<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Şifalı Bitkiler Kürler Tedavi Yöntemi &#187; Kanser</title>
	<atom:link href="http://www.bitki-saglik.com/category/kanser/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.bitki-saglik.com</link>
	<description>Bir başka WordPress blogu.</description>
	<lastBuildDate>Fri, 09 Sep 2011 16:59:49 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.2.1</generator>
		<item>
		<title>Bağırsak kanseri oranı yükseldi</title>
		<link>http://www.bitki-saglik.com/bagirsak-kanseri-orani-yukseldi</link>
		<comments>http://www.bitki-saglik.com/bagirsak-kanseri-orani-yukseldi#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 31 Jul 2011 12:34:24 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kanser]]></category>
		<category><![CDATA[Bağırsak kanseri]]></category>
		<category><![CDATA[Bağırsak kanseri için şifalı bitkiler]]></category>
		<category><![CDATA[Bağırsak kanseri nedenleri]]></category>
		<category><![CDATA[Bağırsak kanseri tedavi yöntemleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bitki-saglik.com/?p=465</guid>
		<description><![CDATA[Çağın yaygın hastalığı kanserin tehlikeli bir türü olan bağırsak kanseri oranı arttı. İngiltere Kanser Araştırmaları, bağırsak kanseri oranının 1970’lerden sonra arttığına dikkat çekerek, 2008’de neredeyse her 15 erkekten ve 19 kadından birinin bağırsak kanseri olduğunu belirtti. İngiltere’nin en büyük kanser yardım kuruluşuna göre, 1970’lerden sonra erkeklerde bağırsak kanseri olma ihtimali iki kat artarken, İngiltere Kanser [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft" src="http://i.milliyet.com.tr/YeniAnaResim/2011/07/28/bagirsak-kanseri-orani-yukseldi-1514329.Jpeg" alt="" width="145" height="134" /><span style="color: #ff0000;"><strong>Çağın yaygın hastalığı kanserin tehlikeli bir türü olan bağırsak kanseri oranı arttı.</strong></span></p>
<p>İngiltere Kanser Araştırmaları, bağırsak kanseri oranının 1970’lerden sonra arttığına dikkat çekerek, 2008’de neredeyse her 15 erkekten <a name="aspx1" target="_blank"></a><span><strong>ve</strong></span> 19 kadından birinin bağırsak kanseri olduğunu belirtti.</p>
<p>İngiltere’nin en büyük kanser <a name="aspx1" target="_blank"></a><span><strong>yardım</strong></span> kuruluşuna göre, 1970’lerden sonra erkeklerde <span id="more-465"></span>bağırsak kanseri olma ihtimali iki kat artarken, İngiltere Kanser Araştırmaları da, 1975’de 29 erkekten birine bağırsak kanseri teşhisi konduğunu ancak 2008’de neredeyse 15 erkekten birinin bağırsak kanseri olduğuna işaret etti.</p>
<p>Kadınlarda ise yükselişin çok fazla olmadığı belirtilerek, 1975’de 26 kadından biri bağırsak kanseriyken 2008’de 19 kadından birinin bağırsak kanseri olduğu vurgulandı.</p>
<p><strong>-BAĞIRSAK KANSERİ BESLENMEYLE BAĞLANTILI-</strong><br />
The Guardian gazetesinin yansıttığı araştırmada, <a name="aspx1" target="_blank"></a><span><strong>genel</strong></span> olarak insanın yaşam süresinin uzamasından dolayı kanser oranının arttığı belirtilirken, ancak bağırsak kanserinin güçlü bir şekilde beslenmeyle bağlantılı olduğu ve birçok hastalığın önlenebileceğine dikkat çekiliyor.</p>
<p><strong>-BAĞIRSAK KANSERİ RİSKİNİ AZALTMANIN BİRÇOK YOLU VAR-</strong><br />
İngiltere Kanser Araştırmaları’ndan Sara Hiom insanların risk oranını düşürebilmesinin birçok yolu olduğuna işaret ederek, &#8220;Sağlıklı kiloda kalarak, fiziksel aktivite yaparak, yüksek lif içeren gıdalar tüketerek ve kırmızı ve işlenmiş etin az tüketimi <a name="aspx1" target="_blank"></a><span><strong>ile</strong></span> sağlıklı beslenerek, alkol tüketimini azaltarak ve sigara içmeyerek bağırsak kanseri riskinizi düşürebilirsiniz&#8221;  uyarısında bulunuyor.</p>
<p><strong>-SAĞLIK TARAMASI ÖNEMLİ-</strong><br />
Sara Hiom’un aynı zamanda sağlık taramasının da önemli olduğuna dikkat çektiği belirtilen araştırmada, kanser ortaya çıktığı zaman yaşın da göz önünde bulundurulması gerektiğine dikkat çekildi. Araştırmada, 70 yaşında bağırsak kanseri teşhisi konmamış bir kişinin bağırsak kanseri olma ihtimalinin 10 ya da 20 yaş daha genç olanlara göre daha düşük olduğu ifade ediliyor.<br />
Ayrıca araştırma verilerinin erkeklerde kanser olma ihtimalinin yüzde 42.2,  kadınlarda ise bu oranın yüzde 38.8 olduğu belirtiliyor.</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bitki-saglik.com/bagirsak-kanseri-orani-yukseldi/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Mide kanseri için müthiş gelişme!</title>
		<link>http://www.bitki-saglik.com/mide-kanseri-icin-muthis-gelisme</link>
		<comments>http://www.bitki-saglik.com/mide-kanseri-icin-muthis-gelisme#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 18 Jun 2011 11:32:23 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kanser]]></category>
		<category><![CDATA[gastrokin]]></category>
		<category><![CDATA[güney kore mide kanseri]]></category>
		<category><![CDATA[mide kanseri]]></category>
		<category><![CDATA[mide kanseri tedavisi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bitki-saglik.com/?p=434</guid>
		<description><![CDATA[Mide kanserinin gelişimini önleyen doğal protein bulundu&#8230; Güney Kore&#8217;de Prof. Park Sang-von ve ekibi, mide kanserine yakalanan 40 hastadan alınan kanser hücrelerini inceledi ve midenin ürettiği Gastrokin 1 (GKN1) adlı proteinin miktarı ile tümörün büyüklüğü arasında bağlantı olduğunu gördü. Mide kanserinin ilk aşamasında GKN1&#8242;in büyük ölçüde azaldığını belirten Park, fazla miktarda proteinin ise kanserin gelişmesini [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft" src="http://im.haberturk.com/2011/06/17/640677_detay.jpg?1308310063" alt="" width="146" height="141" /><span style="color: #0000ff;"><strong>Mide kanserinin gelişimini önleyen doğal protein bulundu&#8230;</strong></span></p>
