaptığı şekilde, kollarını bacaklarını sıkı sıkı  saracak şekilde değil. Bebeğinizi önce büyükçe ve tülbente benzeyen  yumuşak dokulu, bebeği sıkıntıya sokmayacak bir kundağa sarın.  Kolları vücudunun iki yanında sabitlenmeli. Ancak ayaklar gevşek  sarılacak. 5 aylık olana kadar bu şekilde uyutun. Ayrıca mutlaka uyuduğu  odada &#8216;beyaz gürültü&#8217; dediğimiz ses olsun.</p>
<p><strong>Side/Stomach position: Bebeği yana çevirmek: </strong>Bebeğinizi kucağınızda sağa doğru yatırarak yüzü aşağıya bakacak şekilde tutun.</p>
<p><strong>Shushing: ‘Şşşşşşşşşşt’ demek:</strong> Kulağına yüksek sesle ‘şşşşşşşşşşt’ deyin. Bu ses, ona anne karnındaki gürültülü ortamını hatırlatır.</p>
<p><strong>Swinging (and jiggling): Hafifçe sallamak:</strong> Başını jöle gibi elinizin altında hafifçe, çok sarsmadan sallayın. Bu eylem ona anne karnındaki hareketli ortamı hatırlatır.</p>
<p><strong>Sucking: Emmesini sağlamak: </strong>Emzik kullanın.</p>
<p><strong>- Bebek susmadığında bütün bu saydıklarınız sırayla mı yapılacak?</strong></p>
<p>Evet.  Bebeğiniz ağlıyor, panik yok, hemen kundağa sarın. Dediğim gibi tutup  kulağına &#8216;şşşşşşşşştt&#8217; deyin yüksek sesle ve hafif hafif sallayın. Çok  kısa sürede yüz ifadesinin değiştiğini, sakinleştiğini göreceksiniz.</p>
<p><strong>- Bu yöntemle anne mi daha başarılı bebeği sakinleştirmekte, baba mı?</strong></p>
<p>Babalar daha başarılı.</p>
<p><strong>- 5 S yöntemi uygulanan bebekler, nasıl erişkin oluyorlar, gözlemleyebildiniz mi?</strong></p>
<p>En önemlisi size güvenmeyi öğrenmesi ve kendilerini güvende  hissetmeleri. Büyüdüklerinde de kendilerine çok güvenen, mantıklı, dışa  dönük bireylere dönüşüyorlar.</p>
<p><strong>&#8220;Mağara adamıyla az kelime kullanarak konuşun&#8221;</strong></p>
<p>Türkçeye de çevrilen kitaplarında 8 ay-5 yaş arasındaki çocukların  eğitiminde anne ve babalara yol göstermek için geliştirdiği “mağara  adamı” tekniklerini de anlatan Dr. Harvey Carp, Amerika’nın kitapları en  çok okunan çocuk hastalıkları uzmanı olmasıyla tanınıyor.</p>
<p>Halen  UCLA Tıp Fakültesi’nde çalışan Dr. Harvey Karp‘ın “Mahallenin En Mutlu  Bebeği” ve “Mahallenin En Mutlu Çocuğu” başlıklı 2 kitabı 20’den fazla  dile çevrildi. Bu dönemdeki çocukların tıpkı mağara adamlarına benzeyen,  ilkel ve medeniyetten uzak davranışlar sergilediğini, ancak anne  babaların bu terimi kullandığı için alınmamaları gerektiğine dikkati  çeken Dr. Carp, mağara adamı tekniklerini anne ve babalara şöyle  anlattı:</p>
<p>&#8220;Sekiz ay-5 yaş arası çocuklar basit düşünerek olaylara  çözüm bulurlar. Ben onları bu nedenle “evcilleşmemiş mağara adamına”  benzetiyorum. Bu yaş grubu çocuklarına “TRAFİK IŞIKLARI” yöntemi ile  yaklaşmak en doğrusudur. İyi davrandıklarında YEŞİL ışık, sinir bozucu  davrandıklarında SARI ışık, kesinlikle yapmamaları gereken davranışlar  sergilediklerinde ise KIRMIZI ışık yakmalıyız. Onları eğitmek için  bağırmak çağırmak iyi bir yol değildir, her yaptıklarını onaylamak da  doğru değildir&#8221;</p>
<p>Kaynak: www.hurriyet.com.tr</p>
