<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Şifalı Bitkiler Kürler Tedavi Yöntemi &#187; Genel Sağlık</title>
	<atom:link href="http://www.bitki-saglik.com/category/genel-saglik/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.bitki-saglik.com</link>
	<description>Bir başka WordPress blogu.</description>
	<lastBuildDate>Fri, 09 Sep 2011 16:59:49 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.2.1</generator>
		<item>
		<title>Çabuk yorulanlar dikkat</title>
		<link>http://www.bitki-saglik.com/cabuk-yorulanlar-dikkat</link>
		<comments>http://www.bitki-saglik.com/cabuk-yorulanlar-dikkat#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 09 Sep 2011 16:59:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[çabuk yoruluyorum]]></category>
		<category><![CDATA[hemen yoruluyorum ilaç]]></category>
		<category><![CDATA[yorulmamak için şifalı bitkiler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bitki-saglik.com/?p=489</guid>
		<description><![CDATA[Kanadalı bilimadamları, yerlerinden hiç kıpırdamayan bazı insanların bu kadar tembel oluşlarının aslında onların değil, genlerinin suçu olabileceğini ortaya koydu. İtalyan La Stampa gazetesinde yer alan habere göre, McMaster Üniversitesinde görev yapan bilimadamları, fareler üzerinde yaptıkları araştırmada, bu hayvanların bazılarının kaslarında, özellikle egzersiz yaparken harekete geçen AmpK enzimini üretmeye yarayan iki genin eksik olduğunu gözlemledi. Normal [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft" src="http://www.hurriyet.com.tr/_np/9539/14339539.jpg" alt="" width="140" height="119" /><strong>Kanadalı bilimadamları, yerlerinden hiç kıpırdamayan bazı insanların bu kadar tembel oluşlarının aslında onların değil, genlerinin suçu olabileceğini ortaya koydu.</strong></p>
<p>İtalyan La Stampa gazetesinde yer alan habere göre, McMaster Üniversitesinde görev yapan bilimadamları, fareler üzerinde yaptıkları araştırmada, bu hayvanların bazılarının kaslarında, özellikle egzersiz yaparken harekete geçen AmpK enzimini üretmeye yarayan iki genin eksik <span id="more-489"></span>olduğunu gözlemledi.</p>
<p>Normal farelerle bu hayvanları karşılaştıran araştırmacılar, AmpK genlerinden yoksun olan grubun kaslarındaki mitokondri sayısının daha az olduğunu ve glikozu enerjiye dönüştürmekte çok zorlandıklarını tespit etti.</p>
<p>Araştırma ekibinin başındaki Gregory Steinberg, farelerin koşmayı sevdiğini vurgulayarak, &#8220;Normal hayvanlar bunu kilometrecelerce yapabilirse, bu genlerden yoksun olanları ise sadece kısa bir mesafe koşabilir&#8221; dedi.</p>
<p>Bilimadamları, araştırma sonuçlarının obezler ve astım hastaları gibi hareket etmekte zorlanan kişiler açısından önemli olduğuna da dikkati çekti.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bitki-saglik.com/cabuk-yorulanlar-dikkat/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kolonyaya dikkat!</title>
		<link>http://www.bitki-saglik.com/kolonyaya-dikkat</link>
		<comments>http://www.bitki-saglik.com/kolonyaya-dikkat#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 01 Sep 2011 21:33:01 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Kolonya hastalık]]></category>
		<category><![CDATA[Kolonya zararlımıdır]]></category>
		<category><![CDATA[Kolonyanın zararları]]></category>
		<category><![CDATA[yaraya kolanya sürmek]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bitki-saglik.com/?p=486</guid>
		<description><![CDATA[ERCİYES Üniversitesi Dermatoloji Ana Bilim Dalı öğretim üyesi Prof.Dr. Ekrem Aktaş, bayramda kolonya ikramına dikkat çekerken, &#8220;Kalitesiz, etil yerine metil alkol kullanılan kolonyalar sedef hastalığına yol açıyor&#8221; dedi. Prof.Dr. Ekrem Aktaş, bazı üreticilerin etil yerine oldukça zararlı metil alkol ile kolonya ürettiklerini, bayram nedeniyle birçok kişinin satın aldıkları ucuz ve kalitesiz kolonyaları misafirlerine ikram ettiklerini [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft" src="http://i.milliyet.com.tr/YeniAnaResim/2011/08/24/kolonyaya-dikkat--1578574.Jpeg" alt="" width="161" height="155" />ERCİYES Üniversitesi Dermatoloji Ana Bilim Dalı öğretim üyesi Prof.Dr. Ekrem Aktaş, bayramda kolonya ikramına dikkat çekerken, &#8220;Kalitesiz, etil yerine metil alkol kullanılan kolonyalar sedef hastalığına yol açıyor&#8221; dedi.</p>
<p><span><strong>Prof</strong></span>.Dr. Ekrem Aktaş, bazı üreticilerin etil yerine oldukça zararlı metil alkol ile kolonya ürettiklerini, bayram nedeniyle birçok kişinin satın aldıkları ucuz ve kalitesiz kolonyaları misafirlerine ikram ettiklerini hatırlattı. Aktaş, &#8220;Kalitesiz kolonya, alerji, egzama ve sedef <span id="more-486"></span>hastalığına yol açıyor. Kolonyanın temas ettiği yerler dermatik sıkıntılara yol açıyor. Bu tür kolonyalar elde kepeklenme, kızarıklık, kaşıntı ve çatlama yapıyor. Bayram ziyaretlerinde ev sahiplerinin konuklarının sağlığını göz önünde bulunup, kalitesiz kolonyalardan kaçınmalarını öneriyoruz&#8221; diye konuştu.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bitki-saglik.com/kolonyaya-dikkat/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Aşı ile korunulur mu</title>