<p>Güney  Kore&#8217;de Prof. Park Sang-von ve ekibi, mide kanserine yakalanan 40  hastadan alınan kanser hücrelerini inceledi ve midenin ürettiği  Gastrokin 1 (GKN1) adlı proteinin miktarı ile tümörün büyüklüğü arasında  bağlantı <span id="more-434"></span>olduğunu gördü.</p>
<p>Mide kanserinin ilk aşamasında GKN1&#8242;in  büyük ölçüde azaldığını belirten Park, fazla miktarda proteinin ise  kanserin gelişmesini durdurduğunu vurguladı.</p>
<p>Proteinin  doğal  olarak üretildiğine dikkati çeken Park, vücudun bu proteini daha  fazla  üretmesinin yolunu bularak, yan etkiler olmadan tümörün  büyümesinin  kontrol altına alınabileceğini belirtti.</p>
<p>Park ayrıca, midedeki protein seviyesine bakarak doktorların çabucak erken tanı koyabileceğini de ifade etti.</p>
<p>Araştırma, &#8220;Journal of Pathology&#8221; dergisinde yayımlandı.</p>
<p>AA</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bitki-saglik.com/mide-kanseri-icin-muthis-gelisme/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kanser Tedavisinde Sevindiren Gelişme</title>
		<link>http://www.bitki-saglik.com/kanser-tedavisinde-sevindiren-gelisme</link>
		<comments>http://www.bitki-saglik.com/kanser-tedavisinde-sevindiren-gelisme#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 18 May 2011 20:22:12 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kanser]]></category>
		<category><![CDATA[kanser tedavisindeki gelişmeler]]></category>
		<category><![CDATA[Lösemi Lenfoma ve Miyelom]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr. Muhit Özcan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bitki-saglik.com/?p=402</guid>
		<description><![CDATA[Dünya Sağlık Örgütüne göre dünyada en çok ölüme sebebiyet veren hastalık olan kanserle ilgili araştırmalara ve bulgulara her geçen gün bir yenisi eklenirken bu alanda yapılan son araştırma kanser hastalarına ve tüm insanlara umut verdi. Dünyada en sık görülen 15 kanser tipinden 7’sinde ölüm oranının azaldığı belirlenirken kan kanseri ve lenf bezi kanserlerinin tedavisinde başarı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft" src="http://www.hurriyet.com.tr/_np/1769/13451769.jpg" alt="" width="146" height="122" />Dünya  Sağlık Örgütüne göre dünyada en çok ölüme sebebiyet veren hastalık olan  kanserle ilgili araştırmalara ve bulgulara her geçen gün bir yenisi  eklenirken bu alanda yapılan son araştırma kanser hastalarına ve tüm  insanlara umut verdi. Dünyada en sık görülen 15 kanser tipinden 7’sinde  ölüm oranının azaldığı belirlenirken kan kanseri ve<span id="more-402"></span> lenf bezi  kanserlerinin tedavisinde başarı oranının yüzde 90’a ulaştığı  belirlendi. 3. Uluslararası LLM (Lösemi Lenfoma ve Miyelom) Kongresi’nde  konuşan Türk Hematoloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Muhit Özcan kan  kanserlerinde son tanı ve tedavi yöntemleri ile ilgili sevindirici  gelişmeleri anlattı.</p>
<p><strong>En sık  görülen 15 kanser tipinin tipinin 7&#8242;sinde ölüm oranının azaldığı  belirlendi. Bu kanser türlerinin azalmasını neye bağlıyorsunuz? </strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Kanserden ölüm  sebeplerinin azalması iki temel şeye bağlanabilir; birincisi kanseri  önleyici yaklaşımların gelişmesine. Çünkü kanserin neye bağlı olduğunu  artık daha net biliyoruz, örneğin sigara tüketiminin azalması gibi.  İkincisi de tanı ve tedavideki devrimsel ilerlemeler. Bu ikisi sebebiyle  kanserden ölümler azalma eğilimi gösterdi.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Lenfoma, lösemi gibi kan kanserlerinin başlıca oluşma sebepleri neler?</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Sigara ile akciğer  kanseri arasında net bir ilişki var ama kan kanserlerinde böyle tek bir  şeye bağlayamıyoruz. Ama kan kanserleri ve lenf bezi kanserleri genel  olarak bir yaşlılık hastalığıdır. Dolayısıyla yaşlı insan nüfusu  arttıkça kan kanserlerinde de istikrarlı bir artışı beklemeliyiz. Tabii  eğer önleyici gelişmeler kaydedilmezse.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>UZUN SÜRE PARASETAMOL KULLANIMI KANSER NEDENİ</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Lenfoma,  lösemi ve miyelom hastalığında yani bu 3 kan kanseri türünde parasetamol  ile aralarında bir ilişki keşfedildi. Parasetamol içeren ilaçlar  kanseri nasıl tetikliyor?</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Yaşları 50 ila 75  arasında 65 bin sağlıklı insan üzerinde yapılan bir araştırmaya göre  haftada 4 günden fazla en az 4 yıl parasetamol kullanıldığında kan  kanseri riskinin en az 2 kat arttığı gözlenmiş. Bu aslında çok korkutucu  bir rakam değil ama önemli bir ders var bu araştırmada. Çok güvenli  kabul ettiğimiz ve yaygın kullanılan bu ilaç kontrolsüz ve doktor  önerisi olmadan kullanıldığında sıkıntı yaratabilir. Düşünün ki  parasetamol gibi uzun yıllardır güvenle kullanılan bir ilacın bile kötü  etkileri çıkabiliyor. O halede piyasada kontrolsüz ve denetimsiz  kullanılan ilaç dışı tedavi yöntemlerinin ne kadar tehlikeli  olabileceğini görüyoruz.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Çocuklarda da çok kullanılan bir ilaç parasetamol.</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Bu araştırma çocuklarda aynı neticeyi verir mi bunu söylemek zor. Bu zaten uzun süreli ve yüksek dozda bir kullanım.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Haftada 4 gün çok fazla bir kullanım miktarı değil mi?</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Çok fazla bir kullanım  evet. Bu zaten arada bir başı ağrıyınca ağrı kesici alan bir insan için  geçerli değil. Ağrı kesici bağımlısı haline gelen insanlar var.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>KÖK HÜCRE İLE KAN KANSERLERİNDE MUCİZE</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Türkiye&#8217;de tedavisinde en başarılı olunan kanser türleri hangileri?