<p><a class="a2a_dd addtoany_share_save" href="http://www.addtoany.com/share_save"><img src="http://www.bitki-saglik.com/wp-content/plugins/add-to-any/share_save_171_16.png" width="171" height="16" alt="Share/Bookmark"/></a> </p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bitki-saglik.com/aglayan-bebek-nasil-susuturulur/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Trabzon kök hücrede devrim yaptı</title>
		<link>http://www.bitki-saglik.com/trabzon-kok-hucrede-devrim-yapti</link>
		<comments>http://www.bitki-saglik.com/trabzon-kok-hucrede-devrim-yapti#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 24 Jul 2010 13:06:16 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık Haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[kök hücre]]></category>
		<category><![CDATA[kök hücre üretimi]]></category>
		<category><![CDATA[trabzon kök hücre tedavisi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bitki-saglik.com/?p=297</guid>
		<description><![CDATA[Kök hücre tedavilerindeki başarılar, henüz tedavisi olmayan hastalıklar için de umut oluyor.Trabzon&#8217;da bulunan Türkiye&#8217;nin ilk ve tek kök hücre üretim merkezi ise profesyonellikte dünyadaki örnek merkezlerle yarışıyor. Dünyada büyük yankı uyandıran kök hücre uygulamaları, herkesi en fazla heyecanlandıran konulardan biri. Bilim insanları kök hücrenin önümüzdeki 10 yılda şu an tedavisi olmayan hastalıklara çözüm olacağını öngörüyor. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft" src="http://www.hurriyet.com.tr/_np/2036/11162036.jpg" alt="" width="113" height="142" /><strong>Kök hücre tedavilerindeki başarılar, henüz tedavisi olmayan  hastalıklar için de umut oluyor.Trabzon&#8217;da bulunan Türkiye&#8217;nin ilk ve  tek kök hücre üretim merkezi ise profesyonellikte dünyadaki örnek  merkezlerle yarışıyor.</strong></p>
<p>Dünyada <a onmouseover="showAd('26184','100023' ,event);clearAdInterval_();" onmouseout="hideAd();" name="aspx1" target="_blank"><span><strong>büyük</strong></span></a> yankı uyandıran kök hücre uygulamaları, herkesi en fazla  heyecanlandıran konulardan biri. Bilim insanları kök hücrenin<span id="more-297"></span> önümüzdeki  10 yılda şu an tedavisi olmayan hastalıklara çözüm olacağını öngörüyor.</p>
<p>Kök hücre, insan vücudunda bulunan <a onmouseover="showAd('26604','101217' ,event);clearAdInterval_();" onmouseout="hideAd();" name="aspx1" target="_blank"><span><strong>ve</strong></span></a> her türlü vücut hücresine dönüşebilen ana hücre. Bu ana hücre, çeşitli  hastalıkların tedavisi için kandan, kordon kanından, kemik iliğinden  veya embriyodan elde ediliyor. Türkiye&#8217;de de bu işi Trabzon&#8217;daki ATİ  Teknoloji Laboratuvarı yapıyor.</p>
<p>ATİ Teknoloji Laboratuvarı, hücre ve gen tedavileri alanında Ar-Ge ve  üretim faaliyetlerinde bulunmak üzere kuruldu. Tüm dünyada geçerli GMP  (İyi Üretim Uygulamaları) standardına sahip ve <a onmouseover="showAd('26626','100240' ,event);clearAdInterval_();" onmouseout="hideAd();" name="aspx1" target="_blank"><span><strong>Sağlık</strong></span></a> Bakanlığı tarafından faaliyetleri kapsamında ruhsatlandırılmış ilk ve tek biyoteknoloji şirketi.</p>
<p>Kurulduğu günden bu yana üniversitelerin, hastanelerin ihtiyacı olan <a onmouseover="showAd('26629','104504' ,event);clearAdInterval_();" onmouseout="hideAd();" name="aspx1" target="_blank"><span><strong>kök</strong></span></a> hücreleri üreten tesis, dünya çapında bir üretim merkezi olmak amacıyla  geçtiğimiz yıl yeniden yapılandı. Hurriyet.com.tr olarak tesisi gezdik  ve kök hücrenin nasıl üretilip çoğaltıldığına bizzat tanık olduk.  Sorularımızı da Genel Müdür Doç. Dr. Ender Altıok&#8217;a sorduk:</p>
