<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Şifalı Bitkiler Kürler Tedavi Yöntemi &#187; Çocuk Sağlığı</title>
	<atom:link href="http://www.bitki-saglik.com/category/cocuk-sagligi/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.bitki-saglik.com</link>
	<description>Bir başka WordPress blogu.</description>
	<lastBuildDate>Fri, 09 Sep 2011 16:59:49 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.2.1</generator>
		<item>
		<title>Sezaryen bebeğe zarar veriyor</title>
		<link>http://www.bitki-saglik.com/sezaryen-bebege-zarar-veriyor</link>
		<comments>http://www.bitki-saglik.com/sezaryen-bebege-zarar-veriyor#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 24 Aug 2011 14:29:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Çocuk Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Sezaryan doğum]]></category>
		<category><![CDATA[Sezaryen doğumun zararları]]></category>
		<category><![CDATA[Sezaryen sağlıklımı]]></category>
		<category><![CDATA[Sezaryen yaptırmanın zararları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bitki-saglik.com/?p=480</guid>
		<description><![CDATA[Sezaryenle doğumda öldürücü yenidoğan sorunlarının iki kat arttığı belirtildi. Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. Ali Çetin, yaptığı açıklamada, zorunluluk gerekmedikçe her anne adayının normal doğum yapması gerektiğini belirterek, normal doğumun hem anne hem de bebek sağlığı açısından çok faydalı olduğunu söyledi. Son yıllarda doğumlarda cerrahi girişim olan sezaryenin tercih edildiğini ifade eden Çetin, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft" src="http://www.hurriyet.com.tr/_np/3230/14213230.jpg" alt="" width="131" height="115" />Sezaryenle doğumda öldürücü yenidoğan sorunlarının iki kat arttığı belirtildi.</p>
<p>Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. Ali Çetin, yaptığı açıklamada, zorunluluk gerekmedikçe her anne adayının normal doğum yapması gerektiğini belirterek, normal doğumun hem anne hem de bebek sağlığı açısından çok faydalı olduğunu söyledi.<br />
Son yıllarda doğumlarda cerrahi girişim olan sezaryenin tercih edildiğini ifade eden Çetin, <span id="more-480"></span>Türkiye&#8217;de doğumların yaklaşık yüzde 50&#8242;sinin sezaryenle yapıldığını ve sezaryen oranlarının da her geçen yıl artış gösterdiğini belirtti. Bu artışın tıbbi, yasal, sosyal ve mali etkenlere bağlı olduğunu belirten Çetin, sağlık çalışanlarının yasal açıdan kendilerini daha fazla emniyete almak istemelerinin ve anne adaylarının yeteri kadar bilgilendirilememesinin, doğum yapılan kurumların sezaryene hoşgörülü tutumlarının oranları arttırdığını ifade etti.<br />
Sezaryen doğumun bazı özel durumlarda anne veya bebek için hayat kurtarıcı olduğunu dile getiren Çetin, şöyle devam etti:<br />
“Bebeğin eşinin önde gelmesi, bebek eşinin erken ayrılması, bebek kalp hızının çok düşük olması, bebeğin yan durması, bebeğin uzun süreli oksijen sıkıntısı içinde olması, bebeğin normalden büyük olması, bebeğin kalça kısmının doğum yoluna yakın olması, gebelik zehirlenmesi grubu hastalıklar ve annenin normal doğum pozisyonu sağlayamayacak kadar kemik ve eklem hastalığı olması gibi durumlarda sezaryen doğum çok yararlıdır.”<br />