		<link>http://www.bitki-saglik.com/asi-ile-korunulur-mu</link>
		<comments>http://www.bitki-saglik.com/asi-ile-korunulur-mu#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 28 Aug 2011 23:22:40 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[aşı faydalımı]]></category>
		<category><![CDATA[aşı ile hastalıklardan korunmak]]></category>
		<category><![CDATA[aşı işe yarıyormu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bitki-saglik.com/?p=483</guid>
		<description><![CDATA[Mevsimsel grip Influenza virüslerinin neden olduğu çok bulaşıcı bir solunum sistemi enfeksiyonudur. Grip virüsü bir kez bulaştığında en az 1 ya da 2 kişiye geçebilir. İlk belirtiler görülmeden bile başkalarına bulaşabilir. ‘Mevsimsel Grip’ hakkında soruları İst. Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Bülent Tutluoğlu cevaplandırdı. &#8216;Mevsimsel Grip&#8217; önemsenmesi gereken bir hastalık mıdır? [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft" src="http://www.hurriyet.com.tr/_np/2316/14172316.jpg" alt="" width="132" height="132" />Mevsimsel grip Influenza virüslerinin neden olduğu çok bulaşıcı bir solunum sistemi enfeksiyonudur. Grip virüsü bir kez bulaştığında en az 1 ya da 2 kişiye geçebilir. İlk belirtiler görülmeden bile başkalarına bulaşabilir. ‘Mevsimsel Grip’ hakkında soruları İst. Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Bülent Tutluoğlu cevaplandırdı.<span id="more-483"></span></p>
<p><strong>&#8216;Mevsimsel Grip&#8217; önemsenmesi gereken bir hastalık mıdır?</strong></p>
<p>Genellikle sonbahar-kış aylarında görülen mevsimsel grip hastalığı, halk arasında sıklıkla soğuk algınlığı ve nezle ile karıştırılan, ancak sanıldığının aksine tehlikeli, hatta ölümcül olabilen bir hastalıktır. Kısacası; mevsimsel grip, basit bir soğuk algınlığı değildir.</p>
<p><strong>Dünyada yılda kaç kişinin grip nedeniyle hayatını kaybettiği tahmin ediliyor?</strong></p>
<p>Her yıl influenza virüsünün; dünyada 3 ile 5 milyon arasında ciddi olguya, 250 bin ile 500 bin arasında ölüme neden olduğu tahmin edilmektedir. Çocukların %20’si gripten her yıl zarar görmektedir. Ayrıca tüm dünyada işgücü kaybının en önemli nedenidir. İşgücü kaybının % 10-12’sinin gripten kaynaklandığı bildirilmektedir. İkincil enfeksiyonları tetikleyip altta yatan hastalıkları alevlendirerek ciddi vakaların oluşmasına sebep olduğu da unutulmamalıdır.</p>
<p><strong>Grip hangi kişilerde daha tehlikelidir?</strong></p>
<p>Grip, influenza virüslerinin neden olduğu çok bulaşıcı bir solunum sistemi enfeksiyonu olduğu için herkes bu hastalığa yakalanabilir. 65 yaş üstü kişilerde ve küçük çocuklarda çok daha ciddi seyredip ölümlere yol açabilir.</p>
<p><strong><span style="text-decoration: underline;">Risk Grupları:</span></strong></p>
<p>-    65 yaşından büyük kişiler<br />
-    Şeker hastaları (diyabet)<br />
-    Astım hastaları<br />
-    Kronik akciğer hastaları (bronşit vb.)<br />
-    Kronik kalp ve damar sistemi hastaları (koroner arter hastaları)<br />
-    Bağışıklık sistemi baskılanmış kişiler (kronik kan hastalığı olanlar, kanser hastaları, immünsupresif kullananlar)<br />
-    Huzurevi, bakımevi vb. ortamlarda yaşayanlar<br />
-    Böbrek bozukluğu (renal disfonksiyonu) olanlar</p>
<p><strong>Bu kişilerde grip nedeniyle gelişebilecek ciddi tablolar nelerdir?</strong></p>
<p>Zatürre gribin önemli bir komplikasyonudur. Grip mikrobunun kendisi zatürreye yol açabileceği gibi grip zemininde üzerine eklenen diğer mikroplarda zatürrenin gelişme riskini artırır. Özellikle risk gruplarında zatürre gelişme riski çok fazladır. Bu tür gruplarda ölüm riski % 20’lere kadar çıkmaktadır. Bunun haricinde gribin belki de en önemli komplikasyonu altta yatan hastalığın alevlenmesidir. Grip nedeniyle kaybedilen hastaların büyük bir çoğunluğu biraz önce de belirttiğim gibi altta yatan diyabet, astım, koah, kalp, böbrek, karaciğer gibi hastalıkların komplikasyonlarının ortaya çıkmasıyla yaşamını yitirmiştir. Bu durum sık görülmektedir.</p>
<p><strong>Mevsimsel grip aşısı yaptırarak grip ve ona bağlı hastalıkları engellemek ya da korunmak mümkün mü?</strong></p>
<p>Aşılama, çok bulaşıcı olan mevsimsel gribi önlemenin en iyi yoludur. Grip virüsü sürekli antijenik yapısını değiştiren bir mikroptur. Dolayısıyla grip aşısı her yıl bir önceki sene en sık rastlanan grip mikrobu türlerinin antijenik yapısı gözönünde bulundurularak hazırlanır. Dolayısıyla mevsimsel grip aşısı ile bu risklerden korunmak mümkündür.</p>
<p><strong>‘Grip zatürreye çevirince öldürür’ söylemi doğru mudur? Bu durumdan aşıyla korunmak mümkün mü?</strong></p>
<p>Gribe yakalanmak zatürreye neden olan mikropların yerleşmesine olanak sağlayarak zatürre gelişmesine neden olabilir. Gribin üzerine zatürre gelişirse hastaneye yatış ve ölüm riski artar. Bu nedenle mevsimsel grip aşısı ile bu risklerden korunmak mümkündür.</p>
<p><strong>Ülkemizdeki risk grubu kişiler mevsimsel grip aşı yaptırıyor mu?</strong></p>
<p>Ülkemizde risk gruplarında erişkin aşılanma oranları çok düşüktür. Şuan % 5.9 – 14.9grip aşılanma oranının %75 olması hedeflenmektedir.</p>
<p><strong>Daha fazla kişiyi aşılamak için neler yapılmalı? Grip aşısının hapını çıkarsalar, olmaz mı?</strong></p>
