<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Şifalı Bitkiler Kürler Tedavi Yöntemi &#187; Psikolojik Sağlık</title>
	<atom:link href="http://www.bitki-saglik.com/category/psikolojik-saglik/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.bitki-saglik.com</link>
	<description>Bir başka WordPress blogu.</description>
	<lastBuildDate>Fri, 09 Sep 2011 16:59:49 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.2.1</generator>
		<item>
		<title>Doğacak bebeğin ömrü buna bağlı</title>
		<link>http://www.bitki-saglik.com/dogacak-bebegin-omru-buna-bagli</link>
		<comments>http://www.bitki-saglik.com/dogacak-bebegin-omru-buna-bagli#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 06 Aug 2011 00:04:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Çocuk Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Psikolojik Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[bebek psikolojisi]]></category>
		<category><![CDATA[hamile iken dikkat edilmesi gereken şeyler]]></category>
		<category><![CDATA[hamilelerde stresin zararları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bitki-saglik.com/?p=472</guid>
		<description><![CDATA[Hamilelik sırasındaki stres sadece anneyi değil, doğacak bebeği de olumsuz etkiliyor. Proceeding of the National Academy of Science dergisinde sonuçları yer alan uluslararası araştırmaya göre, hamilelik sırasında ağır stres altında kalan kadınların çocuklarının, telomerleri kısa oluyor. Araştırma, annesi hamileyken yoğun stres yaşayanların telomerlerinin, yetişkin yaşlarda, hamileliğinde ağır stres yaşamayanların çocuklarına oranla önemli ölçüde kısa olduğunu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft" src="http://www.hurriyet.com.tr/_np/7308/14077308.jpg" alt="" width="131" height="131" /></p>
<h2>Hamilelik sırasındaki stres sadece anneyi değil, doğacak bebeği de olumsuz etkiliyor.</h2>
<p>Proceeding of the National Academy of Science dergisinde sonuçları yer alan uluslararası araştırmaya göre, hamilelik sırasında ağır stres altında kalan kadınların çocuklarının, telomerleri kısa oluyor.<span id="more-472"></span></p>
<p>Araştırma, annesi hamileyken yoğun stres yaşayanların telomerlerinin, yetişkin yaşlarda, hamileliğinde ağır stres yaşamayanların çocuklarına oranla önemli ölçüde kısa olduğunu gösterdi.</p>
<p>Araştırmaya katılan Alman psikolog Dr. Robert Kumsta, annesi hamileliğinde ağır stres altında kalanların hücrelerinin, annesi hamileliğinde yoğun stres yaşamamış olan yaşıtlarına oranla 3,5 yıl daha yaşlı olduğunu belirtti.</p>
<p>Daha önce yapılan araştırmalar, hamilelikte ağır stresin doğan çocuğun tip-2 diyabet hastası olma ihtimalini artırdığını da göstermişti.</p>
<p><strong>TELOMER NEDİR?</strong></p>
<p>Kromozomların ucunu oluşturan DNA protein kompleksleri olan telomerler, hücrelerin yaşını ortaya koyuyor. Telomerin kısa olması, hücrelerin yaşlı olduğunu gösteriyor.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bitki-saglik.com/dogacak-bebegin-omru-buna-bagli/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Zengin Hastalığı Depresyon</title>
		<link>http://www.bitki-saglik.com/zengin-hastaligi-depresyon</link>
		<comments>http://www.bitki-saglik.com/zengin-hastaligi-depresyon#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 01 Aug 2011 11:10:35 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Psikolojik Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Depresyon nedenleri]]></category>
		<category><![CDATA[Depresyon nedir]]></category>
		<category><![CDATA[dünyada depresyon oranları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bitki-saglik.com/?p=467</guid>
		<description><![CDATA[Dünya genelinde 18 ülkeyi kapsayan bir araştırmada, yüksek gelirli ülkelerin yoksul ülkelere kıyasla depresyona daha çok maruz kaldığı ortaya çıktı. BMC Dergisi’nde dün yayımlanan araştırmaya göre,  sekiz yüksek gelirli ülkede depresyonun hayat boyunca etkin olma oranı yüzde 14.6 iken, sekiz yoksul ülkede bu oran 11.1 olarak tespit edildi. &#160; Ülkeler geneline bakıldığında depresyonun yaş, evlilik [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft" src="http://www.hurriyet.com.tr/_np/5341/14015341.jpg" alt="" width="161" height="133" /><strong>Dünya genelinde 18 ülkeyi kapsayan bir araştırmada, yüksek gelirli ülkelerin yoksul ülkelere kıyasla depresyona daha çok maruz kaldığı ortaya çıktı.</strong></p>
<div>
<p>BMC Dergisi’nde dün yayımlanan araştırmaya göre,  sekiz yüksek gelirli ülkede depresyonun hayat boyunca etkin olma oranı yüzde 14.6 iken, sekiz yoksul ülkede bu oran 11.1 olarak tespit edildi.<span id="more-467"></span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Ülkeler geneline bakıldığında depresyonun yaş, evlilik durumu ve gelir gibi sosyal faktörlerle bağlantılı olduğu ifade edildi. Örnek olarak, düşük ve ota gelirli ülkelerde ilk büyük depresyona maruz kalma yaşı 24. Yüksek gelirli ülkelerde ise bu yaş 25.7</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Araştırmacılar, depresyonun zengin ülkelerde daha yaygın olmasının nedenini ise bu ülkelerdeki gelir dağılımının dengesiz olmasına bağladı. Ayrıca, depresyonun henüz kesin nedeni bilinmeyen, zenginlere özgü bir hastalık olabileceği ifade edildi.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Araştırmacılar, depresyonun kesin nedenlerini tespit ederek, her yıl dünyada 850 bin ölüme neden olan Alzheimer hastalığındaki araştırmaları ilerletmeyi umuyor.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Araştırma kapsamında değerlendirmeye tabi tutulan 18 ülkede 89 bin 37 kişinin katıldığı anket düzenlendi. Sonuçlara göre en depresif zengin ve fakir ülkelerin sıralaması şöyle belirdi:</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Yüksek gelirli ülkeler:</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Japonya</strong>: yüzde 6.6</p>