Tüm doğum kliniklerinin, acil sezaryen doğumu gerçekleştirebilecek özelliklerle donatılmış olması gerektiğini vurgulayan Çetin, normal doğum sırasında beklenmeyen komplikasyonların yaşanabileceğini de belirtti. Çetin, zorunlu haller dışında normal doğumun uygulanması gerektiğini ifade ederek, gebelik sırasında ya da normal doğum anında ortaya çıkan bazı durumların da sezaryeni zorunlu hale getirebileceğini söyledi.</p>
<p><strong>“SEZARYENDE, HAYATİ RİSK OLUŞTURMAYAN SORUNLAR 3 KAT ARTAR”</strong></p>
<p>Çetin, sezaryenle doğumun, annenin hayati tehlikesi bulunduğu durumlarda kurtarıcı olarak yapılan acil bir ameliyat olduğunu belirterek, sezaryenin karın açılarak yapılan ameliyatlarda oluşabilen her türlü riski taşıdığını ifade etti.<br />
“Hayati risk oluşturmayan sağlık sorunları genelleme yapıldığında sezaryen doğumda üç kat daha yüksek bulunmaktadır” diyen Çetin, annenin karşılaşabileceği riskleri şöyle sıraladı:<br />
“Karın kesi yerinde, rahimde, diğer mesane gibi leğen kemiği bölgesi organlarında enfeksiyon görülebilir. Fazla kan kaybı olabilir. Annelerin yüzde 2&#8242;sinde mesane ve bağırsak gibi organ yaralanmaları gelişebilir. Kişisel ve cerrahi etkenlere bağlı rahim, mesane, bağırsak, karın zarları ve karın duvarı arasında yapışıklıklar oluşabilir. Loğusalık sonunda annelerin ağrı ölçümleri yapıldığında hissettikleri ağrı açısından normal ve sezaryen doğum şekilleri arasında bir fark bulunmamaktadır. Sezaryen doğum sonrasında kadınlar, doğum tecrübesini daha negatif olarak algılayabilir ve bebeklerine bağlanma sıkıntısı yaşayabilir.<br />
Sezaryen sırasında anestezi ve iyileşme aşamasında kullanılan ilaç sayısının fazla olmasından dolayı ilaç alerjileri de fazla görülebilir. Normale göre sezaryen doğumda hastanede yatış süresi iki kat daha fazla olur. İyileşme süresi, sezaryende en az iki hafta daha uzun olur. Rahim alınması, mesane tamiri, leğen kemiği bölgesinde yapılan diğer ameliyatlarda yapışıklıklara bağlı sorunlarla karşılaşılması ve yeni doğumların sezaryenle yapılması gibi durumlar oluşabilir.”</p>
<p><strong>“SEZARYEN DOĞUM SONRASI ÇOCUKLARDA DAHA FAZLA ASTIM HASTALIĞI GELİŞİYOR”</strong></p>
<p>Sezaryenin bebek için de riskleri bulunduğunu vurgulayan Çetin, şöyle devam etti:<br />
“Hamileliğin kaç aylık olduğu iyi hesaplanamadan ve doğum ağrıları başlamadan yapılan sezaryenlerde, erken doğuma bağlı yenidoğan bakımı gereksinimi doğabilir.<br />
Planlı bir sezaryen sonrası solunum sıkıntısı ve yenidoğan sık solunumu hastalıklarının oranları, normal doğuma göre yedi kat fazladır. Sezaryen doğum sonrası çocuklarda daha fazla astım gelişmektedir.<br />
Genel anesteziyle yapılan sezaryen doğumlarda yenidoğan bebeklerin normal yaşama dönmesi gecikebilir.<br />
Öldürücü yenidoğan sorunları, sezaryen doğum sonrası genel olarak iki kat kadar daha yüksektir. Sezaryen doğumda rahim duvarı kesilirken bebekte küçük kesiler olabilir.”<br />