<p>Daha fazla kişiyi aşılayabilmek için kişinin çok az acı hissedeceği mikroenjeksiyon türü intradermal (deri içi) aşılar çok yararlıdır. Gerek teknik nedenlerle gerekse de aşının her yıl değişkenlik göstermesi nedeni ile oral tablet şeklinde aşı yapmak mümkün değildir.</p>
<p><strong>Deri-içi ‘Grip Aşısı’nın diğer aşıdan farkı nedir?</strong></p>
<p>Çevreden gelen potansiyel olarak tehlikeli tehditlere karşı ilk savunma hattı deridir. Mevcut deneyimler, intradermal yolun son derece etkili olduğunu göstermektedir. Mikro-injeksiyon sistemi ile tam olarak dermise doğru miktarda antijeni verir. Deri içi grip aşısı 1,5 mm uzunluğunda çok küçük iğnesi olan mikroenjeksiyon sistemdir. Daha az miktarda aşı enjeksiyonu ile deri içine uygulaması kolaydır. (İğne korkusunu yenersiniz!) Kitlesel uygulamalar için de çok uygundur.</p>
<p><strong>Grip aşısını ne zaman yaptırmalıyız? Yılda kaç kez yaptırmak gerekir?</strong></p>
<p>Ağustos ayı sonundan başlayarak sonbahar ve kış başlangıcı dönemi grip aşısının yapılması (mayıs ayına kadar aşı uygulanabilir) için ideal bir zamandır. Erişkinde yılda bir kez yapılması yeterlidir.</p>
<p><strong>Grip ve zatürre aşılarını ücretsiz yaptırabiliyor muyuz?</strong></p>
<p>65 yaş üstü kişiler altta yatan bir hastalık olmasa bile grip ve zatürre aşısını ücretsiz olarak yaptırabilirler. Altta yatan kronik akciğer hastalığı, diyabet, kalp rahatsızlıkları, böbrek ve karaciğer yetersizlikleri olan hastalar, bu hastalıklarına ait bir sağlık kurul raporu aldıkları takdirde grip ve zatürre aşısından ücretsiz olarak yararlanabilirler.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bitki-saglik.com/asi-ile-korunulur-mu/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bağırsak enfeksiyonlarına dikkat</title>
		<link>http://www.bitki-saglik.com/bagirsak-enfeksiyonlarina-dikkat</link>
		<comments>http://www.bitki-saglik.com/bagirsak-enfeksiyonlarina-dikkat#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 23 Jul 2011 10:16:30 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Bağırsak enfeksiyonu şifalı bitkiler]]></category>
		<category><![CDATA[Bağırsak hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[yaz ayların Bağırsak enfoksiyonu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bitki-saglik.com/?p=460</guid>
		<description><![CDATA[Uzman Doktor Salim Yaprakçı, sıcakların iyice artmasıyla birlikte yenilen, içilen gıdaların temizliğine dikkat edilmesi, bol sıvı tüketilmesi ve olur olmaz yere ilaç alınmaması yönünde vatandaşları uyarırken, “Özellikle mikroplu yiyeceklerden bulaşan mide ve bağırsak enfeksiyonlarına karşı dikkatli olunmalı” dedi. Uzman Doktor Salim Yaprakçı, daha çok çocuklarda görülen, ateş ve karın ağrısıyla başlayan mide ve bağırsak enfeksiyonlarına [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft" src="http://www.hurriyet.com.tr/_np/7347/13977347.jpg" alt="" width="126" height="126" />Uzman Doktor Salim Yaprakçı, sıcakların iyice artmasıyla birlikte yenilen, içilen gıdaların temizliğine dikkat edilmesi, bol sıvı tüketilmesi ve olur olmaz yere ilaç alınmaması yönünde vatandaşları uyarırken, “Özellikle mikroplu yiyeceklerden bulaşan mide ve bağırsak enfeksiyonlarına karşı dikkatli olunmalı” dedi.<span id="more-460"></span></p>
<div><img src="http://www.hurriyet.com.tr/p/spacer.gif" alt="" width="578" height="10" /></div>
<p>Uzman Doktor Salim Yaprakçı, daha çok çocuklarda görülen, ateş ve karın ağrısıyla başlayan mide ve bağırsak enfeksiyonlarına karşı dikkat edilmesi gerektiğini belirtti. Etkisini daha çok mevsim geçişlerinde gösteren, parazitlerin, bakterilerin, virüslerin, zehirli veya bozuk gıdaların ve sindirim sistemi alerjilerinin neden olduğu mide ve bağırsak enfeksiyonlarını önlemek için, yiyecek-içecek temizliğine ve yiyeceklerin tazeliğine önem verilmesi gerektiğini ifade eden Yaprakçı, “Yenilen, içilen gıdaların temizliğine önem verilmeli, bol sıvı tüketmeye özen gösterilmeli ve olur olmaz yere ilaç alınmamalı” dedi.</p>
<p>Hastalık belirtileri olan ateş, bulantı, kusma, halsizlik, ishal, kas ve karın ağrısı gibi şikayetlerin başlamasından sonra doktora gidilmesi gerektiğini belirten Yaprakçı, dengeli beslenmeye özen gösterilmesini ve bol miktarda vitamin alınması gerektiğini vurguladı. Yaprakçı, bu tür enfeksiyonların tüketilen şeylerde, sıcaklarda ve soğuk algınlığında kendi gösterebileceğini söylerken, hastalık başlar başlamaz doktora gidilerek, hastalığın kontrol altına alınacağını ve daha ciddi bir safhaya geçişinin engellenebileceğine işaret etti. Ayrıca, bağırsak enfeksiyonlarına bağlı görülen ishallerde bol miktarda sıvı takviyesiyle ishalin devam ettirilmesinin toksinleri atmak için daha yararlı olabileceğini kaydeden Yaprakçı, mide ve bağırsak enfeksiyonları konusunda şu an için bir salgın tehlikesinin olmadığını dile getirdi. Uzman Doktor Yaprakçı, yaz aylarında bu tür enfeksiyonel hastalıklara karşı tedbirli olunması yönünde uyarıda bulundu.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bitki-saglik.com/bagirsak-enfeksiyonlarina-dikkat/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ekmeğinize Dikkat Edin</title>
		<link>http://www.bitki-saglik.com/ekmeginize-dikkat-edin</link>