<p><strong>Almanya</strong>: yüzde 9.9</p>
<p><strong>İtalya</strong>: yüzde 9.9</p>
<p><strong>İsrail</strong>: yüzde 10.2</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>İspanya</strong>: yüzde 10.6</p>
<p><strong>Belçika</strong>: yüzde 14.1</p>
<p><strong>Yeni</strong> <strong>Zelanda</strong>: yüzde 17.8</p>
<p><strong>Hollanda</strong>: yüzde 17.9</p>
<p><strong>ABD</strong>: yüzde 19.2</p>
<p><strong>Fransa</strong>: yüzde 21</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Düşük ve orta gelirli ülkeler:</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Çin</strong>: yüzde 6.5</p>
<p><strong>Meksika</strong>: yüzde 8</p>
<p><strong>Hindistan</strong>: yüzde 9</p>
<p><strong>Güney</strong> <strong>Afrika</strong>: yüzde 9.8</p>
<p><strong>Lübnan</strong>: yüzde 10.9</p>
<p><strong>Kolombiya</strong>: yüzde 13.3</p>
<p><strong>Ukrayna</strong>: yüzde 14.6</p>
<p><strong>Brezilya</strong>: yüzde 18.4</p>
</div>
<div></div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bitki-saglik.com/zengin-hastaligi-depresyon/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Gözlere ve dişlere iyi bakın</title>
		<link>http://www.bitki-saglik.com/gozlere-ve-dislere-iyi-bakin</link>
		<comments>http://www.bitki-saglik.com/gozlere-ve-dislere-iyi-bakin#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 18 Jul 2011 15:53:51 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Diş Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Göz Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Psikolojik Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[bunama hastalığı]]></category>
		<category><![CDATA[diş hastalığı]]></category>
		<category><![CDATA[göz hastalığı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bitki-saglik.com/?p=452</guid>
		<description><![CDATA[Bilimadamları, ileri yaşlarda bunama riskini azaltmak için dişlere ve gözlere iyi bakmak gerektiğini bildirdiler. Daily Mail gazetesinde yayınlanan habere göre Kanadalı bilimadamları, görme, duyma, kireçlenme, öksürük, soğuk algınlığı, diş problemleri, şeker hastalığı ve tansiyonun bir kişinin Alzheimer ve benzeri durumlara yakalanma riskini nasıl etkilediğine baktılar. Bilimadamları, normal, sağlıklı bir insanın yaşamının herhangi bir evresinde bu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft" src="http://www.hurriyet.com.tr/_np/2897/13932897.jpg" alt="" width="139" height="139" /><span style="color: #0000ff;"><strong>Bilimadamları, ileri yaşlarda bunama riskini azaltmak için dişlere ve gözlere iyi bakmak gerektiğini bildirdiler.</strong></span></p>
<p>Daily Mail gazetesinde yayınlanan habere göre Kanadalı bilimadamları, görme, duyma, kireçlenme, öksürük, soğuk algınlığı, diş problemleri, şeker hastalığı ve tansiyonun bir kişinin Alzheimer ve benzeri durumlara yakalanma riskini nasıl etkilediğine baktılar.<br />
Bilimadamları, normal, sağlıklı bir insanın yaşamının herhangi bir evresinde bu hastalığa <span id="more-452"></span>yakalanma riskinin yüzde 18 olduğunu belirttiler. Ancak bu riskin, her hastalık ve rahatsızlıkla birlikte yüzde 3,2 oranında arttığı belirlendi.<br />
Daha önce yapılan araştırmalarda, yüksek kolesterol, kalp sorunları, obezite ve sigaranın riski artırdığı belirlenmişti. Bilimadamları bunun sebebinin beyne giden kan akışının zayıflaması ve bunun da damarlarla hücrelere zarar vermesi olduğunu düşünüyorlar.<br />
Ancak bilimadamları, kireçlenme gibi bazı hastalıklar önlenemese de gözler ve dişler için düzenli kontroller yaptırılabileceğine, soğuk algınlığı gibi hastalıklardan kaçınmaya çalışılabileceğine işaret ettiler.<br />
Neurology dergisinde yayınlanan araştırmada, düzenli kontroller yaptırmak, mümkün olduğunca aktif ve sağlıklı olmaya çalışmanın yaşamın ileri safhalarında Alzheimer ve benzeri hastalıkların riskini azaltabileceği belirtildi.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bitki-saglik.com/gozlere-ve-dislere-iyi-bakin/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Motivasyon Tüyoları</title>
		<link>http://www.bitki-saglik.com/motivasyon-tuyolari</link>
		<comments>http://www.bitki-saglik.com/motivasyon-tuyolari#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 25 Apr 2011 10:27:44 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Psikolojik Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[diyeti bırakmamak için]]></category>
		<category><![CDATA[insanları motive etme]]></category>
		<category><![CDATA[motive olma sorunu]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl motive olunur]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bitki-saglik.com/?p=379</guid>