Çetin, “Ayrıca, bebek eşi rahim ağzını kapatabilir ve rahim duvarına sıkı yapışabilir. Doğum sonrası belirgin şekilde artan bu durumlar, rahimin tamamen çıkartılmasını gerektirebilir. Rahim yırtılabilir. İdrar yolu, mesane ve bağırsak yaralanmaları görülebilir” diye konuştu.</p>
<p><strong>“NORMAL DOĞUM, ANNENİN KENDİNE GÜVENİNİ ARTIRIYOR”</strong></p>
<p>Normal doğumu, “37-42 haftalık hamilelik sonunda kendiliğinden başlayan, doğumun başında ve doğum boyunca anne ve bebekle ilişkili önemli bir risk olmayan, bebeğin baş geliş olarak kendiliğinden doğduğu ve sonrasında anne ve bebeğin sağlıklı olduğu doğum” şeklinde tanımlayan Çetin, normal doğum yapan annenin kendine güveninin arttığı söyledi.<br />
Çetin, doğum sürecini rahat atlatan ve bebeğiyle iletişimi iyi olan annelerde daha az doğum depresyonu görüldüğüne dikkati çekti.<br />
Normal doğum sırasında da ortaya çıkabilen komplikasyonların da bulunduğunu belirten Çetin, ancak bu komplikasyonların kabul edilebilir oranlarda olduğunu vurguladı. Bunlar arasında bebek eşinin erken ayrılması, doğum sonu kanama, enfeksiyon, doğum yolu yaralanmaları ve büyük kan pıhtısı oluşumu, anal kanalın zarar görmesi, mesane bozukluklarının yer aldığını ifade eden Çetin, uzun dönemde de leğen kemiği bölgesindeki kas ve bağ dokularının zarar görmüş olmasına bağlı olarak organ sarkmaları ve istemsiz mesane ve bağırsak boşaltım sorunları görülebildiğini dile getirdi.<br />
Normal doğum sonrası aileler ve doğum ekiplerinin en fazla sorun yaşadığı durumların, bebekle ilgili olduğunu anlatan Çetin, “Bunlar arasında da ölü doğum, doğum sırasında oksijen sıkıntısı yaşama, serebral palsi hastalığı, göbek kordonu sarkması, geliş bozuklukları, omuz takılması, köprücük ve kol kemiği kırıkları, anneden enfeksiyon bulaşması söz konusu olabilir” diye konuştu.<br />
Çetin, hastanelerin riskli gebelik takip edip etmemesine göre, makul koşullarda sezaryen oranının, yüzde 15-30 aralığında değiştiğini anlatarak, “Sonuç olarak anne adayı &#8216;öncelikle&#8217; kendisini gebelik boyunca izleyecek ve doğumunu yaptıracak sağlık kuruluşunu &#8216;özen göstererek&#8217; seçtikten sonra hamilelik sürecinde kendisini normal doğuma hazırlamalıdır. Doğum hekimi hamilelik sürecinde sezaryen doğumu gerektiren bir durum varsa anne adayına haber vermeli ve doğumla ilişkili yol haritası yeniden şekillendirilmelidir” dedi.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bitki-saglik.com/sezaryen-bebege-zarar-veriyor/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Doğacak bebeğin ömrü buna bağlı</title>
		<link>http://www.bitki-saglik.com/dogacak-bebegin-omru-buna-bagli</link>
		<comments>http://www.bitki-saglik.com/dogacak-bebegin-omru-buna-bagli#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 06 Aug 2011 00:04:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Çocuk Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Psikolojik Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[bebek psikolojisi]]></category>
		<category><![CDATA[hamile iken dikkat edilmesi gereken şeyler]]></category>
		<category><![CDATA[hamilelerde stresin zararları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bitki-saglik.com/?p=472</guid>