<p><strong>- Kök hücre üretiminde dikkat edilmesi gereken en önemli husus nedir?</strong></p>
<table border="2" cellspacing="2" cellpadding="1" width="407">
<tbody>
<tr>
<td><img src="http://preview.hurriyet.com.tr/preview/image.aspx?picid=11157965" alt="" /></td>
</tr>
<tr>
<td><span style="font-size: x-small;"><strong>Çoğunluğu Avusturya&#8217;dan ithal çözeltiler kullanılıyor</strong></span></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>Sterilizasyon. Çalışanlar bir kontrollü alandan diğer kontrolü alana  geçerken kıyafet değiştirmek zorunda. Giydikleri tulumlarla vücudun  tamamen kapanması gerekiyor ki enfeksiyon riski oluşmasın. Bölümler  arasında hava duşları var. Bu duşlar iki farklı ortamın istendiği  şekilde steril olmasını sağlıyor. Üretilen hücreye kemik içine  girebileceği şartları sağlamak lazım. Bunu da burada sağlıyorsunuz.  Hücreler kendilerini mutlu hissettikleri zaman çoğalır. O yüzden çok  dikkatli olmak zorundayız. <strong> </strong></p>
<div>
<div>
<div><strong>Çiğdem İŞLER yazıyor </strong></p>
<div><strong><img src="http://dosyalar.hurriyet.com.tr/haber_resim/cigdem_isler_saglik.jpg" border="0" alt="" width="120" height="120" /> </strong></p>
<div><strong>hurriyet.com.tr</strong></div>
</div>
</div>
</div>
</div>
<p><strong>- Üretim ne kadar sürüyor?</strong></p>
<p>Hücreler sonsuza <a onmouseover="showAd('26628','100331' ,event);clearAdInterval_();" onmouseout="hideAd();" name="aspx1" target="_blank"><span><strong>kadar</strong></span></a> çoğalmaz. Altı haftadan sonra yaşlanıyor ve çoğalamıyorlar. Biz oldukça  hızlı üretimini yapıyoruz. Bir kısmını da ilk haftalarda dondurup  saklıyoruz. İlk hafta saklamamızın nedeni, taze hücreleri saklamak.  Çünkü son haftalara artık yaşlanmış hücreler kalıyor. Üretim de yaklaşık  4-6 hafta sürüyor. Saklanan hücreler de eksi 196 derecede tutuluyor.</p>
<p><strong>- Hücre tedavisi için Sağlık Bakanlığı&#8217;ndan izin almak gerekiyor mu?</strong></p>
<p>Bakanlıkta kök hücre komisyonu var, o komisyondan izin almak gerekiyor.</p>
<p><strong>- Peki sistem nasıl işliyor?</strong></p>
<p>Bize örnek geliyor. Örnek dediğimiz de kemik iliği. Bu ilikten  erişkin hücreler ayrıştırılıyor. Örnekten kök hücre üretiliyor. Kök  hücre üretildikten sonra çoğaltılıyor. Yalnız bu çoğaltma işlemi hiç  kolay değildir. Aynı koşullarda olan her hücre farklı davranıyor. Yani  bir hastanın iliğinden çok fazla kök hücre elde edebiliyorken diğer  hastanın iliğinden aynı sayıda hücre elde edemeyebiliyorsunuz.</p>
<table border="2" cellspacing="2" cellpadding="1" width="305" align="right">
<tbody>
<tr>
<td><img src="http://www.hurriyet.com.tr/_np/7990/11157990.gif" alt="" /></td>
</tr>
<tr>
<td><span style="font-size: x-small;"><strong>Üretimi devam eden kök hücreler</strong></span></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><strong>- Neden?<br />
</strong><br />
Bu hastanın yaşına, kilosuna, bağışıklık sistemine ve aldığı ilaçlara göre değişiyor.</p>
<p><strong>- Kemik iliğinden başka örnek geliyor mu?</strong></p>