</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>En başarılı olduğumuz  kanser türleri hematologların baktığı kan kanseri ve lenf bezi  kanserleri. Lenf bezi kanserlerinin alt türlerinde başarı oranı yüzde  90&#8242;a ulaştı. Hatta ilaçla tedavisinde başarılı olunamadığında da kök  hücre nakliyle başarı sağlandı. Türkiye’de kök hücre nakli sayısı senede  600&#8242;den 1500&#8242;e çıktı. Başarı oranları da dünya standartlarında. Bu  nedenlerle hematolojik kanserler son yıllarda çok büyük başarıyla tedavi  edilen kanserler sıralamasında ilk sırada yer alıyor.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Japonya&#8217;daki  nükleer santral felaketinden sonra iyotlu tuza talep çok arttı. İyotlu  tuzun radyasyona karşı bir kalkan görevi görmesi söz konusu mu?</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>İyot kullanımı sadece  radyasyona maruz kalan kişilerde o anda guatr olarak bilinen tiroid  bezini radyasyonun kötü etkilerine karşı korur. Böylece tiroid kanseri  riski azalır. Diğer kanserlerin riski devam eder.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>“SAĞLIK İÇİN BÜYÜK REÇETELERE GEREK YOK”</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Japonya&#8217;daki  nükleer santral yangınını söndüren itfaiyecilerin kanının dondurularak  ileride kök hücre nakli ile kansere karşı tedavilerinin  gerçekleştirilmesi söz konusu. Peki bu kadar yüksek dozda radyasyona  maruz kalan kişiler için böyle bir tedavi, kök hücre nakli tedavisi  etkili olabilir mi?</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Kök hücre nakli  radyasyon sonrası oluşan sorunlardan bir tanesini çözüyor sadece. Aynı  iyotlu tuz gibi. Bu kemik iliği nakli de sadece radyasyondan sonra  gelişen kemik iliği iflasını geriye döndürmek için kullanılıyor ancak  tek iflas eden kemik iliği değil. Bütün sistemler iflas ettiği için  diğer hasarların önüne geçmek mümkün değil. Elbette bu çok akıllıca bir  yöntem ancak her hasta bu aşamaya kadar gelemez.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Kan kanserlerinin beslenme ile ilişkisi nasıl? Ne oranda etkiliyor beslenme ve yaşam tarzı?</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Buna iki şekilde cevap  verilebilir; birincisi kanser olmadan önce ikincisi kanser olduktan  sonra. Elbette kötü ve sağlıksız beslenmenin bir payı var. Çevre  kirliliği, yaşlılık, kötü beslenme bunların hepsi etkili. Kötü  beslenmenin ne olduğunu artık herkes biliyor.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Yapılacak şey de çok  büyük reçetelerin peşinde koşmak değil. Gazetelerin sağlık sayfalarında  yazan şeyleri uygulayabilirsiniz. Uygun koşullarda yemekler pişirilecek,  her tür besinden ölçülü alınacak. Bir de kanserli hastaların  yemesi-yememesi gereken şeyler. Orada da bir takım efsaneler var.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Mesela şekerin kanserli hücrelerin yayılmasını arttırdığı doğru mu?</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Kalkıp toz şeker  yememelidir ama diyetten de alacağı karbonhidratı asla yok etmemelidir.  Makul, yeterli ve doğru beslenme her şeyin anahtarıdır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bitki-saglik.com/kanser-tedavisinde-sevindiren-gelisme/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kolon kanserine karşı harekete geçtiler!</title>
		<link>http://www.bitki-saglik.com/kolon-kanserine-karsi-harekete-gectiler</link>
		<comments>http://www.bitki-saglik.com/kolon-kanserine-karsi-harekete-gectiler#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 21 Apr 2011 18:25:10 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kanser]]></category>
		<category><![CDATA[Kolon kanseri belirtileri]]></category>
		<category><![CDATA[Kolon kanseri için şifalı bitkiler]]></category>
		<category><![CDATA[Kolon kanseri nedir]]></category>
		<category><![CDATA[Kolon kanseri tedavisi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bitki-saglik.com/?p=374</guid>
		<description><![CDATA[Türkiye’de en sık rastlanan kanser türlerinin başında gelen kolon kanserine dikkat çekmek isteyen uzmanlar ve gönüllüler İstanbul Sapphire’in merdivenlerinden binanın en üst katına çıkacaklar. Türkiye’nin en yüksek binasının zirvesine ulaşıldığında 236 metre, 56 kat ve 1344 basamak geride bırakılmış olacak Kolon kanseri hakkında kamuoyunu bilinçlendirmek, düzenli sağlık taramaları ve erken teşhis ile önlenebilir bir hastalık [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft" src="http://i.milliyet.com.tr/YeniAnaResim/2011/04/19/kolon-kanserine-karsi-hareket-gectiler--1285684.Jpeg" alt="" width="133" height="142" /><span style="color: #ff0000;"><strong>Türkiye’de en sık rastlanan kanser türlerinin  başında gelen kolon kanserine dikkat çekmek isteyen uzmanlar ve  gönüllüler İstanbul Sapphire’in merdivenlerinden binanın en üst katına  çıkacaklar.</strong></span></p>
<p>Türkiye’nin en yüksek binasının zirvesine <span id="more-374"></span>ulaşıldığında 236 metre, 56 kat ve 1344 basamak geride bırakılmış olacak<br />
Kolon  kanseri hakkında kamuoyunu bilinçlendirmek, düzenli sağlık taramaları  ve erken teşhis ile önlenebilir bir hastalık olduğunu duyurmak isteyen Sağlık Bakanlığı Kanserle Savaş Dairesi , ‘Kolon Kanserine Karşı Harekete Geçin!’  diyecek. Projeye Tıbbi Onkoloji Derneği ve Türk Kolon ve Rektum  Cerrahisi Derneği de destek veriyor.</p>
<p>İstanbul Sapphire binasında 24 Nisan Pazar günü gerçekleşecek etkinliğe Kanserle Savaş Dairesi Başkanı Prof. Dr. Murat Tuncer,  Tıbbi Onkoloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Şuayib Yalçın, Türk Kolon ve  Rektum Cerrahisi Derneği Başkanı Prof. Dr. Adil Baykan, dernek üyeleri,  hasta ve hasta yakınları ile gönüllüler katılacak.</p>
<p><strong>Tedavisi mümkün; erken tanı hayat kurtarır</strong><br />
Farkındayız  kanseri yeneceğiz, diyen Sağlık Bakanlığı Kanserle Savaş Dairesi  Başkanı Prof. Dr. Murat Tuncer herkesi etkinliğe davet etti.</p>