		<comments>http://www.bitki-saglik.com/ekmeginize-dikkat-edin#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 15 Jul 2011 07:11:11 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[ekmeğin sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[ekmeğin zararları]]></category>
		<category><![CDATA[ekmek sağlığı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bitki-saglik.com/?p=449</guid>
		<description><![CDATA[Kepekli un ile tam buğday unu asla karıştırılmamalıdır. Kepekli un, beyaz unun içerisine sonradan kepek eklenmiş halidir ve beyaz undan farkı olmadığı için kan şekerine olumsuz etkisi vardır. Tam buğday unu, buğday taneciklerini bütün olarak içinde barındıran un çeşididir ve dolayısıyla buğdayın yapısında bulunan vitamin, mineral gibi maddelerin de kaybolmamış halidir. Ayrıca kan şekerini yavaş [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft" src="http://i.milliyet.com.tr/YeniAnaResim/2011/07/14/ekmeginize-dikkat--1481912.Jpeg" alt="" width="181" height="145" /><span style="color: #ff0000;"><strong>Kepekli un ile tam buğday unu asla  karıştırılmamalıdır. Kepekli un, beyaz unun içerisine sonradan kepek  eklenmiş halidir ve beyaz undan farkı olmadığı için kan şekerine olumsuz  etkisi vardır.</strong></span></p>
<p>Tam buğday unu, buğday taneciklerini bütün olarak içinde barındıran  un çeşididir ve dolayısıyla buğdayın yapısında bulunan vitamin, mineral  gibi maddelerin de kaybolmamış halidir. Ayrıca kan şekerini yavaş  yükselttiği <a name="aspx1" target="_blank"><span><strong>için</strong></span></a> özellikle diyabet <span id="more-449"></span>hastaları tarafından kullanılması öneriliyor. Evinizde kolayca  yapacağınız tam buğday ekmeklerini damak zevkinize göre  lezzetlendirebileceğiniz <a name="aspx1" target="_blank"><span><strong>gibi</strong></span></a> sağlığınıza da dikkat etmiş olacaksınız.<br />
Şeker  hastalarının beslenmelerinde dikkat etmeleri gereken en önemli kural,  kan şekerini hızlı yükseltmeyecek yiyecek gruplarını bilmeleri ve  beslenmelerinde bu yiyeceklere daha çok yer vermeleridir. Kan şekerini  yükseltme eğilimine bir yiyeceğin glisemik indeksi denir. İnsan vücudu  ana yakıt kaynağı olarak glikozu, yani şekeri kullanır. Biz glikozu  vücudumuza karbonhidrat türü yiyeceklerden alırız. Bazı karbonhidratlar kan şekerini hızlı  yükseltirler. Yani şeker yükü yüksek yiyeceklerdir. O halde glisemik  indeks kavramı iyi bilinirse hem kan şekeri hızlı yükselmez hem de daha  tok kalmak başarılmış olunur. Glisemik indeksi düşük yiyeceklere  baktığımızda, daha ekşi meyveler (kivi, erik, portakal, greyfurt, ekşi  elma, ananas…), kuru baklagiller, bulgur, esmer unlar ve esmer makarna sayılabilir.</p>
<p>Tarifimizde  kullandığımız tam buğday unu ve yulaf ezmesi şeker oranı düşük  besinlerdir. Özellikle bu tür unları süt veya yoğurt ile karıştırarak  kullandığımızda mevcut glisemik indeks daha da düşer. Pişirilen ekmek,  et, tavuk veya balık gibi bir proteinle birlikte yenirse, hele bu  yiyeceklerin yanında bir de bol limonlu salata tüketilirse kan şekeri  çok yavaş yükselir. Tabii burada porsiyon kontrolünü de elden bırakmamak  lazım. Yani şekeri düşük diye miktarı fazla yerseniz bu da kan şekerini  yükseltir ve şeker dengesini bozarak kilo almaya neden olur.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bitki-saglik.com/ekmeginize-dikkat-edin/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Serinleyeyim derken zatürre olmayın</title>
		<link>http://www.bitki-saglik.com/serinleyeyim-derken-zaturre-olmayin</link>
		<comments>http://www.bitki-saglik.com/serinleyeyim-derken-zaturre-olmayin#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 12 Jul 2011 06:58:30 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[sıcaklarda zatüre olmak]]></category>
		<category><![CDATA[zatüre sebepleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bitki-saglik.com/?p=447</guid>
		<description><![CDATA[Akdeniz Üniversitesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Mehtap Türkay, bilinçsiz klima kullanımının başta zatürre olmak üzere pek çok solunum yolu hastalığına neden olabileceğini bildirdi.Yrd. Doç. Dr. Mehtap Türkay, yaptığı açıklamada, yaz aylarında klima kullanımındaki artışa dikkati çekerek, vatandaşları, klima konusunda tedbirli davranmaları için uyardı. Türkay, ortamın havasız, klimanın bakımsız olması ve [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft" src="http://www.hurriyet.com.tr/_np/5395/13885395.jpg" alt="" width="129" height="129" /><span style="color: #ff0000;"><strong>Akdeniz  Üniversitesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr.  Mehtap Türkay, bilinçsiz klima kullanımının başta zatürre olmak üzere  pek çok solunum yolu hastalığına neden olabileceğini bildirdi.</strong></span><img src="http://www.hurriyet.com.tr/p/spacer.gif" alt="" width="578" height="10" />Yrd. Doç. Dr. Mehtap Türkay, yaptığı açıklamada, yaz aylarında  klima kullanımındaki artışa dikkati çekerek, vatandaşları, klima  konusunda tedbirli davranmaları için uyardı.<span id="more-447"></span><br />