		<description><![CDATA[Kilo verme kararını hayatınızın her alanına sokun. Yatak odanızdan mutfağa evin her yanını uyarıcı obje ya da notlarla donatabilirsiniz. Böylece kilo verme isteği her an gözünüzün önünde olur Egzersiz yapmak zorunda olduğunuz halde mazeretler yaratıp spora gitmeyi erteliyor musunuz? Kocaman tabaklarla yemeniz gerekenden çok daha fazlasını kontrolsüzce tüketip ertesi gün pişmanlıkla mı uyanıyorsunuz? Bu kısır [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft" src="http://i.milliyet.com.tr/Kategori4lu/2011/04/25/motivasyon-tuyolari-1298017.Jpeg" alt="" width="144" height="140" /><span style="color: #ff0000;"><strong>Kilo verme kararını hayatınızın her alanına  sokun. Yatak odanızdan mutfağa evin her yanını uyarıcı obje ya da  notlarla donatabilirsiniz.</strong></span></p>
<p>Böylece kilo verme isteği her an gözünüzün önünde olur</p>
<p>Egzersiz  yapmak zorunda olduğunuz halde mazeretler yaratıp spora gitmeyi  erteliyor musunuz? Kocaman tabaklarla yemeniz gerekenden çok daha  fazlasını kontrolsüzce tüketip <span id="more-379"></span>ertesi <a name="aspx1" target="_blank"><span><strong>gün</strong></span></a> pişmanlıkla mı uyanıyorsunuz? Bu kısır döngü ve hissettikleriniz    konusunda yalnız değilsiniz. Çözüm adına neler yapabileceğinize bir  bakalım.</p>
<p><strong> En zayıf haliniz</strong></p>
<p>Aynı fikir, ancak bu sefer ters çevrilmiş   şekilde. Bu çekici <a name="aspx1" target="_blank"><span><strong>bir</strong></span></a> poz, alımlı görünmenizi sağlayan bir fotoğraf. Neden mi? Çünkü, bazı    insanlar bununla daha çok motive olabiliyor.   Siz hangisinden  etkileniyorsanız, o fotoğrafı kullanabilirsiniz.</p>
<p><strong> Test jean&#8217;leri</strong></p>
<p>Eğer  fazla yeme eşiğindeyseniz ya da ihtiyaç duyduğunuzu bildiğiniz halde  egzersiz yapmıyorsanız, test jean’lerinizi deneyin. Bazıları <a name="aspx1" target="_blank"><span><strong>için</strong></span></a> kaç kilo olduğu değil, ne kadar iri ya da küçük hissettiği daha önemli  olabiliyor. Test jean’ler biraz sıkı gelmeye başlıyorsa, hiç tereddüt    etmeden, bir kurabiye azaltabilirsiniz ya da hemen spor ayakkabılarınızı  alıp koşmaya  gidebilirsiniz.</p>
<p><strong> Mutfakta dar jean&#8217;ler</strong></p>
<p>Dar  jean’lerinizi mutfağa ya da kilere asın. Böylece buzdolabında nelerin  olduğunu görmek üzere mutfağa giderken onları fark edersiniz.10  saniyelik tat alma hazzınızın aslında asıl amacınızın ters yönünde  hareket ettiğini görürsünüz. Günün sonunda, hiçbir şey zayıf olmaktan  aldığınız hazzın yerini tutmayacaktır.</p>
<p><strong> Asılı notlar</strong></p>
<p>Bazı zamanlar kendinizi buzdolabının kapağını açarken <a name="aspx1" target="_blank"><span><strong>ve</strong></span></a> dolaptaki her şeyi gözden geçirirken mi buluyorsunuz? Ya da akşam  yemeğinizi yemenize rağmen, derin dondurucudaki sevdiğiniz tatlar     aklınızı çeliyor. O zaman buzdolabının üzerine ya da kilere notlar asmak  işinize yarayacaktır. “Bu kurabiyeyi yememeliyim”, “Bu kurabiyeyi   yemenin  sonucu: KİLO ALMAK” şeklinde ifadeler yazabilirsiniz.</p>
<p><strong>En kilolu olduğunuz fotoğraf</strong></p>
<p>Böyle  bir fotoğrafınız varsa onu her zaman görebileceğiniz bir yere koyun. Bu  sayede her gördüğünüzde ‘fit olma’ isteğinizi hatırlarsınız. Eğer  yemekler sizin için meseleyse, bu fotoğrafı mutfağa koyun. Buzdolabının,  derin dondurucunun, <a name="aspx1" target="_blank"><span><strong>mutfak</strong></span></a> tezgahının üzerine olabilir.  Burada önemli olan, yemek öncesi  görebileceğiniz bir yerde olması. Ve gördükten sonra ne kadar yemek  yiyeceğiniz konusunda etki yaratabilmesi. Bu fotoğrafı çalar saatinizin  yanına da koyabilirsiniz. Sabah erken bir saatte çalmaya başladığında ve  siz de onu her ertelediğinizde, uyanmanızı, yataktan kalkmanızı,  egzersiz yapmak için  hazırlanmanızı sağlayacak bir şekilde  konumlandırabilirsiniz.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bitki-saglik.com/motivasyon-tuyolari/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Depresyon bunama riskini arttırıyor</title>
		<link>http://www.bitki-saglik.com/depresyon-bunama-riskini-arttiriyor</link>
		<comments>http://www.bitki-saglik.com/depresyon-bunama-riskini-arttiriyor#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 08 Jul 2010 14:10:24 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Psikolojik Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Depresyon belirtileri]]></category>
		<category><![CDATA[Depresyon nedenleri]]></category>
		<category><![CDATA[Depresyon ve bunama]]></category>
		<category><![CDATA[Depresyondamıyım]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bitki-saglik.com/?p=287</guid>