<p>Günümüzde  kolon kanserinin nedenleri ve nasıl oluştuğu yönünde çok önemli  bilimsel gelişmeler olduğunu vurgulayan Tıbbi Onkoloji Derneği Başkanı  Prof. Dr. Şuayib Yalçın “Erken tanı konulduğunda tam şifa oranı yüzde  90-95’lere ulaşmaktadır. Ancak hastaların sadece 1/5’ine çok erken tanı  konabilmektedir. Bu etkinlikle, bireyleri erken tanıya teşvik etmek  istiyoruz” dedi.</p>
<p>Diğer organ kanserlerinde hastalık bir odaktan doğrudan kanser olarak başlarken, kolonda kanser oluşumunun 2-3 yılı bulabildiğinin  altını çizen Türk Kolon ve Rektum Cerrahisi Derneği Başkanı Prof. Dr.  Adil Baykan, bu süre zarfında, ileride kansere dönüşecek poliplerin  tanınması ve çıkarılmasının kişiyi daha hastalık oluşmadan  kurtarabileceğini söyledi. Adil Baykan, “Bu aktiviteye verdiğimiz destek  ile çok sık görülmekle beraber korunabilecek bir kanser türü olan kolon  kanserlerine dikkat çekmek istiyoruz. İnsanların bu hastalıktan  korkmamalarını ve erken yapılacak tetkiklerle daha kanser oluşmadan  önlenebildiğini anlatmak istiyoruz” dedi.</p>
<p>‘Kolon Kanserine Karşı  Harekete Geçin!’ etkinliğine katılanlar 236 metre yüksekliğe sahip  Sapphire binasında 56 kat ve 1344 adet basamak çıkarak bir ilke imza  atacaklar.</p>
<p>24 Nisan 2011, Pazar / İstanbul Sapphire / Koşu başlangıç saati 10.00</p>
<p><strong>Kolon Kanseri Hakkında:</strong><br />
• Kolon kanseri en sık rastlanan kanserler arasında 3’üncü sıradadır.<br />
• Dünyada her yıl 1 milyon kişi Türkiye’de 6000 kişi kolon kanserine yakalanıyor ve bunların yarısı hayatını kaybediyor.<br />
• Vakalarının yüzde 61&#8242;i erkek, yüzde 39’u kadındır.<br />
• Kolon  kanseri herhangi bir yaşta ortaya çıksa bile hastaların % 90’ından  fazlası 40 yaşın üzerinde olan kişilerdir. Bu yaştan sonra risk, her 10  yılda ikiye katlanır.<br />
• 40 yaşın üzerindeyseniz mutlaka yılda 1 kez  “dışkıda gizli kan tayini” testinizi KETEM merkezlerinden ücretsiz  yaptırmanız ve her 10 yılda bir kolonoskopi taraması yaptırmanız  gerekir.<br />
• Düzenli sağlık taramaları yapıldığında toplumlarda kolon kanserinde ciddi bir azalmanın olduğu ortaya çıkmıştır.<br />
• Araştırmalar  düzenli egzersiz yapan bireylerde, kalın bağırsak kanseri dahil bir çok  kanserde gelişme riskinin azaldığını gösteriyor.<br />
• Sigara ve alkol kullanımı bütün kanser türlerinde olduğu gibi kolon kanseri riskini de anlamlı oranda artırmaktadır.<br />
• Kolon kanserinin önlenmesinde beslenme alışkanlığı çok önemlidir. Yüksek lifli, düşük yağ içerikli besinlerin tercihi önlem olarak alınmalıdır.<br />
• Erken teşhiste % 90 tam tedavisi mümkündür<br />
• Erken  teşhis belirtilerine dikkat edilmeli: Uzun süren şüpheli karın  ağrıları, dışkılama alışkanlığında değişiklikler, giderek artan  halsizlik, yorgunluk, kansızlık gibi<br />
• Kadın ya da erkek 40 yaş üstü kişiler kolon kanseri risk grubunda yer alıyor.<br />
• Sigara, alkol kullanımı, hareketsiz yaşam, şişmanlık, kalsiyum eksikliği, yetersiz lifli gıda tüketimi kolon kanseri riskini artıran sebeplerdir.<br />
• Kırmızı et tüketiminin yüksek olduğu Doğu Anadolu&#8217;da ve erkeklerde daha sık rastlanıyor.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bitki-saglik.com/kolon-kanserine-karsi-harekete-gectiler/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kanserde ürküten artış</title>
		<link>http://www.bitki-saglik.com/kanserde-urkuten-artis</link>
		<comments>http://www.bitki-saglik.com/kanserde-urkuten-artis#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 05 Apr 2011 19:36:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kanser]]></category>
		<category><![CDATA[dünyadaki kanser oranları]]></category>
		<category><![CDATA[kanser hakkında eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[kanser için öneriler]]></category>
		<category><![CDATA[kanser oranı]]></category>
		<category><![CDATA[kanser tedavileri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bitki-saglik.com/?p=362</guid>
		<description><![CDATA[2030&#8242;lu yıllarda kanser görülme sıklığı 2 misli artacak ve 100 binde 450&#8242;lere yaklaşacak. Sağlık Bakanlığı Kanserle Savaş Dairesi Başkan Yardımcısı Opr. Dr. Nejat Özgül, Türkiye&#8217;de her yıl 100 bin kişinin 229&#8242;una yeni kanser teşhisi konulduğunu, artışın bu hızla devam etmesi halinde, 2030&#8242;lu yıllarda kanser görülme sıklığının 2 misli artacağını ve 100 binde 450&#8242;lere yaklaşacağını bildirdi. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft" src="http://www.hurriyet.com.tr/_np/4006/13104006.jpg" alt="" width="147" height="147" /><strong>2030&#8242;lu yıllarda kanser görülme sıklığı 2 misli artacak ve 100 binde 450&#8242;lere yaklaşacak.</strong></p>
<p>Sağlık Bakanlığı Kanserle Savaş Dairesi Başkan Yardımcısı Opr. Dr.  Nejat Özgül, Türkiye&#8217;de her yıl 100 bin kişinin 229&#8242;una yeni kanser  teşhisi konulduğunu, artışın bu hızla devam etmesi halinde, <span id="more-362"></span>2030&#8242;lu  yıllarda kanser görülme sıklığının 2 misli artacağını ve 100 binde  450&#8242;lere yaklaşacağını bildirdi.</p>
<p>Özgül, kadın kanserlerinin  yarısını meme, rahim, rahim ağzı ve yumurtalık kanserlerinin  oluşturduğunu, ülkede her yıl yeni 20 bin meme, bin 500 rahim ağzı, 3  bin 800 yumurtalık, 4 bin 700 rahim kanseri görüldüğünü de belirtti.<br />
Sağlık  Bakanlığı, her yıl Nisan ayının ilk haftasında düzenlenen “Kanserle  Savaş Haftası”nı bu yıl kadın kanserlerine ayırdı. Kanserin önemli bir  halk sağlığı sorunu olarak hala gündemdeki yerini koruduğunu, sebebi  bilinen ölümler sıralamasında kalp ve damar hastalıklarından sonra  ikinci sıradaki kanserin, öldürücülüğü yanında bıraktığı sakatlıklar ve  tedavisindeki yüksek maliyetler nedeniyle iş gücünde ve ülke  ekonomisinde çok ağır kayıplara neden olduğunu söyledi.</p>
<p>Dünya  Sağlık Örgütünün son verilerine göre, tüm dünyada 12.4 milyon yeni  kanser vakası, 25 milyon kanserli hasta ve 7.6 milyon da kansere bağlı  ölüm ortaya çıktığını anlatan Özgül, kanser vakalarının yarıdan fazlası  ve ölümlerin yüzde 60&#8242;ının az gelişmiş ülkelerde meydana geldiğine  işaret etti.</p>