<p>- Kıkırdak geliyor. Kıkırdak için de şöyle bir işlem  yapıyoruz: Kıkırdak eritiliyor, hücreleri ayrıştırılıyor. 4-6 hafta  sonra çeşitli aralıklarda bir membrana ekiliyor. Membran, yumuşak  kolojen (jel) yapısında bir madde. Hücreler o membrana yapışıyor.  Membran olarak hekime gönderiliyor.</p>
<p><strong>- Üretim bittikten sonra süreci takip ediyor musunuz?</strong></p>
<p>Gönderdiğimiz hücrenin, membranın istenen tedaviyi sağlayıp sağlamadığını öğrenmek için kontrol ediyoruz.</p>
<p><strong>- Şu an kaç hasta için hücre üretiliyor? </strong></p>
<p>Bu sabah yeni gelenlerle birlikte 20 hasta için kök hücre üretiliyor.  Tabii hepsinin haftaları farklı. Kimi hücreler 3&#8242;ünce haftasında, kimi  hücreler de ilk haftasında.</p>
<p><strong>- Neden ATİ olarak yeniden yapılanma ihtiyacı duydunuz?</p>
<p></strong></p>
<table border="2" cellspacing="2" cellpadding="1" width="313" align="right">
<tbody>
<tr>
<td><img src="http://www.hurriyet.com.tr/_np/8100/11158100.gif" alt="" /></td>
</tr>
<tr>
<td><span style="font-size: x-small;"><strong>Hücreler 4 ila 6 haftada hazır hale geliyor</strong></span></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>Türkiye&#8217;de ve  dünyada kök hücre uygulamaları henüz çok yeni. Kök hücre uygulamaları  ile ilgili yasal düzenlemelerin hayata geçirilmesi, kuralların  uygulaması gibi konularda Türkiye prosedürlerini tamamladı. Şu an  dünyadaki diğer merkezlerle eşit konumda. Biz uzun bir kuruluş  süresinden sonra uygulama sürecine başladık. Zaten bu merkez Trabzon  halkının desteğiyle kuruldu. Bu kadar profesyonelleşen bir merkez olarak  daha iyi olmak zorundayız.</p>
<p><strong>- Başka şubeleriniz var mı?</strong></p>
<p>Önümüzdeki ay İstanbul Kozyatağı&#8217;nda bir şubemiz açılacak.</p>
<p><strong>- ATİ başka ne gibi çalışmalar yapacak?</strong></p>
<p>Önümüzdeki birkaç yıl içinde, dünyadaki sayılı kök hücre  merkezlerinden biri olmayı amaçlıyoruz. Başka ülkelere de hizmetlerimizi  götürmeyi istiyoruz. Ar-ge ürünleriyle orjinal ürünler geliştiriyoruz  ve hedefimiz bunları dünyanın kullanımına sunmak. ATİ, bütün  araştırmacıların kök hücre alanında yaptığı çalışmalara ve yeni ürün  geliştirme taleplerine de açık. Karaciğer hastalıkları, felç  hastalıkları gibi hastalıkların tedavisinde yeni ürünlere ihtiyaç var.</p>
<p>Kaynak: www.hurriyet.com.tr</p>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0">
<tbody>
<tr>
<td width="100%">
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td width="140"></td>
<td></td>
<td width="140"></td>
</tr>
</tbody>
</table>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><a class="a2a_dd addtoany_share_save" href="http://www.addtoany.com/share_save"><img src="http://www.bitki-saglik.com/wp-content/plugins/add-to-any/share_save_171_16.png" width="171" height="16" alt="Share/Bookmark"/></a> </p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bitki-saglik.com/trabzon-kok-hucrede-devrim-yapti/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hızlı rejim zayıflatıyor</title>
		<link>http://www.bitki-saglik.com/hizli-rejim-zayiflatiyor</link>
		<comments>http://www.bitki-saglik.com/hizli-rejim-zayiflatiyor#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 18 Jul 2010 20:26:02 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Zayıflama Diyetleri]]></category>