Türkay, ortamın havasız,  klimanın bakımsız olması ve düşük ısılarda klima kullanımının,  beraberinde bir çok hastalık getireceğini belirterek, klimanın neden  olduğu solunum yolu enfeksiyonlarında belirtilerin ilk 12 saat içinde  kendini gösterdiğini kaydetti.<br />
Belirtiler arasında baş ağrısı, burun  tıkanıklığı, kulak tıkanıklığı ve gözlerde yanma olduğunu anlatan  Türkay, “Eğer klimayı bütün gün kullanıyorsak, en azından 1-2 saate bir  odayı havalandırmak gereklidir. Çünkü klimalar, ortamda bulunan havayı  sirküle ederek çalıştığı için, kirli havayı iç ünitenin içinden  geçirerek tekrar bulunduğu ortama bırakır. Bu da ortamın sağlıksız  olmasına neden olur” dedi.<br />
Türkay, klimaların yıllık bakım ve temizliğinin yapılmasının önemine işaret ederek, şöyle konuştu:<br />
“Klimalarda  bakteri filtresi kullanılmalıdır. 25 derece civarı sıcaklık, en uygun  ısı derecesidir. Ortamın aşırı soğutulmamasına dikkat edilmelidir.  Klimaların üflediği havaya direkt maruz kalmamaya özen gösterilmelidir.  Klimaları oldukça sık kullanmaya başladığımız şu günlerde, ateş,  öksürük, halsizlik şikayeti olan kişiler, bu bulguların basit bir gribal  enfeksiyon olmayıp, zatürre başlangıcı olabileceğini akıllarında  bulundurmalı ve bir göğüs hastalıkları uzmanına başvurmalıdır.”<br />
Yrd. Doç. Dr. Türkay, klimanın çok düşük ısılara ayarlanmasının yüz felcine bile neden olabileceğini kaydetti.</p>
<p><strong>KLİMA SEÇİMİ VE PERİYODİK BAKIMI DA ÖNEMLİ</p>
<p></strong>Makine Mühendisleri Odası (MMO) Antalya Şubesi Başkanı Hüseyin Barut da, yaptığı açıklamada, klimaların bakımı  kadar hangi klimanın seçildiğinin de önemli olduğunu vurguladı.<br />
Klimaların  kurulacağı yerin mutlaka bir uzman tarafından tespit edilmesi  gerektiğini kaydeden Barut, vatandaşlara, oda büyüklüklerine göre klima  seçmelerini önerdi.<br />
Özellikle enerji tasarrufu sağlayan A sınıfı  cihazları seçmeleri tavsiyesinde bulunan Hüseyin Barut, “Cihazların  enerji verimliklikleri sınıflarından anlaşılabilir. Düşük ses  seviyesindeki cihazlar tercih edilmelidir. Filtreler, kolay  çıkarılabilir özellikte olmalıdır” dedi<br />
Klimanın bakımının önemine de işaret eden Barut, şöyle konuştu:<br />
“Klimalar  havayı sirküle ederek çalıştığı için, havayı iç üniteden geçirerek  bulunduğu ortama geri verir. Böylelikle iç ünitelerde zamanla kirlilik  oluşur. Filtrelerin yılda 2 defa, kış ve yaz mevsimi başlangıcında  temizliğinin<br />
yapılması gerekir. Ayrıca bu iklimlendirme sisteminin uygunluğu için, partikül<br />
testi,  mikroorganizma ölçümü, hava değişim sayıları, sıcak nem ayar ölçümü,  gürültü ölçümü ve kanal sızdırma testi de yapılmalıdır.”</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bitki-saglik.com/serinleyeyim-derken-zaturre-olmayin/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Romatizma ağrılarına son!</title>
		<link>http://www.bitki-saglik.com/romatizma-agrilarina-son</link>
		<comments>http://www.bitki-saglik.com/romatizma-agrilarina-son#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 08 Jul 2011 13:47:23 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[diz ağrısı]]></category>
		<category><![CDATA[Romatizma ağrıları]]></category>
		<category><![CDATA[Romatizma ağrılarının nedenleri]]></category>
		<category><![CDATA[Romatizma için doktor önerileri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bitki-saglik.com/?p=442</guid>
		<description><![CDATA[Romatizma ağrılarınızdan artık bıktınız mı? İşte en yeni tedavi yöntemleri&#8230; Kocaeli Romatem Fizik ve Rehabilitasyon Hastanesi Başhekimi Dr. Ertunga Öney, teknolojinin hızla ilerlemesinin tıp açısından oldukça verimli kullanılmasının sevindirici olduğunu vurguladı. Kendilerinin de dünyadaki bu gelişmeleri yakından takip ettiklerini ifade eden Öney, gelişmiş ülkelerdeki insanların faydalandığı olanaklardan Türkiye&#8217;deki hastalarında yararlanmasını istediklerini, bu amaçla çalışmalarını sürdürdüklerini [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><img class="alignleft" src="http://i.milliyet.com.tr/YeniAnaResim/2011/07/07/romatizma-agrilarina-son--1464418.Jpeg" alt="" width="107" height="161" /><span style="color: #ff0000;">Romatizma ağrılarınızdan artık bıktınız mı? İşte en yeni tedavi yöntemleri&#8230;</span></strong></p>
<p>Kocaeli Romatem Fizik ve Rehabilitasyon Hastanesi Başhekimi Dr. Ertunga Öney, teknolojinin hızla ilerlemesinin  tıp açısından oldukça verimli kullanılmasının sevindirici olduğunu  vurguladı.</p>
<p>Kendilerinin de dünyadaki bu gelişmeleri yakından takip  ettiklerini ifade eden Öney, gelişmiş ülkelerdeki insanların  faydalandığı olanaklardan Türkiye&#8217;deki hastalarında yararlanmasını <span id="more-442"></span>istediklerini, bu amaçla çalışmalarını sürdürdüklerini vurguladı.<br />
Hastaların hızlı ve kolay bir tedavi sürecinden geçmesini istediklerini ifade eden Öney, <a name="aspx1" target="_blank"><span><strong>Türkiye</strong></span></a>&#8216;de  birçok insanın romatizmal ağrılara bağlı olarak kireçlenme, boyun ve  bel ağrıları ile kas romatizmalarından şikayet ettiğini anlattı.<br />
Söz  konusu hastalıklarda klasik yöntemlerle mücadele etmenin maddi ve  manevi kayba neden olduğunu dile getiren Öney, bu nedenle romatizmal  ağrılara çözüm olarak geliştirilen Hilterapia adlı sistemin Elsa Ortopedi tarafından İtalya&#8217;dan getirdiğini söyledi.<br />