<p>Ülkede son yıllarda giderek yoğunlaşan kayıtçılık  çalışmaları neticesinde uluslararası kuruluşlarca kabul edilmiş,  güvenilir kanser verilerine sahip olduklarını ifade eden Özgül, kanser  verilerinin kalitesindeki artışa paralel olarak, yıllar içerisinde  kanser görülme sıklığında da artış görüldüğünü bildirdi. En son verilere  göre, ülkede kanser görülme sıklığının her 100 bin kişide 229 olduğunu  vurgulayan Özgül, şu bilgileri aktardı:</p>
<p>“Her yıl 100 bin kişinin  229&#8242;una yeni kanser teşhisi konulmaktadır. Genel olarak kanser  erkeklerde kadınlara göre daha sık görülüyor. Eğer artış bu hızla devam  ederse, 2030&#8242;lu yıllarda kanser görülme sıklığımız 2 misli artacak ve  100 binde 450&#8242;lere yaklaşacak. Ülkemizde en sık akciğer kanseri  görülüyor. Bunun nedeni ise yoğun sigara kullanımıdır. Türkiye&#8217;de her  yıl 100 bin kişi sigaraya bağlı hastalıklar nedeni ile yaşamını  kaybediyor. Ülkemizde teşhis edilen yıllık 150 bin yeni kanser olgusunun  en az üçte ikisi doğrudan sigara ile ilişkili. Kanser konusunda  toplumda farkındalık sağlanması ve toplum bilincinin geliştirilmesi,  kanserle mücadelede en etkili yöntemlerin başında geliyor. Özellikle bu  hedefe yönelik kanser eylem planları yapılıyor, tütün kontrolü, dengeli  beslenme, fizik aktivite ve korunma odaklı kanser mücadele stratejileri  oluşturuluyor.”</p>
<p><strong>KETEM&#8217;lerin katkısı çok önemli<br />
</strong></p>
<p>Halkın  kanser konusunda eğitim yoluyla bilinçlenmesi, korunma ve önleme, kanser  vakalarının erken evrelerde yakalanmasına yönelik tarama programları  uygulayan Kanser Erken Teşhis, Tarama ve Eğitim Merkezlerinin (KETEM),  kanserle mücadelede katkılarının çok önemli olduğunu kaydeden Özgül, “Bu  nedenle her ilde kurulan KETEM&#8217;ler, uluslararası alanda örnek model  olarak gösteriliyor. Şu an 123 tane olan KETEM sayısının önümüzdeki 5  yıl içerisinde 280&#8242;e çıkarılması planlanıyor” dedi.</p>
<p>Bu yılki  kanser haftasında meme, rahim ağzı (Serviks), endometrium (rahim) ve  over (Yumurtalık) kanserleri konusunda halkın bilgilendirilmesi öncelik  taşıyacağını bildiren Özgül, “Ülkemizde ortaya çıkan kadın kanserlerinin  yarısını bu dört kanser oluşturuyor” dedi. Özgül, meme kanserinin, tüm  dünyada olduğu gibi ülkede de kadınlarda en sık görülen kanser olduğunu  belirterek, Türkiye&#8217;de yılda en az 20 bin kadının meme kanseri teşhisi  aldığını, bunların büyük bir bölümünün de geç evrelerde teşhis  edildiğini söyledi.</p>
<p>Rahim ağzı (Servikal) kanserinin ise tüm dünyada halen önde gelen ölüm nedenlerinden olduğunu anlatan Özgül, şunları kaydetti:</p>
<p>“Rahim  ağzı kanseri, gelişmekte olan ülkelerde en sık ölüme yol açan  kanserlerden. Ülkemizde de en sık görülen ilk on kanser arasında olup,  yılda bin 300-bin 500 arası yeni vaka teşhis ediliyor. Bununla beraber  mevcut sosyo-kültürel değişiklikler ile beraber servikal kanser yükünün  her geçen gün artacağı ve ülkemiz için gelecek yıllarda çok daha büyük  bir tehdit oluşturacağı düşünülüyor. Rahim ağzı kanserine yönelik  önleyici aşıların geri ödeme çalışmaları da başladı. Ayrıca servikal  kanserin ulusal taramada servikal smear yerine HPV testlerinin  kullanılmasına yönelik çalışmalar da yürütülüyor.”</p>
<p>Yumurtalık  (over) kanserinin de genital kanserler arasında en ölümcül olduğuna  işaret eden Özgül, bunun da kadınlarda en sık görülen ilk on kanser  arasında yer aldığına dikkati çekti. Yılda yaklaşık 3 bin 800 yeni over  kanseri geliştiğini bildiren Özgül, “Tüm dünyada olduğu gibi, ülkemizde  de olguların büyük bölümü ileri evrelerde teşhis edilmekte ve ne yazık  ki ileri evrelerdeki over kanserleri yüzde 80 ölümcül seyretmektedir. Bu  kanseri tarayacak bir yöntem bulunmuyor” şeklinde konuştu.</p>
<p>“Rahim  kanseri” olarak adlandırılan endometriyal kanserlerin ise Batılı  ülkelerde kadınlarda en sık görülen genital kanserler olduğunu,  Türkiye&#8217;de yılda 4 bin 700 civarında yeni vaka görüldüğünü belirten  Özgül, buna genellikle meme, yumurtalık ya da kolon kanserlerinin de  eşlik edebildiğini söyledi. Özgül, “Tarama programı olmasa da  semptomatik olması nedeniyle vakaların çoğu erken evrede teşhis edilir”  diye konuştu.</p>
<p>Kanser hastalarının bakımı<br />
Ülkenin önemli eksikliklerinden biri olarak görülen palyatif  bakım konusunda önemli atılımlar gerçekleştirileceğini kaydeden Özgül,  bu son dönem hastaların en temel ihtiyacı olan hayat kalitelerinin  yükseltilmesi için beslenme, ağrı gibi temel sorunlara yönelik bir dizi  önlem planlandığını, bu konuda yeni merkezlerin eğitim programının  hazırlandığını, bu yıl içerisinde tüm şehirlerde evde bakım hizmetlerine  entegre edilerek sürdürüleceğini bildirdi.<br />
Özgül, kanser  hastalığının önlenmesinde tütünle mücadelenin önemine işaret ederek,  2010 yılı içerisinde, yapılan eğitimler ve sertifikalandırmalar  neticesinde, her KETEM merkezinde aynı zamanda ücretsiz hizmet veren bir  sigara bıraktırma merkezi kurulduğunu, bunların sayısının 250&#8242;ye  ulaştığını sözlerine ekledi.</p>
<p><strong>Kadın kanserleri</strong></p>
<p>Özgül&#8217;ün  verdiği bilgiye göre, Türkiye&#8217;de her yıl 20 bin kadında ortaya çıkan  meme kanserinde yaş, genetik, geç doğum ve geç menopoz risk faktörlerini  oluşturuyor. Bu kanser emzirme, hamililiğin geciktirilmemesi ve hormon  kullanımının kontrolü ile önlenebiliyor. 50-69 yaş arasındaki kadınlara  tarama programı olarak mammografi öneriliyor. Kitle, akıntı, lenf  bezlerinde büyüme ve kızarıklık alarm işaretleri olarak kabul edilir.</p>
<p>Rahim  ağzı kanseri için ise HPV enfeksiyonu, çok eşlilik, erken ilişki ve  sigara risk faktörleri olarak görülüyor. 30-65 yaş arasında taramada  sitoloji ve HPV DNA testine bakılıyor. Kanlı vajinal akıntı, ilişkide  kanama hastalık belirtisi olarak bildiriliyor.</p>