		<category><![CDATA[cabuk zayıflamak]]></category>
		<category><![CDATA[çacucak zayıflamak]]></category>
		<category><![CDATA[hızlı kilo vermek]]></category>
		<category><![CDATA[hızlı rejim]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bitki-saglik.com/?p=294</guid>
		<description><![CDATA[Şaşırtıcı bir şekilde ve düşünülenin aksine, hedef kiloya ulaşmak için hızlı rejim daha etkili. Kongreye katılan Avustralya&#8217;nın Melbourne Üniversitesinden Katrina Purcell, iki rejim arasında mukayeseli bir deney yürüttüğünü belirterek, birinde 100 kiloluk bir kişinin haftada 1,5 kilo verme hedefiyle 12 haftalık hızlı diyet programını, diğerinde de yine 100 kiloluk bir kişinin haftada yarım kilo verme [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft" src="http://www.hurriyet.com.tr/_np/4230/11144230.gif" alt="" width="163" height="182" /><strong>Şaşırtıcı bir şekilde ve düşünülenin aksine, hedef kiloya  ulaşmak için hızlı rejim daha etkili.</strong></p>
<p>Kongreye katılan Avustralya&#8217;nın Melbourne  Üniversitesinden Katrina Purcell, iki rejim arasında mukayeseli bir  deney yürüttüğünü belirterek, birinde 100 kiloluk bir kişinin haftada  1,5 <a onmouseover="showAd('26628','101580' ,event);clearAdInterval_();" onmouseout="hideAd();" name="aspx1" target="_blank"><span><strong>kilo</strong></span></a> verme hedefiyle 12 haftalık  hızlı diyet programını, diğerinde de yine 100 <span id="more-294"></span>kiloluk bir kişinin  haftada yarım kilo verme hedefiyle 36 haftalık yavaş diyet programını  kıyasladığını kaydetti.</p>
<p>&#8220;Şaşırtıcı bir şekilde ve düşünülenin  aksine, bu araştırma hedef kiloya ulaşmak <a onmouseover="showAd('26668','101219'  ,event);clearAdInterval_();" onmouseout="hideAd();" name="aspx1" target="_blank"><span><strong>için</strong></span></a> hızlı  rejimin yavaş rejimden daha etkili olduğunu gösteriyor&#8221; diyen Purcell,  araştırma sonuçlarının, yavaş rejim uygulayanların yüzde 48&#8242;inin vücut  ağırlıklarının yüzde 15&#8242;inden kurtulma hedeflerine ulaşabilirken, hızlı  rejim uygulayanların yüzde 78&#8242;inin bu hedefe ulaştıklarını ortaya  koyduğunu belirtti.</p>
<p>Avustralyalı araştırmacı, bunun sebeplerinden  birinin psikolojik olduğunu ve motivasyonu etkilediğini belirterek,  haftada 1,5 kilo verildiğinde rejimi sürdürme isteği olduğunu, ancak  yarım kilo verildiğinde <a onmouseover="showAd('26625','101215' ,event);clearAdInterval_();" onmouseout="hideAd();" name="aspx1" target="_blank"><span><strong>bu</strong></span></a> motivasyonun ortadan kalktığını  kaydetti.</p>
<p>Purcell, ayrıca yavaş gruptan dört kişinin kilo verme  çabasını <a onmouseover="showAd('26626','100493' ,event);clearAdInterval_();" onmouseout="hideAd();" name="aspx1" target="_blank"><span><strong>çok</strong></span></a> zor bularak deneyi sonuçlanmadan  terk etmesine karşılık, hızlı gruptan sadece bir kişinin deneyden  ayrıldığını anlattı. Katrina Purcell, bu arada çok hızlı kilo  verilmesine ve vücudun aşırı derecede kalorisiz bırakılmasına karşı  uyarıda da bulunarak, &#8220;Hızlı rejminizi yalnız başınıza yapmayın, bir  diyetisyene danışın&#8221; dedi.</p>