“Hilterapia  özellikle kas iskelet sistemine ait, kireçlenme, eklem zorlanmaları ve  travmalarına bağlı ağrıların ve semptomların tedavisinde çok etkili bir  lazer sistemi&#8221; olduğuna değinen Dr. Lucio Lagetto, &#8221;Diğer klasik  lazerlerden farkı, daha derin dokulara inebilmesi ve daha derin alanda  güvenli ve hastaya zarar vermeden başta ağrı olmak üzere, şişlik,  hareket zorluğu gibi semptomları çabuk bir şekilde ortadan  kaldırabilmesidir&#8221; şeklinde konuştu.<br />
Hilterapia&#8217;ın romatizma ağrılarının tedavisinde tek başına yeterli olabileceğini kaydeden Dr.  Ertunga Öney ise; &#8221;Diğer bütün fizik tedavi araçlarının yaptığı tüm  olumlu etkileri tek başına yapabilen, 20-30 dakikalık seanslarla 8-12  seansta 12 ay sürecek bir iyileştirme sağlıyor. Özellikle bizim  açımızdan kas iskele sistemi hastalıkları kronik hastalıklardır.  Tedaviye uzun süre cevap vermezler. Hastalar uzun süre ağrı çekerler. Bu  sistem bu süreci kısaltıyor. Hasta, Hilterapia ile yaklaşık 2 hafta  süren tedavinin ardından ağrılarından 1 yıl boyunca kurtarabiliyor. İlk  seanstan itibaren hastaların semtoplarında azalma meydana geliyor. Bizim  12 seans yapmamızın nedeni etkinin uzun sürebilmesi.&#8221;<br />
Sistemin  hiçbir yan etkisinin bulunmadığını da belirten Öney, uygulanan tedavi  sonucunda ilk seanstan itibaren hastanın kendisini çok iyi hissetmeye  başladığını kaydetti.<br />
Söz konusu cihazın Türkiye&#8217;de 5 hastanede bulunduğunu belirten Öney,  &#8221;Samsun Romatem Fizik ve Rehabilitasyon Hastanesi&#8217;ne bu cihaz 2 ay önce  alındı.  Hastalardan muhteşem tepkiler aldık. Gelen her hasta istinasız  memnun ayrılıyor. Ve özellikle referansla gelen hastalar bu sistemle  tedavi olmak için büyük bir çaba harcıyor&#8221; diye konuştu.<br />
Kocaeli  Romatem Fizik ve Rehabilitasyon Hastanesi Fizyoterapisti Didem Uğur,  romatizma hastalarının tedavisinde bunun bir devrim olduğunu ifade etti.<br />
Cihazın  lokalize olmuş ağrı noktalarında çok daha etkili olduğunu anlatan Uğur,  &#8221;Daha önce romatizma ağrılarının tedavisinde yoğunluk olarak bu  cihazın yüzlerce kat düşüğü olan bir cihaz kullanılıyordu. Bu cihaz  birkaç hastanede bulunuyor. Daha şimdiden hastalardan yoğun talep almaya  başladık&#8221; diye konuştu.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bitki-saglik.com/romatizma-agrilarina-son/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Cep telefonunun sağlığa zararları</title>
		<link>http://www.bitki-saglik.com/cep-telefonunun-sagliga-zararlari</link>
		<comments>http://www.bitki-saglik.com/cep-telefonunun-sagliga-zararlari#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 12 Jun 2011 09:28:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Cep telefonu hangi hastalıklara yol açar]]></category>
		<category><![CDATA[Cep telefonu kullanırken alınacak önlemler]]></category>
		<category><![CDATA[Cep telefonunun zararları]]></category>
		<category><![CDATA[Cep telefonunundan korunma]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bitki-saglik.com/?p=428</guid>
		<description><![CDATA[&#8220;Cep telefonu ile konuştuğumuz zamanlarda, mikrodalga radyasyon nedeni ile beyin hücrelerimizin bir kısmı ölmeye başlıyor&#8221; Amerika Çevre Sağlığı Örgütü (Environmental Health Trust) Kurucu Başkanı ABD’li doktor Devra Davis, vücut ve beynin her an cep telefonlarının yaydığı mikrodalga radyasyonun yarısını emdiğini belirterek, &#8221;Cep telefonu ile konuştuğumuz zamanlarda, mikrodalga radyasyon nedeni ile beyin hücrelerimizin bir kısmı ölmeye başlıyor&#8221; dedi. İstanbul Kadir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft" src="http://i.milliyet.com.tr/YeniAnaResim/2011/06/10/cep-telefonunun-sagliga-zararlari-1405371.Jpeg" alt="" width="178" height="139" /><span style="color: #ff0000;"><strong>&#8220;Cep telefonu ile konuştuğumuz zamanlarda, mikrodalga radyasyon nedeni ile beyin hücrelerimizin bir kısmı ölmeye başlıyor&#8221;</strong></span></p>
<p>Amerika Çevre Sağlığı Örgütü (Environmental Health Trust) Kurucu <a name="aspx1" target="_blank"><span><strong>Başkanı</strong></span></a> ABD’li doktor Devra Davis, vücut <a name="aspx1" target="_blank"><span><strong>ve</strong></span></a> beynin her an cep telefonlarının yaydığı mikrodalga radyasyonun  yarısını emdiğini belirterek, &#8221;Cep telefonu ile konuştuğumuz <span id="more-428"></span>zamanlarda,  mikrodalga radyasyon nedeni ile beyin hücrelerimizin bir kısmı ölmeye  başlıyor&#8221; dedi.</p>
<p>İstanbul Kadir Has Üniversitesinde gerçekleştirilen &#8220;Cep telefonunun sağlığa zararları&#8221;  konulu konferansa ilişkin yapılan açıklamaya göre, konferans Türkiye, Fransa, Yunanistan, İtalya, İsrail ve <a name="aspx1" target="_blank"><span><strong>Amerika</strong></span></a>’daki araştırma merkezlerinden gelen uzmanların katılımıyla gerçekleştirildi.</p>