<p>Rahim kanseri ise  obezite, yüksek tansiyon, diyabet, estrojen kullanımı ve geç menopoz  gibi faktörlere bağlı gelişebiliyor. Obezite, yüksek tansiyon, diyabet  ve estrojen kullanımı kontrolüyle önlenebiliyor. Erken tanı önemli.  Belirtileri ise düzensiz kanama ve menopozda kanama.<br />
Yumurtalık kanseri ise yaş, erken menopoz, doğum yapmama ve  genetik faktörlere bağlı görülüyor. Yılda bir kontrolden geçilmesi  önleyici olabiliyor. Erken tanısı çok zor. Karında şişkinlik ve ağrı en  önemli belirtisi.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bitki-saglik.com/kanserde-urkuten-artis/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Mangal Kanser Riskini Arttırıyor</title>
		<link>http://www.bitki-saglik.com/mangal-kanser-riskini-arttiriyor</link>
		<comments>http://www.bitki-saglik.com/mangal-kanser-riskini-arttiriyor#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 05 Jul 2010 10:35:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kanser]]></category>
		<category><![CDATA[kanser riski]]></category>
		<category><![CDATA[közde etin zararları]]></category>
		<category><![CDATA[mangal ve kanser]]></category>
		<category><![CDATA[mangalda et pişirmek]]></category>
		<category><![CDATA[mangalın zararları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bitki-saglik.com/?p=278</guid>
		<description><![CDATA[Hacettepe Üniversitesi Onkoloji Enstitüsü Prevantif Onkoloji (Kanserden Korunma Bilimi) Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. İsmail Çelik, mangalın kanser açısından, “Türkiye için önemli bir sorun haline gelebileceğini” ifade ederek, “Mangalda, et yiyorsunuz hem de yağlı. Et de yağ da kanserojen&#8230; Yağı direkt ateşe tuttuğunuzda çıkan kanserojen moleküller tekrar ete yapışıyor” dedi. Çelik, TBMM Kanser Araştırması Komisyonunda [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft" src="http://www.hurriyet.com.tr/_np/9203/11029203.gif" alt="" width="125" height="125" /><strong>Hacettepe Üniversitesi Onkoloji Enstitüsü Prevantif Onkoloji  (Kanserden Korunma Bilimi) Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. İsmail Çelik,  mangalın kanser açısından, “Türkiye için önemli bir sorun haline  gelebileceğini” ifade ederek, “Mangalda, et yiyorsunuz hem de yağlı. Et  de yağ da kanserojen&#8230; Yağı direkt ateşe tuttuğunuzda çıkan kanserojen  moleküller<span id="more-278"></span> tekrar ete yapışıyor” dedi.</strong></p>
<p>Çelik, TBMM Kanser Araştırması Komisyonunda yaptığı sunumda, kansere ilişkin medyada  bilgi kirliliği yaşandığını söyledi.</p>
<p>İsmail Çelik, gazetelerde  yer alan, “parmak arası terlik kanser yapıyor”, “sokak lambaları kanser  riskini artırıyor”, “kanserin yeni umudu köpekbalığı kanı” şeklindeki  haberleri anımsatarak, “Yok böyle bir şey&#8230; Bunu önleyemeyiz ama  etkinlenmemiz de gerekiyor” dedi.</p>
<p>İnsanların, doğrudan  etkilendiği çevrede kanserojen maddeler bulunduğunu düşündüğünü anlatan  Çelik, “Yanlışlıkla bir maddeyi gece-gündüz yanımızda bulundurarak  kanser olmuyoruz. Onun kullanımında ısrarcı olmamız gerekiyor. Sigara  gibi&#8230;” diye konuştu.</p>
<p>Son yıllarda, “kansere yatkınlık genleri”  konusunda tartışmalar yürütüldüğünü anımsatan Çelik, genetik geçiş  gösteren kanserlerin tüm kanserlerin binde birinden daha az olduğunu  vurguladı. Çelik, kanserin sebeplerinin çoğunlukla çevresel ve yaşam  tarzı kökenli olduğunu ifade etti.</p>
<p>Kansere neden olan faktörlerin  başında tütün geldiğini dile getiren Çelik, sözlerine şöyle devam etti:</p>
<p>“Beslenme  alışkanlıkları, alkol, enfeksiyon, şişmanlık da diğer faktörler  arasında bulunuyor. Tütün dumanına maruziyet de çok önemli. Her yıl  dünyada 5 milyon insan sigaraya bağlı hastalıklar nedeniyle yaşamını  yitirmektedir. Yani her 6 saniyede 1 kişi ölüyor. Türkiye&#8217;de 70 milyonun  20 milyonu sigara kullanıyor. Her yıl 120 bin insan sigaraya bağlı  nedenlerden ölüyor. Günde 300 kişi ölüyor. Yani her gün bir uçak  düşüyor. Her 30 saniyede bir yeni akciğer kanseri teşhisi konuluyor.”</p>
<p>Çelik,  kırmızı et, işlenmiş et ve tuzlanmış balık tüketiminin sürekli  olmasının kanser tüketimini net olarak artırdığını belirterek, yağ,  şeker ve tuz kullanımına da dikkat edilmesini istedi.</p>
<p>Tuzun, mide  kanserinin bir numaralı nedeni olduğuna dikkati çeken Çelik, Türk  insanının sebze ve meyve tüketmesinin avantaj olarak algılanabileceğini  söyledi.</p>
<p><strong>&#8220;Mangalda kırmızı et&#8221;</strong></p>
<p>“Mangalın,  kanser noktasında Türkiye için önemli sorun haline gelebileceğini”  ifade eden Çelik, “Mangalda, et yiyorsunuz, hem de yağlı&#8230; Et de yağ da  kanserojen&#8230; Yağı direkt ateşe tuttuğunuzda çıkan kanserojen  moleküller tekrar ete yapışıyor. Ayrıca, mangaldaki kömür ve kömür  tozları, pişirilen besinler üzerine sinerek karsinojen etkiyi artırıyor”  diye konuştu.</p>
<p>Çelik, kanserden korunmak için günde en az 5  porsiyon meyve ve sebze içeren, yağ oranı az ve lifçe yüksek beslenme  tarzının benimsenmesi gerektiğini belirterek, kırmızı etin haftada  birden fazla tüketilmemesi önerisinde bulundu.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bitki-saglik.com/mangal-kanser-riskini-arttiriyor/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Antioksidanlar kanseri önleyebilir mi?</title>
		<link>http://www.bitki-saglik.com/antioksidanlar-kanseri-onleyebilir-mi</link>
		<comments>http://www.bitki-saglik.com/antioksidanlar-kanseri-onleyebilir-mi#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 20 Feb 2010 23:09:57 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kanser]]></category>
		<category><![CDATA[kanser çeşitleri için şifalı bitkiler]]></category>
		<category><![CDATA[kanseri önleyen bitkiler]]></category>
		<category><![CDATA[meyve yemek kanseri önlermi]]></category>
		<category><![CDATA[mide kanseri için için şifalı bitkiler]]></category>
		<category><![CDATA[mide kanseri için nane]]></category>
		<category><![CDATA[mide kanseri için zencefil]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bitki-saglik.com/?p=214</guid>