<p><a class="a2a_dd addtoany_share_save" href="http://www.addtoany.com/share_save"><img src="http://www.bitki-saglik.com/wp-content/plugins/add-to-any/share_save_171_16.png" width="171" height="16" alt="Share/Bookmark"/></a> </p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bitki-saglik.com/hizli-rejim-zayiflatiyor/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Havuzda Sakatlanmayın</title>
		<link>http://www.bitki-saglik.com/havuzda-sakatlanmayin</link>
		<comments>http://www.bitki-saglik.com/havuzda-sakatlanmayin#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 17 Jul 2010 06:59:37 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[deniz kazası]]></category>
		<category><![CDATA[denizde boğulmalar]]></category>
		<category><![CDATA[denizde sakatlanmak]]></category>
		<category><![CDATA[havuz kazası]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bitki-saglik.com/?p=291</guid>
		<description><![CDATA[Kayseri Eğitim ve Araştırma Hastanesi Acil Tıp Uzmanı Dr. Hüseyin Çebicci, serinlemek için gidilen havuzların seçilmesi ve buralardaki kazalara dikkat çekti. Çebicci, 1-4 yaş arası çocuklarda düşme ve boğulma, 14-22 yaş grubu gençlerde atlamaya bağlı kazaların en sık görülen durumlar olduğunu söyledi. Acil Tıp Uzmanı Dr. Hüseyin Çebicci, gidilen havuzlarda suyun sığ olan kısmına yüksekten [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft" src="http://i.milliyet.com.tr/Kategori5li/2010/07/16/havuzda-sakatlanmayin-741713.Jpeg" alt="" width="158" height="134" /></p>
<h4 id="divAdnetKeyword2"><span style="color: #ff0000;">Kayseri Eğitim ve Araştırma Hastanesi Acil Tıp  Uzmanı Dr. Hüseyin Çebicci, serinlemek için gidilen havuzların  seçilmesi ve buralardaki kazalara dikkat çekti.</span></h4>
<div id="divAdnetKeyword3">
<p>Çebicci, 1-4 yaş arası  çocuklarda düşme ve boğulma, 14-22 yaş grubu gençlerde  atlamaya bağlı kazaların en sık görülen durumlar olduğunu <span id="more-291"></span>söyledi.</p>
<p>Acil  Tıp Uzmanı Dr. Hüseyin Çebicci, gidilen havuzlarda suyun sığ olan  kısmına yüksekten kafa üstü atlamalarda, su içinde geçirilen kafa  travmasının kişilerin su yutmasına ve boğulmasına neden olduğunu  söyledi. Çebicci, travmalarda boyun omurlarının çok kolaylıkla hasar  görebildiğini, bu nedenle sırt ve bel omurların da etkilendiğini  belirtti. 14-22 yaşındakilerin suya kafa üstü atlamaları sonucu meydana  gelen kazalar konusuna değinen Çebicci, en sıklıkla boyun omurlarında  kırılmalar, buna bağlı omurilik ezilmelerinin ortaya çıktığını dile  getirerek boyun kırıkları gelişince her iki kol ve her iki bacak felçli  hale gelmekte, idrar tutamama gibi ciddi problemler ortaya çıkabildiğini  ekledi.</p>
<p>Acil Tıp uzmanı Dr. Çebicci, epilepsi hastalarının ilaçlarını düzenli almalarını,  gittikleri havuzlarda tek başına bırakılmaması konusunda uyarılarda  bulunarak, epilepsi hastalarının havuzlarda geçirebileceği kafa travması  sonrası çok kolaylıkla beyin kanaması geçirebileceğine, tedavisinde sıkıntılar  olduğuna dikkat çekti. Çebicci, havuzlarda görülebilecek kazalara karşı  çocuk ve yaşlıların da havuz kenarlarında ve havuz içerisinde tek  başlarına bırakılmaması gerektiğini söyledi.</p>
</div>