<p>Konferansta  konuşan Davis, bugün dünyada cep telefonları tarafından üretilen  mikrodalga radyasyon seviyesinin spermlere zarar verdiğine  dikkati çekerek, &#8220;Günde yaklaşık 2 saat cep telefonu kullanan erkeklerin  sperm sayısı normal erkeklere nazaran yüzde 30 düşürüyor. Günde 4  saatten <a name="aspx1" target="_blank"><span><strong>daha</strong></span></a> uzun süre cep telefonu kullanımı ise sperm sayısını yüzde 40 oranında  azaltıyor. Dolayısıyla bu kişilerin çocuk sahibi olma ihtimalleri  azalıyor. Ayrıca hamilelik sırasında bebeklerin DNA ve hafızalarını olumsuz etkiliyor&#8221; dedi.</p>
<p>Titreşimli dijital cep telefonu sinyallerinin de bağışıklık sistemini onaran insan kan hücrelerine, saç köklerine ve lenfositlere  zarar verdiğini ve tahrip ettiğini vurgulayana Davis, cep telefonunun  kulakta veya kulağa yakın mesafede 50 dakikadan <a name="aspx1" target="_blank"><span><strong>fazla</strong></span></a> tutulmasıyla sağlıklı bir bireyin beyninde değişikliklere yol açtığına  dikkat çekerek, &#8220;Vücut ve beyin her an cep telefonlarının yaydığı  mikrodalga radyasyonun yarısını emiyor. Telefon ile konuştuğumuz  zamanlarda mikrodalga radyasyon nedeni ile beyin hücrelerimizin bir  kısmı ölmeye başlıyor&#8221; diye konuştu.</p>
<p>Konferansta konuşan Prof. Dr.  Lloyd Morgan ise da telefonlarının baz istasyonları tarafından üretilen  mikrodalga radyasyon seviyesinin, mikrodalga fırın içerisinde olduğu  kadar büyük olduğuna dikkat çekerek, &#8220;İnsanların bu kadar yakınında  olmaları yasaklanmalıdır. Türkiye, aktif olan baz istasyonların yerleşim  yerlerine kurulmasını yasaklayan düzenlemeler yapmalıdır&#8221; dedi.</p>
<p>Gazi Üniversitesi Biyofizik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Nesrin Seyhan da Türkiye’nin baz istasyonu yerleştirme konusunda özel bir dikkat harcaması ve insanların onlarla  direkt temas kurmalarını engellemek için girişimlerde bulunulması  gerektiğinin altını çizdi.</p>
<p>Toplantıda açıklanan Atina Üniversitesi Hücre Biyolojisi ve Biyofizik Bölümü &#8220;Elektromanyetik Biyoloji Araştırma Takımı&#8221; çalışmasında ise cep telefonlarının özellikle  hafızaya zarar verdiği, nörolojik proteinleri ve beyin metabolizma  proteinlerinin etkisini değiştirdiği ve DNA tahribatına neden  olduğu bilgileri yer aldı.</p>
<p><strong>-ALINABİLECEK ÖNLEMLER-</strong><br />
Açıklamaya  göre, Amerika Çevre Sağlığı Örgütü Kurucu Başkanı Devra Davis’in  &#8220;Cepteki Tehlike&#8221; kitabında, cep telefonlarının zararlarından  korunmak için alınabilecek en etkili bazı önlemleri şöyle sıraladı:</p>
<ul>
<li>Cep telefonunuzu hiçbir zaman direkt olarak başınıza veya vücudunuza tutmayın.</li>
<li>Cep telefonu ile konuşurken diafon, kulaklık, hands-free cihazları veya tüplü kulaklık kullanın.</li>
<li>Mümkün oldukça sabit telefonları kullanmaya çalışın.</li>
<li>Cep  telefonunuz açıkken vücudunuza yakın bir yerde taşımayın. Örneğin cep  telefonunuzu cebinizde veya göğüsünüzde taşımayın. Cep telefonunuz  açıkken, kullanmıyor olsanız bile radyasyon yaymaya devam eder.</li>
<li>Cep telefonunuzun sinyal seviyesi düşükken veya cep telefonunuz çekmediğinde daha güçlü çalışır ve daha çok radyasyon yayar.</li>
<li>Cep telefonlarını çocuklardan uzak tutun.</li>
<li>Çocuklar  yetişkinlerden en az 2 kat daha fazla mikrodalga radyasyon emerler.  Hamileler cep telefonlarını karınlarından kesinlikle uzak tutmalıdır.</li>
<li>Uyurken  cep telefonunuzu yakınınızda bulundurmayın. Siz uyursunuz, ancak cep  telefonunuz uyumaz. Cep telefonunuz açık olduğu müddetçe radyasyon  yaymaya devam eder. Cep telefonunuzu yastığınızın altına, yatağınızın  yanındaki komodine<br />
veya uyumakta olan birinin yakınına koymayın.&#8221;</li>
</ul>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bitki-saglik.com/cep-telefonunun-sagliga-zararlari/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Enerji İçeceklerine Dikkat!</title>
		<link>http://www.bitki-saglik.com/enerji-iceceklerine-dikkat</link>
		<comments>http://www.bitki-saglik.com/enerji-iceceklerine-dikkat#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 08 Jun 2011 10:50:39 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[enerji içeçeği zararlımı]]></category>
		<category><![CDATA[Enerji İçeceklerinin zararları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bitki-saglik.com/?p=420</guid>
		<description><![CDATA[İngiltere’de yayınlanan Independent gazetesinde enerji içeceklerinin çocuklara verilmemesi gerektiği yayınlandı. Bu habere göre ABD’de yapılan bir araştırmada, ABD’de bulunan enerji içeceklerinin çocuklar tarafından çok sıklıkla tüketildiğini belirten araştırmanın başkanı olan Dr. Benjamin, çocukların enerji içeceği ve sporcu içeceği içmelerinin onlarda ciddi kilo alımına ve aşırı kafein alımına bağlı ciddi sağlık sorunları ortaya çıkmasına neden olduğunu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft" src="http://i.milliyet.com.tr/GazeteHaberIciResim/2011/06/02/fft16_mf1388722.Jpeg" alt="" width="147" height="140" /><span style="color: #ff0000;"><strong>İngiltere’de yayınlanan Independent gazetesinde enerji içeceklerinin çocuklara verilmemesi gerektiği yayınlandı.</strong></span></p>