		<description><![CDATA[Antioksidanların kanserden korunma kalkanımızı güçlendirdiği doğru ama kanserden korunma umudunuzu yalnızca antioksidanlara bağlarsanız beklentinizin boşa çıkma olasılığının yüksek olduğunu söyleyebilirim. Kanseri tetikleyen tek şey sadece DNA’nın maruz kaldığı oksidan zararlar olsaydı, bu soruyu “evet” diye yanıtlayabilirdik. Ne var ki kanseri tetikleyen daha pek çok neden var. Her türlü kanserde ortak özellik “DNA’nın hasar görmesi” problemi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft" src="http://www.bitki-saglik.com/images/meyve.jpg" alt="" width="138" height="138" /></p>
<p><strong>Antioksidanların kanserden korunma kalkanımızı güçlendirdiği doğru ama kanserden korunma umudunuzu yalnızca antioksidanlara bağlarsanız beklentinizin boşa çıkma olasılığının yüksek olduğunu söyleyebilirim.</strong><span id="more-214"></span></p>
<p>Kanseri tetikleyen tek şey sadece DNA’nın maruz kaldığı oksidan zararlar olsaydı, bu soruyu “<a onmouseover="showAd('24841','102901' ,event);clearAdInterval();" onmouseout="hideAd();" name="aspx1" target="_blank"><span><strong>evet</strong></span></a>” diye yanıtlayabilirdik. Ne var ki kanseri tetikleyen daha pek çok neden var. Her türlü kanserde ortak özellik “DNA’nın hasar görmesi” problemi olsa da bu hasarın tek nedeni serbest radikallerin ve diğer oksidasyon ajanlarının verdiği zararlar değildir.</p>
<p>ışte bu nedenle yalnızca antioksidan kapasitenizi artırarak bu sorunu çözemezsiniz. Özellikle antioksidanları haplar halinde alarak bu problemden kurtulabileceğinizi zannediyorsanız yanılırsınız.</p>
<p><strong>DOĞRU YOLDAN KAZANMAK DAHA ETKİLİ</strong></p>
<p>Hayal kırıklığı yaratmak istemem ama bu bilgi -ne yazık ki- doğru. Antioksidanların kanserojen olarak hareket eden nitrojen bazlı moleküllerin oluşumunu engellediği, DNA hasarını önleyen bir koruyucu kalkan gibi hareket ettiği de doğru.</p>
<p>Antioksidan yiyecek ve içeceklere beslenme planında daha çok yer verenlerde kansere yakalanma sıklığı azalır. Bedeninize daha fazla C ve E vitamini, beta karoten, selenyum, çinko kazandırabilirseniz ve bu kazanımı diğer antioksidanlarla örneğin likopen (domates, karpuz, pembe greyfurt), kateşin (yeşil veya siyah çay), antosiyaninler (siyah erik, kiraz, siyah üzüm), rezveratrol (siyah üzüm, üzüm suyu, pekmez), kuvarsetin (elma, soğan), sülforafan (lahana, turp) ile taçlandırabilirseniz -bu listeyi daha da uzatmak mümkün- işiniz son derece kolaylaşır.</p>
<p><strong>DESTEKLER FAYDASIZ OLABİLİR<br />
</strong><br />
Bununla birlikte son zamanlarda giderek artan bir suistimal konusu haline gelen “antioksidan destek kullanmak”, yani bazı antioksidanları içeren besin desteklerini yutmanın kanseri önleyebileceğine dair bir işaret, bir veri yok! Bulgular maalesef olumsuz, umutsuz ve hayal kırıcı. Hatta bu destekleri kullananlarda bazı ters sonuçlar bile ortaya çıkabileceğini gösteren bulgular <a onmouseover="showAd('24534','102781' ,event);clearAdInterval();" onmouseout="hideAd();" name="aspx1" target="_blank"><span><strong>var</strong></span></a>.</p>
<p>Mesela Finlandiya’da yapılan bir çalışmada, sigara içenlerin antioksidan olarak betakaroten kullandıkları takdirde akciğer kanseri risklerinin artabileceğini gösteren sonuçlar alındı.</p>
<p>Sonuç olarak belirli bir kanserden korunmak amacıyla değil de sağlığı desteklemek ve bağışıklık sisteminizi kansere karşı güçlendirmek ve antioksidan bir kalkan oluşturmak amacıyla antioksidanlardan zengin bir beslenme tarzı oluşturmanızı ben de tavsiye ederim. Beslenme planınızda daha fazla taze ve <a onmouseover="showAd('24835','100494' ,event);clearAdInterval();" onmouseout="hideAd();" name="aspx1" target="_blank"><span><strong>renkli</strong></span></a> sebze, meyve bulunması bu yönde atacağınız en önemli adım olacaktır.</p>
<p>Ama siz siz olun kanserle mücadele planınızı her gün yutacağınız birkaç antioksidan hapa emanet etmeyin.</p>
<p><strong>Midenin iki dostu: Nane ve zencefil</strong></p>
<p>Hazımsızlık ve mide yanması sık yaşanan problemlerdir. Aslında <a onmouseover="showAd('24844','100366' ,event);clearAdInterval();" onmouseout="hideAd();" name="aspx1" target="_blank"><span><strong>sağlıklı</strong></span></a> şeyler yiyip içer, iyi çiğner, sık ve az yer, alkol, kızartma ve benzeri tahriş edici besinleri unutursanız, bu sorunlarla karşılaşma ihtimaliniz azalır.</p>
<p>Öte yandan, özellikle nane ve zencefilin mide sorunu yaşayanlar için son derece faydalı bitkiler olduğu belirtiliyor. Nanenin mide salgılarını artırdığı, bağırsakları gevşetip rahatlattığı yüzyıllardır biliniyor. Özellikle kolit yakınması olanların yaşadığı ağrılı bağırsak spazmlarını ve gazı azaltmanın doğal yollarından biri de nane ile hazırlanmış bitkisel ilaçlardan ya da çaylardan faydalanmak.</p>
<p>Zencefil de mideye yararlı olduğu bilinen bir doğal ilaçtır. Bu bitki mide sıvılarını dengeleyip hazmı kolaylaştırmaktadır.<br />
Mide sorunlarını azaltmada, papatya çayından da yararlanabileceğiniz aklınızda olsun. Kekik suyu ve yağı da mide-bağırsak problemlerini yatıştırmakta etkili bitkisel desteklerdir.</p>
<p><strong>Gebelikte cinsel ilişki</strong></p>
<p>Eğer hamilelik normal seyrinde ise ve doktor ilişkiye engel bir durum tespit etmemişse, gebelik sırasında istenilen sıklıkta ilişki olabilir. Ancak, gebeliğin başlangıcında hormonal dalgalanmalar, halsizlik ve bulantı gibi nedenler cinsel isteksizlik yapabilir.</p>
<p>3-6 ay arası gebelikte ise cinsel organ ve memelerdeki artan kan akımı nedeniyle istek artabilir.</p>
<p>Son aylarda kilo sıkıntısı, bel ağrısı ve diğer nedenlerle cinsel isteksizlik yeniden oluşur.</p>
<p>Cinsel ilişki ile düşük yapma riskinde ciddi bir artış olmaz. Bazen ilişkiden sonra biraz kanama olabilir, ama bu fetusa zarar vermez.</p>
<p>Gebelikte kanaması olanlara veya erken doğum ihtimali olanlara ise cinsel ilişki yasaklanır.</p>