		<description><![CDATA[Hamilelik sırasındaki stres sadece anneyi değil, doğacak bebeği de olumsuz etkiliyor. Proceeding of the National Academy of Science dergisinde sonuçları yer alan uluslararası araştırmaya göre, hamilelik sırasında ağır stres altında kalan kadınların çocuklarının, telomerleri kısa oluyor. Araştırma, annesi hamileyken yoğun stres yaşayanların telomerlerinin, yetişkin yaşlarda, hamileliğinde ağır stres yaşamayanların çocuklarına oranla önemli ölçüde kısa olduğunu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft" src="http://www.hurriyet.com.tr/_np/7308/14077308.jpg" alt="" width="131" height="131" /></p>
<h2>Hamilelik sırasındaki stres sadece anneyi değil, doğacak bebeği de olumsuz etkiliyor.</h2>
<p>Proceeding of the National Academy of Science dergisinde sonuçları yer alan uluslararası araştırmaya göre, hamilelik sırasında ağır stres altında kalan kadınların çocuklarının, telomerleri kısa oluyor.<span id="more-472"></span></p>
<p>Araştırma, annesi hamileyken yoğun stres yaşayanların telomerlerinin, yetişkin yaşlarda, hamileliğinde ağır stres yaşamayanların çocuklarına oranla önemli ölçüde kısa olduğunu gösterdi.</p>
<p>Araştırmaya katılan Alman psikolog Dr. Robert Kumsta, annesi hamileliğinde ağır stres altında kalanların hücrelerinin, annesi hamileliğinde yoğun stres yaşamamış olan yaşıtlarına oranla 3,5 yıl daha yaşlı olduğunu belirtti.</p>
<p>Daha önce yapılan araştırmalar, hamilelikte ağır stresin doğan çocuğun tip-2 diyabet hastası olma ihtimalini artırdığını da göstermişti.</p>
<p><strong>TELOMER NEDİR?</strong></p>
<p>Kromozomların ucunu oluşturan DNA protein kompleksleri olan telomerler, hücrelerin yaşını ortaya koyuyor. Telomerin kısa olması, hücrelerin yaşlı olduğunu gösteriyor.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bitki-saglik.com/dogacak-bebegin-omru-buna-bagli/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çocuğunuza sebze yedirmenin yeni yolları!</title>
		<link>http://www.bitki-saglik.com/cocugunuza-sebze-yedirmenin-yeni-yollari</link>
		<comments>http://www.bitki-saglik.com/cocugunuza-sebze-yedirmenin-yeni-yollari#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 07 May 2011 11:59:24 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Çocuk Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklara sebze yedirin]]></category>
		<category><![CDATA[çozuklar hangi sebzeleri yemeli]]></category>
		<category><![CDATA[sebzelerin çocuklara faydaları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bitki-saglik.com/?p=395</guid>
		<description><![CDATA[Çocukluk dönemindeki beslenme, hem çocukluk hem de erişkin dönemde ortaya çıkabilecek kronik hastalık riskinin azaltılması için en kritik faktördür. Bu hastalıklar %40 oranında sadece doğru ve dengeli beslenme ile engellenebilir. Doğru beslenmenin en önemli bileşenlerinden biri ise sebze tüketimidir. Yapılan araştırmalar düzenli sebze alımının başta kanserler olmak üzere kalp-damar hastalıkları, Alzheimer, obezite, metabolik sendrom, tip [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft" src="http://i.milliyet.com.tr/YeniAnaResim/2011/05/04/cocugunuza-sebze-yedirmenin-yeni-yollari--1321541.Jpeg" alt="" width="145" height="134" /><span style="color: #008000;"><strong>Çocukluk dönemindeki beslenme, hem çocukluk  hem de erişkin dönemde ortaya çıkabilecek kronik hastalık riskinin  azaltılması için en kritik faktördür.</strong></span></p>