		<description><![CDATA[Depresyonun bunama riskini iki kat artırabileceği bildirildi. American Journal of Neurology dergisinde yayınlanan iki araştırmada, bir kişinin depresyon geçirmesinin, o kişinin demansa yakalanma (bunama) olasılığının daha fazla olduğu anlamına geldiği belirtildi. Ancak bilimadamları, bu iki hastalık arasında bağlantı olsa da doğrudan bir ilişkiden sözedilemeyeceğini vurguladılar. Massachusetts Üniversitesi&#8217;nden Dr. Jane Saczynski tarafından yapılan ilk araştırmada, 949 [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft" src="http://www.hurriyet.com.tr/_np/9004/11069004.gif" alt="" width="148" height="147" /><strong>Depresyonun bunama riskini iki kat artırabileceği bildirildi. American Journal of Neurology dergisinde yayınlanan iki araştırmada, bir  kişinin depresyon geçirmesinin, o kişinin demansa yakalanma (bunama)  olasılığının daha fazla olduğu anlamına geldiği belirtildi.</strong></p>
<p>Ancak bilimadamları, bu iki hastalık arasında  bağlantı olsa da doğrudan bir ilişkiden sözedilemeyeceğini<span id="more-287"></span> vurguladılar.</p>
<p>Massachusetts  Üniversitesi&#8217;nden Dr. Jane Saczynski tarafından yapılan ilk  araştırmada, 949 yaşlı 17 yıl boyunca takip edildi ve bu zaman zarfında  bu kişilerden 164&#8242;ü bunamaya yakalandı. Depresyon geçirenlerin yüzde  22&#8242;sinde bunama da görüldüğü, bunayanların yüzde 17&#8242;sinin ise daha önce  depresyon geçirmediği belirlendi.</p>
<p>ABD&#8217;de  1239 kişi arasında yapılan diğer araştırmada ise, araştırmaya  katılanların geçirdikleri depresyon sayısıyla bunama arasındaki ilişkiye  bakıldı. Bunun sonucunda, bir kişi ne kadar çok depresyon geçirirse  bunama riskinin o kadar fazla olduğu saptandı.</p>
<p>Araştırma  sonucunda, iki veya daha fazla depresyon geçirenlerde bunama riskinin  neredeyse iki kat arttığı belirlendi.<br />
İlk araştırmayı yapan  Saczynski, &#8220;Depresyonunun doğrudan bunamaya yol açıp açmadığını kesin  olarak bilinmese de, depresyonun bunama riskini artırabildiği bazı  durumlar var&#8221; dedi.</p>
<p>Saczynski, bir kişi depresyona girdiğinde  beyin dokusunda oluşan yangının bunamaya yol açabildiğini, beyinde  depresyonla birlikte artan bazı proteinlerin de bunama riskini  artırabildiğini kaydetti.</p>
<p>Bilimadamları, iki hastalık arasındaki  kesin bir bağlantı kurmak için daha fazla araştırmaya ihtiyaç olduğunu  da vurguladılar.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bitki-saglik.com/depresyon-bunama-riskini-arttiriyor/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Alzheimer&#8217;ı önceden Tespit Etmek</title>
		<link>http://www.bitki-saglik.com/alzheimeri-onceden-tespit-etmek</link>
		<comments>http://www.bitki-saglik.com/alzheimeri-onceden-tespit-etmek#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 05 Jul 2010 10:40:30 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Psikolojik Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Alzheimer erken teşhis]]></category>
		<category><![CDATA[Alzheimer hastalığına şifalı bitkiler]]></category>
		<category><![CDATA[Alzheimer var mı yok mu]]></category>
		<category><![CDATA[Alzheimermıyım]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bitki-saglik.com/?p=282</guid>
		<description><![CDATA[Bilim insanları, günümüzün en ölümcül hastalıkları arasında yer alan Alzheimer&#8217;ın tespitinde iki yöntem belirledi. Amerikan Nöroloji Akademisinin yayın organı &#8220;Neurology&#8221; dergisinde yayımlanan araştırma, bilişsel bozuklukları olan bir bireyde Alzheimer hastalığının gelişip gelişmeyeceğini önceden tespit etmekte en güvenilir iki yöntemin, beynin oldukça ayrıntılı bir şekilde incelenmesine olanak sağlayan PET (pozitron emisyon tomografisi) taraması ve kişiden bir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft" src="http://www.hurriyet.com.tr/_np/2149/11022149.gif" alt="" width="136" height="152" /><span style="color: #ff0000;"><strong>Bilim insanları, günümüzün en ölümcül hastalıkları arasında yer  alan Alzheimer&#8217;ın tespitinde iki yöntem belirledi.</strong></span></p>
<p>Amerikan Nöroloji Akademisinin yayın organı  &#8220;Neurology&#8221; dergisinde yayımlanan araştırma, bilişsel bozuklukları olan  bir bireyde Alzheimer hastalığının gelişip gelişmeyeceğini önceden  tespit etmekte en güvenilir iki yöntemin, beynin oldukça ayrıntılı bir  şekilde incelenmesine olanak sağlayan PET (pozitron emisyon tomografisi)  taraması ve kişiden<span id="more-282"></span> bir dizi kelimeyi hatırlaması istenilen epizodik  bellek testi olduğunu ortaya koydu.</p>
<p>California Üniversitesinden  bir grup bilim adamı, bilişsel bozuklukları olan 55-90 yaşları  arasındaki 85 kişinin katılımıyla yaptıkları araştırmada, bu iki  yöntemin, hastalığın önceden tespitinde günümüzde kullanılan diğer  testlere göre 12 kez daha güvenilir olduğunu gözlemledi.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bitki-saglik.com/alzheimeri-onceden-tespit-etmek/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Strese karşı bir dilim kavun</title>
		<link>http://www.bitki-saglik.com/strese-karsi-bir-dilim-kavun</link>
		<comments>http://www.bitki-saglik.com/strese-karsi-bir-dilim-kavun#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 29 Jun 2010 13:52:56 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Psikolojik Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[kavun Strese iyi geliyor]]></category>
		<category><![CDATA[Stres için meyve]]></category>
		<category><![CDATA[Stresli zamanlarda kavun tüketimi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bitki-saglik.com/?p=276</guid>