<p>Cinsel ilişkide pozisyon önemli değildir, ancak gebe kadının yan yattığı durumlar daha <a onmouseover="showAd('24897','100365' ,event);clearAdInterval();" onmouseout="hideAd();" name="aspx1" target="_blank"><span><strong>rahat</strong></span></a> olabilir. Gebelikte anal seks önerilmez. Gebelikte ilişkide prezervatif kullanılması önerilir.</p>
<p>Orgazm ile rahimde kasılma olabilir, ancak bu kasılma doğum sırasında gelen kasılmalardan farklıdır ve erken doğum eylemi ile ilişki kurmak genellikle doğru değildir. Doğumdan sonraki ilk 4-6 hafta ise cinsel ilişkiye izin verilmeyen dönemdir.</p>
<p><strong>Anal fissür can yakar</strong></p>
<p>Anal fissür, anüs çıkışındaki mukozanın çatlaması veya yırtılmasıdır. Altı haftadan daha kısa süredir var olan fissürlere akut anal fissür, 6 haftadan uzun süredir var olan fissürlere kronik anal fissür denir.</p>
<p>Fissür oluştuktan sonra anal sfinkter spazma ve yırtığın büyümesine, iyileşmenin gecikmesine ve ağrıya yol açar. Dışkı ile bulaşma da iyileşmeyi yavaşlatır.</p>
<p>Anal fissürün başlıca sebepleri kabızlık, yoğun ishal, doğum eylemi veya doğumdan sonraki ilk bir iki günde tuvalete çıkışın ertelenmesi veya ihmalidir. Anal fissürün başlıca belirtileri, dışkılama anında ve özellikle sonrasında oluşan şiddetli anal ağrı ve özellikle akut fissürlerde tuvalet kâğıdına bulaşan kandır.</p>
<p>Başlangıç tedavisindeki amaç kabızlığı önlemek ve anal sfinkter basıncını azaltmak olmalıdır.</p>
<p>Medikal tedavide kabızlığı önlemek için bol meyve ve sebze tüketiminin yanı sıra dışkı yumuşatıcılar önerilir. Ayrıca spazmı gidermek için ılık su oturma banyosu ve ağrı varsa ağrı kesiciler tavsiye edilmektedir.</p>
<p>Tıbbi tedaviye yanıt vermeyen kronik hastalarda cerrahi yolla başvurulmalıdır.</p>
<p>Prof. Dr. Osman MÜFTÜOĞLU</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bitki-saglik.com/antioksidanlar-kanseri-onleyebilir-mi/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kanserin Nedenleri</title>
		<link>http://www.bitki-saglik.com/kanserin-nedenleri</link>
		<comments>http://www.bitki-saglik.com/kanserin-nedenleri#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 21 Nov 2009 15:13:28 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kanser]]></category>
		<category><![CDATA[kanser hastışığı resimleri]]></category>
		<category><![CDATA[kanser nasıl oluşur]]></category>
		<category><![CDATA[kanser nedir]]></category>
		<category><![CDATA[kanser olmamak için ne yapmalıyız]]></category>
		<category><![CDATA[kanser yapan şeyler]]></category>
		<category><![CDATA[kanser yenmek için şifalı bitkiler]]></category>
		<category><![CDATA[kansere karşı şifalı bitkiler]]></category>
		<category><![CDATA[sigaranın kanser etkeni]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bitki-saglik.com/?p=126</guid>
		<description><![CDATA[Kanserin nedeni ve oluşumu tam olarak bilinmemektedir, ancak yapılan araştırmalarla bazı verilere ulaşılmıştır. Kanser bulaşıcı değildir. Kanserlerin üçte birinin sebebi bilinmemekte ve çevresel nedenlerin etken olduğu sanılmaktadır. Genetik etkenlerin de kanser oluşmasına neden olduğu bilinmektedir. Kansere sebep veren en önemli etmenler şöyledir; İyonize radyasyon: Lösemiler ve epitel doku kanserleri başta olmak üzere, iyonize radyasyonun çeşitli [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft" src="http://www.saglikal.com/wp-content/uploads/livestrong-150x150.jpg" alt="" width="119" height="119" /></p>
<p><em>Kanserin nedeni ve oluşumu tam olarak bilinmemektedir</em>, ancak yapılan araştırmalarla bazı verilere ulaşılmıştır. <em>Kanser bulaşıcı değildir</em>. Kanserlerin üçte birinin sebebi bilinmemekte ve çevresel nedenlerin etken olduğu sanılmaktadır. Genetik etkenlerin de kanser oluşmasına neden<span id="more-126"></span> olduğu bilinmektedir.</p>
<p>Kansere sebep veren en önemli etmenler şöyledir;</p>
<p><strong>İyonize radyasyon:</strong> Lösemiler ve epitel doku kanserleri başta olmak üzere, iyonize radyasyonun çeşitli kanserlere neden olduğu, atom bombasına maruz kalanlarda, romatizma hastalığı nedeni ile radyasyon verilenlerde ve radyasyon alanlarında kalanlarda görülmektedir. Maruz kalınan radyasyonun miktarı önemlidir. Lösemilerin en yoğun görüldüğü dönem atom bombasının atılışından 6-7 yıl sonradır.</p>
<p><strong>Ultraviyole ışınları: </strong>Güneş altında çalışanlar, açık ten rengine sahip insanlar ve kontrolsüz şekilde güneş ışınlarına maruz kalanlarda deri kanserleri daha fazla görülmektedir.</p>
<p><strong>Hava kirliliği:</strong> Hava kirliliği tek başına yada sigara tüketimi ile beraber akciğer kanserlerinin yüzde onunda rol oynamaktadır.</p>
<p><strong>Kimyasal maddeler:</strong> Meslekleri nedeniyle katran ve kömür yanma ürünleri, benzen, asbest, vinil klorür, krom gibi maddelerle temas edenlerde kanser oluşumu diğer kişilere oranla yüzde dört daha fazladır. Bununla birlikte kanser tedavisinde yararlanılan ilaçların bazıları, bağışıklık baskılatan ilaçlar da bu kimyasallar arasında sayılmaktadır.</p>
<p><strong>Beslenme:</strong> Sindirim sistemi kanserleri beslenme alışkanlıkları ile yakından ilişkilidir. Kanserojen etkiye sahip katkı maddeleri, yanık yenmeklerden kaçınılmalı ve yüksek lif- düşük yağ içeren yiyecekler tüketilmelidir.</p>
<p><strong>Sigara:</strong> Akciğer kanseri ve sigara ilişkisi kesin olarak kanıtlanmıştır. Bunun yanısıra larenks, damak, gırtlak, mesane ve pankreas kanserleri riski de sigara kullanımı ile artmaktadır.</p>
<p><strong>Alkol:</strong> Uzun süreli ve aşırı alkol tüketini ağız, yutak, gırtlak, yemek borusu kanseri riskini arttırmaktadır. Alkol alanlarda ayna zamanda sigara tüketimi de bulunması tüm kanserler için risk durumunu onlarca kat çoğalmaktadır.</p>
<p><strong>Kalıtım: </strong>Kanser genetik bir hastalık olmamasına karşın çocuklarda olan göz kanserinde genetik geçiş görülür.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bitki-saglik.com/kanserin-nedenleri/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