<p>Bu hastalıklar %40 oranında sadece doğru ve dengeli beslenme ile engellenebilir. Doğru beslenmenin en önemli bileşenlerinden biri ise <span id="more-395"></span>sebze tüketimidir.<br />
Yapılan araştırmalar düzenli sebze alımının başta kanserler olmak üzere kalp-damar hastalıkları, Alzheimer, obezite, metabolik sendrom, tip II diyabet gibi kronik hastalıklara yakalanma risklerini azalttığını ortaya  çıkarmıştır. Bu sonuçlara paralel olarak sağlıklı beslenmek ve sağlığı  korumak için çeşitli meyve ve sebzelerden günlük 5-10 porsiyon yenmesi  önerilmektedir. Çocukların bugünü ve yarınlarını korumak için beslenme  programlarına mutlaka düzenli sebze alımının da eklenmesi gerekmektedir.  Peki, sebzelerin sağlığımız üzerinde neden bu kadar etkili olduğunu  biliyor muyuz? Bitkilere özgü bazı maddelerin varlığından ve bize  yararlarından haberdar mıyız?</p>
<p>Bahsedilen  maddeler fonksiyonel gıda molekülleridir. Bu doğal bileşikler;  sebze,  meyve, tahıl ve kuru baklagiller gibi bitkisel gıdalarda doğal olarak  bulunan maddelerdir. Diğer adıyla biyofaktörlerdir ve bizler  sebzelerdeki vitamin ve mineraller yanında içerdikleri biyofaktörlerin  de eşsiz faydalarından yararlanırız.</p>
<p>Örneğin Brokolinin içerdiği doğal sulforofan bileşiği vücudumuzdaki  hormon dengesini ayarlayıcı özelliğe sahiptir. Bunun yanında brokoli;  göğüs, prostat, bağırsak ve idrar kesesi kanserlerine karşı güçlü bir  koruyucudur, güçlü bir antioksidandır ve lifli yapısından dolayı hem  toksin atıcı, hem de bağırsak sistemi düzenleyicisidir.<br />
Enginarın  içeriğindeki en önemli biyofaktör ise  ‘Sinarin’ adlı maddedir. Bol  miktarda vitamin mineral içeren enginarın en büyük özelliği karaciğeri  temizlemesi ve korumasıdır. Lahana da besinsel yararları ve kanserle  savaş yeteneği açısından dünyadaki en önemli sebze olarak görülür.   Vitamin C, K, B5, B6, folat, omega 3 yağ asitleri, manganez ve lif  kaynağı olması yanında sağlıklı kalmak için gerekli bir çok koruyucu  bitki molekülünü de içerir.<br />
Yine birçok fitokimyasal içeren  pırasa da metabolizma ve sindirim sistemi gibi birçok biyolojik  fonksiyonun etkinliğini düzenler.<br />
Mükemmel bir potasyum, kalsiyum ve vitamin C kaynağı olan kereviz,  hem dolaşım sistemine (Kalp Sağlığı) hem de bağışıklık sistemine çok faydalıdır.   Ispanak da demir açısından zengin olduğu  bilinen bir sebze olmasının yanı sıra flavonoidler gibi birçok aktif  doğal molekülü içermesi nedeniyle sağlığı korur ve geliştirir.  İçeriğinde 8’den fazla vitamin, 9’dan fazla mineral ve omega 3 yağ  asitleri ile Ispanak eşsiz bir sebzedir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Çocuğunuz için en uygun gelişim şurubunu seçmek için tıklayın!</strong><br />