		<description><![CDATA[Yaz aylarının serinletici meyvesi kavunun, strese karşı da etkili olduğu ortaya çıktı. İtalyan La Stampa gazetesinde çıkan habere göre, Fransa Tarım Bilimleri Araştırmaları Enstitüsü&#8217;nden (INRA) bir grup bilim adamı, kavunun içerdiği antioksidanların strese karşı koruyucu olduğunu tespit etti. Kavunun, antioksidan savunma enzimlerinden süperoksit dismutaz (SOD) açısından zengin bir kaynak olduğunu belirten Fransız bilim adamları, hayvanlar [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft" src="http://www.hurriyet.com.tr/_np/4469/10964469.gif" alt="" width="135" height="135" /><strong>Yaz aylarının serinletici meyvesi kavunun, strese karşı da  etkili olduğu ortaya çıktı.</strong></p>
<p>İtalyan La Stampa gazetesinde çıkan habere göre, Fransa Tarım  Bilimleri Araştırmaları Enstitüsü&#8217;nden (INRA) bir grup bilim adamı,  kavunun içerdiği antioksidanların strese karşı koruyucu olduğunu tespit  etti.<span id="more-276"></span></p>
<p>Kavunun, antioksidan savunma enzimlerinden süperoksit  dismutaz (SOD) açısından zengin bir kaynak olduğunu belirten Fransız  bilim adamları, hayvanlar üzerinde yaptıkları araştırmanın sonucunda bu  ezimin, sindirim sisteminde biriken stres proteinlerinin seviyesini  düşürebildiğini gözlemledi.</p>
<p>Tüketilen kavun miktarıyla birlikte  kandaki SOD seviyesinin de yükseldiğini ortaya koyan araştırmanın  sonuçları, Nutrition dergisinde de yayımlandı.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bitki-saglik.com/strese-karsi-bir-dilim-kavun/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Panik Atak Nedir</title>
		<link>http://www.bitki-saglik.com/panik-atak-nedir</link>
		<comments>http://www.bitki-saglik.com/panik-atak-nedir#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 07 Mar 2010 16:03:32 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Psikolojik Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[panik atağın belirtileri]]></category>
		<category><![CDATA[Panik Atak belirtileri]]></category>
		<category><![CDATA[Panik Atak doktor önerileri]]></category>
		<category><![CDATA[Panik Atak hastası için şifalı bitkiler]]></category>
		<category><![CDATA[Panik Atak ilaçları]]></category>
		<category><![CDATA[Panik Atak nasıl bir hastalık]]></category>
		<category><![CDATA[Panik Atak rahatsızlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Panik Atak resimleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bitki-saglik.com/?p=236</guid>
		<description><![CDATA[Panik atak, beklenmeden ortaya çıkan, günde birkaç nöbet ile yılda birkaç nöbet arasında değişiklik gösteren, psikolojik ve fiziksel hastalıklarda ortaya çıkabilen yoğun korku, kaygı ve endişe karışımı bir nöbettir. Panik atak, beklenmeden ortaya çıkan, günde birkaç nöbet ile yılda birkaç nöbet arasında değişiklik gösteren, psikolojik ve fiziksel hastalıklarda ortaya çıkabilen yoğun korku, kaygı ve endişe [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft" src="http://www.ecczane.com/images/news/1173.jpg" alt="" width="118" height="121" /><strong>Panik atak, beklenmeden ortaya çıkan, günde birkaç nöbet ile yılda birkaç nöbet arasında değişiklik gösteren, psikolojik ve fiziksel hastalıklarda ortaya çıkabilen yoğun korku, kaygı ve endişe karışımı bir nöbettir.</strong></p>
<p>Panik atak, beklenmeden ortaya çıkan, günde birkaç nöbet ile yılda birkaç nöbet arasında değişiklik gösteren, psikolojik ve fiziksel hastalıklarda<span id="more-236"></span> ortaya çıkabilen yoğun korku, kaygı ve endişe karışımı bir nöbettir.</p>
<p>Aşağıda sıralanan panik atak belirtilerinden en az yarısını yaşıyorsanız, siz de kendinizin panik atak olma ihtimalinden şüphelenebilirsiniz.</p>
<p>• Çarpıntı, kalp atışlarının artması, göğüste basınç bazen sol kola yayılan ağrı ve uyuşma,</p>
<p>• Terleme (Bazen üşüme bazen alevlerin basması hissi),</p>
<p>• Titreme-sarsılma-itilme hissi,</p>
<p>• Boğulma ve nefes alamama hali,</p>
<p>• Soluğun kesilmesi (Derin nefes alma ihtiyacı, havanın yetmemesi gibi hisler),</p>
<p>• Göğüste daralma, sıkışma, ağrı duyumsama,</p>
<p>• Bulantı, karında ağrı, şişkinlik, gaz oluşması, geğirti,</p>
<p>• Baş dönmesi, sersemlik hissi, düşecekmiş ya da bayılacakmış gibi olma hali,</p>
<p>• Çevrenin gerçek olmadığını hissetme (derealizasyon ) panik yaşandığında olaylar bir sis perdesinin gerisinde algılanır, cisimler küçülür her şey bulanıklaşır.</p>
<p>• Kendini hissedememe, kendine yabancılaşma, algılama güçlüğü (depersonalizasyon),</p>
<p>• Panik anında kontrolünü kaybedeceği ya da çıldıracağı korkusu (Kendisine, çocuklara, çevreye zarar verme korkusu),</p>
<p>• Ölüm korkusu,</p>
<p>• Ellerde, kollarda, bacaklarda, başta ve birçok yerde uyuşmalar, yanmalar karıncalanmalar,</p>
<p>• Üşüme, ürperme ya da ateş basmaları.</p>
<p>Kimi zaman bazı fiziksel rahatsızlıklarda panik atağın ortaya çıkmasına sebep olabilir.</p>
<p>• Sara (epilepsi) hastalığı,</p>
<p>• Akciğer ve kalp hastalıkları,</p>
<p>• Vitamin eksikliği,</p>
<p>• Kan şekeri düşmesi, beyinde tümör,</p>
<p>• İlaçların yan etkileri,</p>
<p>• Uyarıcı maddeler kullanılması ve bunların aniden kesilmesi.</p>
<p>Kimi zamanda bazı psikiyatrik hastalıklara eşlik edebilir.</p>
<p>• Depresyon,</p>
<p>• Anksiyete bozukluğu,</p>