<p><a class="a2a_dd addtoany_share_save" href="http://www.addtoany.com/share_save"><img src="http://www.bitki-saglik.com/wp-content/plugins/add-to-any/share_save_171_16.png" width="171" height="16" alt="Share/Bookmark"/></a> </p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bitki-saglik.com/havuzda-sakatlanmayin/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Zayıflamanın sırrı zeytinde</title>
		<link>http://www.bitki-saglik.com/zayiflamanin-sirri-zeytinde</link>
		<comments>http://www.bitki-saglik.com/zayiflamanin-sirri-zeytinde#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 08 Jul 2010 14:12:25 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Zayıflama Diyetleri]]></category>
		<category><![CDATA[zeytin yaprağı zayıflatıyormu]]></category>
		<category><![CDATA[zeytin yapragının faydaları]]></category>
		<category><![CDATA[zeytinin faydaları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bitki-saglik.com/?p=289</guid>
		<description><![CDATA[Bilim insanları, zeytin yaprağı özüyle hazırlanan bir fincan kahvenin obeziteyle mücadelede yardımcı olduğunu keşfetti. Southern Queensland&#8217;s Üniversitesi&#8217;nde yürütülen çalışma, metabolik sendrom belirtisi görülene kadar yüksek oranda karbonhidrat ve yağ içeren diyet ile 8 hafta boyunca beslenen fareleri kapsıyor. 8 hafta boyunca zeytin yaprağı özüyle güçlendirilmiş kahve içirilen farelerin normal kahve içenlerle karşılaştırıldığında kardiyovasküler, karaciğer ve [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft" src="http://www.hurriyet.com.tr/_np/9894/11079894.gif" alt="" width="196" height="139" /></p>
<p><strong>Bilim insanları, zeytin yaprağı özüyle hazırlanan bir fincan  kahvenin obeziteyle mücadelede yardımcı olduğunu keşfetti.</strong></p>
<p>Southern Queensland&#8217;s Üniversitesi&#8217;nde  yürütülen çalışma, metabolik sendrom belirtisi görülene kadar yüksek  oranda karbonhidrat ve <a onmouseover="showAd('26524','103347' ,event);clearAdInterval_();" onmouseout="hideAd();" name="aspx1" target="_blank"><span><strong>yağ</strong></span></a> içeren diyet ile 8 hafta boyunca<span id="more-289"></span> beslenen fareleri kapsıyor. 8 hafta boyunca zeytin yaprağı özüyle  güçlendirilmiş kahve içirilen farelerin normal kahve içenlerle  karşılaştırıldığında kardiyovasküler, karaciğer ve metabolik  belirtilerde iyileşme gösterdiği tespit edildi.</p>
<p>Araştırmacılar, zeytin yaprağı özünün anti-inflamatuar özelliğinden  dolayı kilo verdirdiğini belirterek, &#8220;Yeşil çay, zerdeçal, aspirin  türevlerinin <a onmouseover="showAd('26330','101217' ,event);clearAdInterval_();" onmouseout="hideAd();" name="aspx1" target="_blank"><span><strong>ve</strong></span></a> ibuprofen&#8217;in benzer şekilde kilo  verdirme etkisinin olduğu düşünülüyor&#8221; dediler.<br />
American Journal of  Nutrition isimli tıp dergisinde yayınlanan araştırmada, fareler üzerinde  ortaya çıkan sonuçların beklenenin ötesine geçtiği kaydedildi.</p>
<p><a class="a2a_dd addtoany_share_save" href="http://www.addtoany.com/share_save"><img src="http://www.bitki-saglik.com/wp-content/plugins/add-to-any/share_save_171_16.png" width="171" height="16" alt="Share/Bookmark"/></a> </p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bitki-saglik.com/zayiflamanin-sirri-zeytinde/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