Sebzeler  arasında en iyi bilineni ise havuçtur; havucun içerisinde A vitaminin  öncül maddesi olan beta-karoten maddesi bulunur ki bu maddenin görme  fonksiyonlarını iyileştirmesinin yanında cilt, diş sağlığı ve bağışıklık sisteminde de olumlu etkileri vardır.  Çocukların sebze  tüketmesi,  sağlıklı olmaları ve ileriki yaşamlarında da sağlıklı  kalabilmeleri açısından çok önemlidir. Bunun yanında sebze sevmeyen ve  sebze tüketimi yetersiz olan çocuklara gerekli besin takviyesi  yapılmalıdır. Sebze ekstreleri içeren çocuk gelişim şurupları bu amaçla  kullanılabilir ki bu amaçla geliştirilmiş çocuk gelişim şurubu Nutrigen  Vegy ülkemizde de bulunmaktadır. Nutrigen Vegy’nin 1 çorba kaşığının,  yaklaşık 500 gram sebzeye denk geldiği belirtilmektedir.<br />
Çocukların  sağlıklı büyüme ve gelişmesi için dengeli beslenme ve her gıda  çeşidinden yeterli miktarda alınması gerekir. Gıda takviyeleri  beslenmenin yerini tutamaz, sadece gıdalar ile yerine yeterince  konulamayan gıda bileşenlerini tamamlar. Eğer çocuğunuza düzenli olarak  günde en az 5 porsiyon sebze yediremiyorsanız veya çocuğunuz sebze  sevmiyorsa, o zaman içinde yeterli miktarlarda fonksiyonel besin  molekülü (nutrigenomik) içeren çocuk gelişim şuruplarından yardım  alabilirsiniz.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bitki-saglik.com/cocugunuza-sebze-yedirmenin-yeni-yollari/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ağlayan Bebek Nasıl susuturulur</title>
		<link>http://www.bitki-saglik.com/aglayan-bebek-nasil-susuturulur</link>
		<comments>http://www.bitki-saglik.com/aglayan-bebek-nasil-susuturulur#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 24 Jul 2010 13:09:05 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Çocuk Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[ağlayan bebekler]]></category>
		<category><![CDATA[bebeği sakinleştirmek]]></category>
		<category><![CDATA[bebekler niye ağlıyo]]></category>
		<category><![CDATA[bebeklerin ağlamasını önlemek]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bitki-saglik.com/?p=299</guid>
		<description><![CDATA[Ağlayan bebeği sakinleştirmek için çok fazla uğraşmaya gerek yok. ABD&#8217;li ünlü Çocuk Doktoru Harvey Karp&#8217;ın uygulaması çok kolay yöntemiyle 5 dakika dolmadan bebeğiniz sakinleşiyor. Birçok anne için en dayanılmaz olanı bebeklerinin ağlamasıdır. Bebeği susturmak sakinleştirmek için ev halkı seferber olur. Sırayla kucaktan kucağa taşınır, ayakta sallanır, iki ucundan tutulan bir çarşafın ortasına yatırarak saatlerce sallanır. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft" src="http://www.hurriyet.com.tr/_np/8659/11168659.gif" alt="" width="131" height="164" /></p>
<p><strong>Ağlayan bebeği sakinleştirmek için çok fazla uğraşmaya gerek  yok. ABD&#8217;li ünlü Çocuk Doktoru Harvey Karp&#8217;ın uygulaması çok kolay  yöntemiyle 5 dakika dolmadan bebeğiniz sakinleşiyor.</strong></p>