<p>• Post-travmatik stres bozukluğu,</p>
<p>• Paranoid bozukluk,</p>
<p>• Obsesif-kompulsif bozukluk gibi.</p>
<p>Panik atak, psikolojik sorunlarla ya da yukarıda sayılan bazı fiziksel rahatsızlıklar sonucu ortaya çıkabilir. Panik nöbeti, yoğun bir korku ve rahatsızlık duygusu yaşamanıza sebep olur ve her an kötü bir şey olacağını ya da sonunuzun geldiğini, hatta öleceğinizi hissedersiniz. Birdenbire ortaya çıkan panik atak nöbeti, beklemediğiniz bir anda tekrarlayacağı endişesi yaratır. Buna bağlı olarak da yaşanma sıklığı artar. Bu korkunun yaşanması, o ortamdan kaçma ve uzaklaşma davranışı göstererek yardım almak için bir sağlık kuruluşuna başvurmanıza sebep olur. Panik atak hastasıysanız, hastaneye gittiğinizde ve doktor ile karşılaştığınızda rahatlayabilir ya da herhangi bir sakinleştirici ilaç ile bu nöbetten kurtulabilirsiniz. Genelde hastane ya da doktorun olmadığı ortamlarda bulunmamaya çalışırsınız. Panik atak nöbetinin tekrarlayacağı endişesi ile evden çıkmakta ya da yalnız kalmakta zorlanırsınız. Kısaca, bu rahatsızlık kişinin uyumunu her anlamda bozar.</p>
<p>Panik atak sonucu gelişebilen problemler nelerdir?</p>
<p>Panik atak nöbeti geçirirseniz, her an öleceğinizi ve kendi kontrolünüzü kaybedeceğinizi düşünürsünüz. Olumsuz düşünce ve duygularınız artar. Ölmekten korktuğunuz gibi panik atak nöbeti sırasında da bir an önce ölüp böyle bir durum yaşamaktan kurtulmak isteyebilirsiniz. Nöbetin beklemediğiniz bir anda ortaya çıkacağı kaygısı ile de arkadaşlarınız ile görüşmek istemeyebilir ve sosyal ilişkileriniz giderek azalmaya başlayabilir. Evden tek başına çıkmakta zorlandığınız için işe gidemez hale gelebilirsiniz. İş başarınız azalır ve iş kaybı ile karşı karşıya kalabilirsiniz. Aile bireyleri ile ilişkileriniz bozulabilir. Kimsenin size inanmadığını düşünerek, olumsuz düşünce ve duygular ile içe kapanabilirsiniz. Kimse ile paylaşamadığınız için de bu tür düşünceler kafasında dönüp durur ve artık bunlarla baş edemez hale gelebilirsiniz. Bu sorunun yaşamınızda çözemediğiniz sorunlardan, aşırı korku ve kaygılardan oluştuğunu kabul edemez, sürekli doktor ve hastanelerde vakit geçirebilirsiniz. Doktorların da sizi anlamadığını ifade ederek, kendinize ve çevrenize güveninizi kaybedersiniz.</p>
<p>Nöbet geçiren birine nasıl davranılır?</p>
<p>Panik atak nöbetlerinde sadece ilaç kullanmak yeterli olmayacaktır. Hatta her nöbet sırasında hastaneye gitmek de bu olayın yaşanmasını artırır. Panik atak nöbeti geçiren kişiyi sakin bir yere yatırıp, bu nöbetin geçmesini beklemek doğru olur. Bu durumda iken aşırı ilgi göstermek ya da hiç ilgi göstermemek bu nöbetin sık yaşanmasına sebep olur. Onun yanında olduğunuzu hissettirmeli, nöbet sonrasında sorunları üzerinde konuşulmalı ve rahat nefes alıp verme egzersizleri yaptığı zaman bu durumdan çok kısa sürede kurtulabileceği söylenmelidir. Her şeyden önemlisi onu dinlemek ve ona değer verdiğini göstermektir.</p>
<p>Nasıl tedavi edilebilir?</p>
<p>Panik atak nöbetinin herhangi bir fiziksel sorundan kaynaklanıp kaynaklanmadığını görmek için kişinin check-up’tan geçirilmesi uygun olur. Panik atak tedavisi mümkün olan bir hastalıktır. Hastaya öncelikle hastalığı nasıl kontrol edebileceği öğretilmelidir. Bunu başarabilen hasta ilerleyen zamanlarda panik atağı yaşamından çıkarabilmektedir.</p>
<p>Panik atakta sadece ilaç yeterli olmaz. İlacı bıraktığında tekrar yaşayabilme olasılığı fazladır. İlaç ile birlikte konuşma terapisi de yer almalıdır. Tedavi aşamasında da kişinin doktoruna güvenmesi çok önemlidir. Tedavi de gevşeme ve nefes egzersizleri önemli bir yer tutar. Korkuların üzerine gidilmesi ve nasıl baş edebileceğinin gösterilmesi gerekir.</p>
<p>Öneriler</p>
<p>Eğer çok sık panik atak nöbeti yaşıyorsanız;</p>
<p>• Bu durumu ortaya çıkaran, tetikleyen olayların ve düşüncelerinizin neler olduğunu bulmaya çalışın.</p>
<p>• Korku ve kaygılarınızın ve hatta sorunlarınızın üzerine gidin.</p>
<p>• Yaşamınızda neler istediğinizi ve beklentilerinizi belirleyin.</p>
<p>• Bu hastalığı yenme ile ilgili umudunuzu ve kendinize güveninizi kaybetmeyin.</p>
<p>• Her gün kendinize zaman ayırıp, yürüyüş ve spor yapın.</p>
<p>• Kahve, koyu çay ve kolalı içeceklerden uzak durun.</p>
<p>• Midenizi tıka basa doldurmayın.</p>
<p>• Stres artıran, can sıkıcı ortamlarda bulunmamaya gayret edin.</p>
<p>• Her gün gevşeme ve nefes alıp verme egzersizleri yapın.</p>
<p>• Bunların dışında güven duyduğunuz bir uzmandan destek alın.</p>
<p>• Unutmayın! Panik atak nöbeti tedavisi mümkün olan bir hastalıktır. Geç kalmadan sorununuzu çözmeye çalışın…</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bitki-saglik.com/panik-atak-nedir/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Mutluluğun rengi Sarı</title>
		<link>http://www.bitki-saglik.com/mutlulugun-rengi-sari</link>
		<comments>http://www.bitki-saglik.com/mutlulugun-rengi-sari#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 27 Feb 2010 20:56:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Psikolojik Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[depresyonun rengi]]></category>
		<category><![CDATA[insan ruhunun renki]]></category>
		<category><![CDATA[Mutluluğun rengi nedir]]></category>