<p>Bu habere göre ABD’de yapılan bir araştırmada, ABD’de bulunan <a name="aspx1" target="_blank"><span><strong>enerji</strong></span></a> içeceklerinin çocuklar tarafından çok sıklıkla tüketildiğini belirten  araştırmanın başkanı olan Dr. Benjamin, çocukların enerji içeceği ve  sporcu içeceği içmelerinin onlarda ciddi kilo alımına ve aşırı <span id="more-420"></span>kafein  alımına bağlı ciddi sağlık sorunları ortaya çıkmasına neden olduğunu  söylemekte.</p>
<p>Çocuk sağlığı <a name="aspx1" target="_blank"><span><strong>ve</strong></span></a> hastalıkları uzmanı olan Dr. Özgür Göknel, ülkemizde satılan enerji  içeceklerinin kafein miktarının ABD’den çok daha düşük olduğunu; ancak  gerek enerji içeceklerinde gerekse sporcu içeceklerindeki kalori miktarının çok <a name="aspx1" target="_blank"><span><strong>yüksek</strong></span></a> olduğunu ve bununda çocukları gittikçe şişmanlattığını belirtti.</p>
<p><strong>Yeşil çaylı form içecekleri için tıklayın!</strong></p>
<p>Artık çocuklar <a name="aspx1" target="_blank"><span><strong>için</strong></span></a> çok daha faydalı içeceklerin bulunduğunu belirten Dr. Göknel, özellikle  vitamin ve mineraller ile birlikte Fonksiyonel gıda bileşiklerince  güçlendirilmiş, kalorisiz ya da çok düşük kalorili olan çocukların  faydalı içeceklerini tüketmeleri gerektiğini söyledi.</p>
<p>Özellikle kilo fazlası olan erişkinlerin <a name="aspx1" target="_blank"><span><strong>spor</strong></span></a> yaparken de, sporcu içeceklerinden uzak durmaları gerektiğinin altını  çizen Dr. Göknel, spor sonrası içilen sporcu içeceği ile sporda  yakılandan çok daha fazla kalorinin alındığını, bu nedenle spor  yapanların ya da kilo sorunu, şişmanlama, obezite gibi sorunları olanların kilo verdirici (yağ yakıcı)etkileri  kanıtlanmış yeşil çay özü bulunan kalorisiz form içeceklerini  içmelerinin çok daha sağlıklı olduğunu söyledi.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bitki-saglik.com/enerji-iceceklerine-dikkat/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Avrupa&#8217;da ölümcül salatalık korkusu</title>
		<link>http://www.bitki-saglik.com/avrupada-olumcul-salatalik-korkusu</link>
		<comments>http://www.bitki-saglik.com/avrupada-olumcul-salatalik-korkusu#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 30 May 2011 14:02:53 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[almanyada salatadan ölenler]]></category>
		<category><![CDATA[ilaçlı salatalar]]></category>
		<category><![CDATA[öldüren salata]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bitki-saglik.com/?p=415</guid>
		<description><![CDATA[Alman makamları, 10 kişinin ölümüne yol açan E Koli salgınının kaynağını teyit etmek için tahlilleri sürdürürken, kamuoyunu salatalık yenmemesi konusunda uyardı. Almanya, Avrupa E Koli bakterisinin ölümcül bir türüyle bağlantılı gıda zehirlenmeleri Almana&#8217;nın dışında başka Avrupa ülkelerinde de boy göstermeye başladı. Alman uzmanlar, E Koli taşıyan organik salatalıkların İspanya&#8217;dan ihraç edildiğini düşünüyor, fakat henüz laboratuvar [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft" src="http://i.milliyet.com.tr/102x92/2011/05/30/avrupa-da-olumcul-salatalik-korkusu--1382178.Jpeg" alt="" width="139" height="126" /></p>
<div id="divAdnetKeyword3">
<p><strong>Alman makamları, 10 kişinin ölümüne yol açan E Koli salgınının  kaynağını teyit etmek için tahlilleri sürdürürken, kamuoyunu salatalık  yenmemesi konusunda uyardı.</strong></p>
<p>Almanya, Avrupa E Koli bakterisinin ölümcül bir türüyle bağlantılı gıda zehirlenmeleri  Almana&#8217;nın dışında başka Avrupa ülkelerinde de boy göstermeye başladı.<span id="more-415"></span></p>
<p>Alman uzmanlar, E Koli taşıyan organik salatalıkların İspanya&#8217;dan ihraç edildiğini düşünüyor, fakat henüz laboratuvar testlerinin kesinleşmediğinin altını çiziyorlar.</p>
<p>Normalde ishale yol açan E Koli bakterisinin ölümcül türevi hastalarda böbreklerin iflas etmesine dek uzanan ağır hasara yol açabiliyor.</p>
<p>Çoğunluğu Almanya&#8217;nın kuzeyinde bulunan 450&#8242;yi aşkın hastadan 10&#8242;u ölürken, pazartesi günü Almanya&#8217;nın Hamburg kentinden ülkesine dönen Polonyalı bir kadın fenalaşarak hastaneye kaldırıldı. Doktorlar durumunun ciddi olduğunu söylüyor.</p>
<p>Bunun yanısıra İsveç, Danimarka, Hollanda ve İngiltere&#8217;de de vakalara rastlandı.</p>
<p>Çek Cumhuriyeti ve Avusturya&#8217;da yetkililer İspanya&#8217;dan ihraç edilmiş salatalıkların toplatılmasına karar verdi.</p>
<p>İspanya&#8217;da salgının kaynağı olduğundan şüphe edilen iki sera kapatıldı. Avrupa Birliği&#8217;nden  bir yetkili, seraların incelendiğini fakat ölümcül bakterinin  Avrupa&#8217;nın gıda zincirine başka bir yerden de girmiş olabileceği  olasılığını bertaraf etmediklerini belirtti.</p>
<p>Normalde E Koli salgınları küçük çocukları ya da yaşlı nüfusu etkisi  altına alırken, bu sefer hastaların yüzde 90&#8242;ını orta yaşta  yetişkinlerin oluşturması ve bunların üçte ikisinin de kadın olması  bilim dünyasını şaşırttı.</p>
<p>Doktorlar, hastalığın insandan insana doğrudan geçmediğini, fakat  hastalanmış bir kişinin hazırladığı yemekten yemenin risk taşıdığını  belirtiyor.</p>
<p><strong>BBC Türkçe</strong></p>
</div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bitki-saglik.com/avrupada-olumcul-salatalik-korkusu/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