<p>Birçok anne <strong>için</strong> en dayanılmaz olanı bebeklerinin ağlamasıdır. Bebeği susturmak  sakinleştirmek için ev halkı seferber olur. Sırayla kucaktan kucağa<span id="more-299"></span> taşınır, ayakta sallanır, iki ucundan tutulan bir çarşafın ortasına  yatırarak saatlerce sallanır. Sizin enerjinizin tükendiği an, eğer  şanslıysanız bebeğin de sakinleştiği andır.</p>
<p>Oysa bütün bunlara hiç gerek yok. Amerikalı ünlü Çocuk Doktoru Harvey Karp, &#8220;<strong>Son</strong> derece basit yöntemlerle ağlayan bebeğinizin sakinleşmesini sağlayabilirsiniz&#8221; diyor.</p>
<p>Harvey Karp &#8220;Mahallenin en mutlu bebeği&#8221; ve &#8220;Mahallenin en mutlu çocuğu&#8221; adlı kitaplarıyla tanınıyor ve mutlu <strong>bebek</strong> ve çocuk yetiştirme konusunda Amerikalı anne ve babalara çözümler sunuyor. Acıbadem Maslak Hastanesi&#8217;nde konferans vermek için İstanbul&#8217;a gelen Madonna <strong>ve</strong> Michelle Pfeiffer gibi ünlülerin çocuklarının doktoru, hurriyet.com.tr&#8217;ye ilginç açıklamalarda bulundu: <strong> </strong></p>
<p><strong>Çiğdem İŞLER yazıyor </strong><strong> </strong><strong>hurriyet.com.tr</strong></p>
<p><strong>- Sunduğunuz yöntem için ilham kaynağınız neydi, kendi anne babanızın size davranışı mı?<br />
</strong><br />
Eğitimimi  tamamladıktan sonra 2 yıl çocuk gelişimi ile ilgili çeşitli  araştırmalar, çalışmalar yaptım. Bu çalışma sırasında şunu öğrendim:  Afrika’daki anneler bebeklerini sakinleştirmek konusunda Amerika’daki  annelerden <strong>çok</strong> daha başarılılar. Amerika&#8217;da bebekler 2-3 saat ağlıyor ve çoğunlukla  anneler bebeklerinin gazı olduğunu veya karın ağrısı olduğunu düşünüyor.</p>
<p>Afrika&#8217;da ise annelere baktığınızda bebeklerini bazen saniyeler  içinde sakinleştiriyor. Ben de Afrikalıların bebeklerini büyütürken  neyi bizden farklı olarak uyguladıklarını anlamaya çalıştım. Kendi  hastalarımda denediğimde başarılı sonuçlar aldım ve bu yöntemi herkese  öğretmeye karar verdim.</p>
<p><strong>- Yönteminiz her bebekte işe yarıyor mu?</strong></p>
<p>Kesinlikle, yeter ki  doğru yapın, her zaman alacağınız sonuç aynı olacaktır. Eğer işe  yaramıyorsa doğru yapmıyorsunuz demektir. Doğru yapıyorsunuz ve hala  değişen birşey olmuyorsa mutlaka doktora gitmelisiniz. Bebeğinizin  mutlaka tıbbi müdahale gerektiren bir sorunu vardır.</p>
<p><strong>- O zaman bebeklerini susturamayan anneler çoğu şeyi yanlış yapıyor.</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>Birtakım mitler var.  Bunları aileler kadar doktorlar da kabul ediyor. Mesela birincisi &#8220;Bebek  ağlarsa gazı vardır&#8221; miti. Oysa bebekler sadece gazı olduğu için  ağlamaz, ilgi istedikleri için de ağlar. Uykuda oldukları sürenin  dışında sürekli kucaklanmak, sevilmek ister. Bazen istediklerini  yapsanız da, gazları olmasa da ağlarlar.</p>
<p>Bir diğer mit &#8220;Bebeğin  ağlaması ciğerlerine iyi gelir&#8221; Ağlaması bebeği ancak yorar. Bebek  açsa, zayıfsa, güçsüz düşmüşse ve yorgunsa ciğerleri de güçlü olamaz.</p>