		<category><![CDATA[renkler ile psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[renklerin psikolojik belirtileri]]></category>
		<category><![CDATA[ruh sağlığı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bitki-saglik.com/?p=224</guid>
		<description><![CDATA[Sarı mutluluğun, gri ise depresyonun&#8230; İnsanın ruh sağlığı ile renkler arasındaki ilişkiyi araştıran bilim adamları, duyguların da rengi olduğunu ortaya koydular. Depresyondaki insanların donuk, kendini iyi hissedenlerin ise sıcak renkleri tercih ettiğine işaret eden bilim adamları, bunun, çocukların ve iletişim sorunu yaşayanların hastalıklarının teşhisine yardımcı olabileceğini belirttiler. İtalyan La Repubblica gazetesinde yayımlanan habere göre, İngiltere’deki [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft" src="http://i.milliyet.com.tr/GazeteHaberIciResim/2010/02/12/fft16_mf515401.Jpeg" alt="" width="172" height="107" /><span style="color: #0000ff;"><strong>Sarı mutluluğun, gri ise depresyonun&#8230;</strong></span></p>
<p>İnsanın ruh sağlığı ile renkler arasındaki ilişkiyi araştıran bilim adamları, duyguların da rengi olduğunu ortaya koydular. Depresyondaki insanların donuk, kendini iyi hissedenlerin ise sıcak renkleri tercih ettiğine işaret eden bilim adamları, bunun, çocukların <span id="more-224"></span>ve iletişim sorunu yaşayanların hastalıklarının teşhisine yardımcı olabileceğini belirttiler.</p>
<p>İtalyan La Repubblica gazetesinde yayımlanan habere göre, İngiltere’deki Manchester Üniversitesinden bir grup bilim adamı, <a onmouseover="showAd('24996','100366' ,event);clearAdInterval();" onmouseout="hideAd();" name="aspx1" target="_blank"><span><strong>sağlıklı</strong></span></a> 105 ve depresyondaki 108 yetişkinin her birinden, kırmızı, turuncu, sarı, yeşil, mavi, lacivert, mor, kahverengi, siyah, beyaz ve grinin 38 tonunun bulunduğu renk tablosundan ruhsal durumlarına en uygun olan rengi seçmelerini istediler. Araştırmacılar, depresyondakilerin grinin, sağlıklı katılımcıların ise sarının tonlarını tercih ettiklerini gözlemlediler.</p>
<p>Araştırmanın ikinci bölümünde ise sağlıklı 204 gönüllüden renkleri pozitif, negatif ve nötr olarak ayırmalarını ve en sevdikleri renkleri seçmelerini isteyen bilim adamları, katılımcıların sadece yüzde 10’unun, ruhsal durumlarını temsil etmesi için griye yöneldiklerini belirttiler.</p>
<p>Araştırma sonuçlarının, beynin, insanın ruh haliyle renkleri hemen eşleştirdiğini ve bu şekilde dış dünyayla iletişim kurduğunu gösterdiğini kaydeden bilim adamları, bu ilişkinin sürekli dile getirildiğini, ancak şimdiye kadar bu konuda yapılmış tam ve gerçek bir araştırmanın mevcut olmadığını vurguladılar.</p>
<p>Araştırma ekibinin başındaki Peter Whorwell, şu anda asabi bağırsak sendromu görülen ve dolayısıyla da oldukça sıkıntılı olan hastalar üzerinde çalışmakta olduğunu belirterek, “Renk çarkının, bu hastaların psikolojik tedavilere verdikleri yanıtı görmemize yardımcı olmasını umuyorum” dedi.  Kelimelerin yetersiz kaldığı ve sözsüz ifade yöntemlerinin daha etkili olduğu durumların olduğunu ifade eden Whorwell, bu gibi durumlarda renklerden faydalanılabileceğini söyledi.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bitki-saglik.com/mutlulugun-rengi-sari/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sonbahar Depresyonu Var mı</title>
		<link>http://www.bitki-saglik.com/sonbahar-depresyonu-var-mi</link>
		<comments>http://www.bitki-saglik.com/sonbahar-depresyonu-var-mi#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 23 Oct 2009 08:07:48 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Psikolojik Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Depresyon için doktor önerileri]]></category>
		<category><![CDATA[Depresyon için şifalı bitkiler]]></category>
		<category><![CDATA[Depresyon ilaçları]]></category>
		<category><![CDATA[Depresyon nedir]]></category>
		<category><![CDATA[Depresyon tedavisi]]></category>
		<category><![CDATA[Depresyona girmemek için ne yapılmalı]]></category>
		<category><![CDATA[Depresyona iyi gelen bitki kürleri]]></category>
		<category><![CDATA[Depresyonunbelirtileri nelerdir]]></category>
		<category><![CDATA[sonbaharda depresyona girmek]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bitki-saglik.com/?p=97</guid>
		<description><![CDATA[Çağın hastalığı depresyon en çok sonbaharda görülüyor. Sonbahar depresyonu var mı? Yoksa sonbaharı bahane mi ediyoruz? Yazın bitmesiyle birlikte güneşli günler yerini bulutlu ve yağmurlu günlere bırakmaya başladı. Güneşi daha az görmek, okulların başlaması, sorumlulukların artması, havaların serinlemesi kişilerde birtakım ruhsal sorunlar yaratabiliyor. Nöroloji Uzmanı Dr. Mehmet Yavuz mevsimlerin değişmesiyle birlikte ortaya çıkan duygusal değişiklikler [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft" src="http://www.ekolay.net/saglik/images/248_depresyona_girme.jpg" alt="" width="118" height="118" /><br />
<strong><span>Çağın hastalığı depresyon en çok sonbaharda görülüyor. Sonbahar depresyonu var mı? Yoksa sonbaharı bahane mi ediyoruz?</span></strong></p>
<p><span>Yazın bitmesiyle birlikte güneşli günler yerini bulutlu ve yağmurlu günlere bırakmaya başladı. Güneşi daha az görmek, okulların başlaması, sorumlulukların artması, havaların<span id="more-97"></span> serinlemesi kişilerde birtakım ruhsal sorunlar yaratabiliyor.</p>
<p><strong>Nöroloji Uzmanı Dr. Mehmet Yavuz</strong> mevsimlerin değişmesiyle birlikte ortaya çıkan duygusal değişiklikler hakkında bilgi verdi;</p>
<p><strong>Sonbahar gelince neden depresif oluyoruz?</strong></p>
<p>İlkbahar doğanın canlanmasını, kendimizi daha neşeli ve coşkulu hissetmemizi sağlar. Sonbahar ise güneşli güzel günlerin geride kaldığı ve kapalı, soğuk kış günlerinin gelmekte olduğunu hatırlatır. Havaların kötüleşmesi, günlerin kısalması, açık alanlardan tekrar güneşsiz kapalı alanlara girilecek olması bize keyifsizlik ve mutsuzluk verebilir.</p>
<p>Bu nedenle sonbahar biraz da hüzün mevsimi olarak anılır. Sonbaharda azalan güneş ışınları mutluluk hormonu seroton&#8217;in salgılamasının azalmasına, beyin kimyasının değişmesine ve depresyona sebep oluyor. Aynı mevsimsel depresyon kışın da görülür. Ancak yaz mevsiminin hemen sonrasında olduğu için sonbahar depresyonuna kış depresyonundan daha sık rastlanır.</p>
<p><strong>Belirtilere dikkat edelim</strong></p>
<p>Nöroloji uzmanı Dr. Mehmet Yavuz depresyon belirtilerine dikkat edilmesi konusunda uyardı; “Hastalık başladığı zaman kişide enerji ve ilgi azalır veya kaybolur, suçluluk duyguları, konsantrasyon güçlüğü, iştah kaybı, mutsuzluk görülür. Duygusal olarak çökerler, her şeye üzülürler, hatta yaşama istekleri kaybolabilir. Ağlama sıklaşır, sıkıntı ve huzursuzluk vardır, hiç bir şeyden zevk alamaz olurlar, aktiviteleri azalır, işleri aksar, uykuları bozulur, cinsel istek azalır, kendilerini yorgun hissederler.”</p>
<p><strong>Kendinizi test edin;</strong></p>
<p>En az iki hafta boyunca aşağıdaki yakınmalardan beşini yaşıyorsanız depresyonda olabilirsiniz;</p>
<p>1.	Kendini üzgün ve boş hissetme,<br />
2.	İlginin azalması ve zevk alamama,<br />
3.	Nedensiz kilo alma veya kaybetme,<br />
4.	Uykusuzluk veya aşırı uyuma,<br />
5.	Yersiz aşırı hareketlilik veya uyuşukluk,<br />
6.	Sürekli, nedensiz yorgunluk, enerji kaybı,<br />
7.	Değersizlik ve suçluluk duygusu,<br />
8.	Düşünme, konsantre olma yetisinin azalması,<br />
9.	Ölüm ve intihar düşünceleri.</p>
<p><strong>Sonbahar depresyonu en çok kimlerde görünüyor?</strong></p>
<p>Depresif duygu durumu, kaygı ve endişe genellikle kadınlarda daha sık görülür. Bu nedenle sonbahar depresyonunun da kadınlarda daha sık görüldüğünü söyleyebiliriz. Diğer taraftan daha önce depresyon tanısı almış kişilerde de bu dönemlerde depresyonun tekrarlama ihtimali artar. Özellikle karamsar, endişeli, özgüveni düşük kişiler bu dönemlerde daha fazla risk taşırlar.</p>
<p><strong>Önlem almak mümkün mü?</strong></p>
<p>Dr. Mehmet Yavuz, mevsim değişikliği ile birlikte ortaya çıkan depresyona karşı önlem alınabileceğini belirtti; <em>&#8220;Bazı mevsimlerde kişinin performansı belirgin olarak düşüyor ve depresyon belirtileri ortaya çıkıyorsa mutlaka bir psikiyatri uzmanına başvurmalı ve normal yaşamlarını düzenli tutmaya çalışmalıdırlar.”</em></p>
<p>Ayrıca;</p>
<p>Gün ışığından mümkün olduğunca faydalanın. Giderek kısalmaya başlayan günlerde mümkün olduğunca gün ışığına çıkın. Bulutlu günlerde bile sabah veya öğlen arasında 20-30 dakika dışarıda geçirmek çok faydalı olur.</p>
<p>•	Spor yapın. Günde 30 dakikalık aktif, tempolu bir yürüyüş yeterli olabilir.<br />
•	Sağlıklı beslenin. İştahınız artsa da, karbonhidrat ve basit şekerlere fazla yüklenmemeye çalışın. Bol bol su için.<br />
•	Çok uyumayın. Zorla da olsa kendinizi sabah yataktan erken kalkmaya teşvik edin.<br />
•	Yeni hedefler belirleyin, yeni planlar her zaman bir itiş gücü sağlar.<br />
• İşyerindeki isteksizliğini azaltmak için de sık ve kısa keyifli molalar verilmesi, kişinin sosyal yaşamını keyif alabileceği aktivitelere göre yeniden planlaması, depresif belirtilerin azalmasına yardımcı olacaktır.</p>
<p><strong>Depresyonun tedavisi nasıldır? </strong></p>
<p>Son derece açık belirtileri nedeniyle depresyon çok kolay teşhis edilir. Depresyonun tedavisinde ilaç ve psikoterapi yöntemleri kullanılabilir.<br />
Ayrıca TMS (Transkranial Manyetik Stimulasyon), depresyon tedavisinde önemli bir tedavi unsuru olarak yerini almıştır. Manyetik Stimülasyon tedavisi ile beyine şok manyetik uyarılar göndererek, beyinin hastalanmadan önceki sağlam durumuna dönmesini amaçlıyoruz. TMS İlaçlara cevap vermeyen ya da tam düzelmeyen hastalar için de çare olmuştur. Literatürde ilaçlara dirençli birçok hastanın manyetik stimülasyonla düzeldiğine dair sayısız örnek var.</p>
<p>TM, özellikle hamile ya da emzirme döneminde olan veya karaciğer, böbrek yetmezliği yaşayan, ilaç kullanması sakıncalı olan hastalarda de tercih ettiğimiz bir yöntem.</p>
<p>Hastalığın şiddetine, kişinin yaşına, cinsiyetine, kilosuna göre var olan ilaçlar, ve diğer tedavi seçenekleriyle doğru bir kombinasyon oluşturarak çok başarılı sonuçlar elde ediyoruz.</p>
<p><strong>Nöroloji Uzmanı Dr. Mehmet Yavuz</strong></span></p>
<p><span><br />
</span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bitki-saglik.com/sonbahar-depresyonu-var-mi/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