<p>Bir de hemen her  toplumda olan bir mit, &#8220;Bebek sessizliği sever&#8221; miti. Tam aksine  gürültüyü sever. Çünkü bebek anne rahmindeyken 24 saat boyunca adeta bir  elektrik süpürgesinin çalışmasına benzeyen gürültülerle yaşar. Durum  böyleyken bebek doğunca siz onu sessiz bir odaya koyarsanız, bebek  yalnızlık duygusu hisseder. Bunun sonucunda da ağlamaya başlar. Bazı  bebeklerin saç kurutma makinesinin sesini duyup susması, bebeklerin  aslında gürültüyü sevdiklerinin bir örneği.<br />
<strong>- Peki ne yapacağız?</strong></p>
<p>Aslında 5 S kuralına dayanıyor. Ben buna 5S diyorum.</p>
<p><strong>Swaddling: Kundak yapmak: </strong>Ancak  siz Türklerin eskiden yaptığı şekilde, kollarını bacaklarını sıkı sıkı  saracak şekilde değil. Bebeğinizi önce büyükçe ve tülbente benzeyen  yumuşak dokulu, bebeği sıkıntıya sokmayacak bir kundağa sarın.  Kolları vücudunun iki yanında sabitlenmeli. Ancak ayaklar gevşek  sarılacak. 5 aylık olana kadar bu şekilde uyutun. Ayrıca mutlaka uyuduğu  odada &#8216;beyaz gürültü&#8217; dediğimiz ses olsun.</p>
<p><strong>Side/Stomach position: Bebeği yana çevirmek: </strong>Bebeğinizi kucağınızda sağa doğru yatırarak yüzü aşağıya bakacak şekilde tutun.</p>
<p><strong>Shushing: ‘Şşşşşşşşşşt’ demek:</strong> Kulağına yüksek sesle ‘şşşşşşşşşşt’ deyin. Bu ses, ona anne karnındaki gürültülü ortamını hatırlatır.</p>
<p><strong>Swinging (and jiggling): Hafifçe sallamak:</strong> Başını jöle gibi elinizin altında hafifçe, çok sarsmadan sallayın. Bu eylem ona anne karnındaki hareketli ortamı hatırlatır.</p>
<p><strong>Sucking: Emmesini sağlamak: </strong>Emzik kullanın.</p>
<p><strong>- Bebek susmadığında bütün bu saydıklarınız sırayla mı yapılacak?</strong></p>
<p>Evet.  Bebeğiniz ağlıyor, panik yok, hemen kundağa sarın. Dediğim gibi tutup  kulağına &#8216;şşşşşşşşştt&#8217; deyin yüksek sesle ve hafif hafif sallayın. Çok  kısa sürede yüz ifadesinin değiştiğini, sakinleştiğini göreceksiniz.</p>
<p><strong>- Bu yöntemle anne mi daha başarılı bebeği sakinleştirmekte, baba mı?</strong></p>
<p>Babalar daha başarılı.</p>
<p><strong>- 5 S yöntemi uygulanan bebekler, nasıl erişkin oluyorlar, gözlemleyebildiniz mi?</strong></p>
<p>En önemlisi size güvenmeyi öğrenmesi ve kendilerini güvende  hissetmeleri. Büyüdüklerinde de kendilerine çok güvenen, mantıklı, dışa  dönük bireylere dönüşüyorlar.</p>
<p><strong>&#8220;Mağara adamıyla az kelime kullanarak konuşun&#8221;</strong></p>
<p>Türkçeye de çevrilen kitaplarında 8 ay-5 yaş arasındaki çocukların  eğitiminde anne ve babalara yol göstermek için geliştirdiği “mağara  adamı” tekniklerini de anlatan Dr. Harvey Carp, Amerika’nın kitapları en  çok okunan çocuk hastalıkları uzmanı olmasıyla tanınıyor.</p>
<p>Halen  UCLA Tıp Fakültesi’nde çalışan Dr. Harvey Karp‘ın “Mahallenin En Mutlu  Bebeği” ve “Mahallenin En Mutlu Çocuğu” başlıklı 2 kitabı 20’den fazla  dile çevrildi. Bu dönemdeki çocukların tıpkı mağara adamlarına benzeyen,  ilkel ve medeniyetten uzak davranışlar sergilediğini, ancak anne  babaların bu terimi kullandığı için alınmamaları gerektiğine dikkati  çeken Dr. Carp, mağara adamı tekniklerini anne ve babalara şöyle  anlattı:</p>
<p>&#8220;Sekiz ay-5 yaş arası çocuklar basit düşünerek olaylara  çözüm bulurlar. Ben onları bu nedenle “evcilleşmemiş mağara adamına”  benzetiyorum. Bu yaş grubu çocuklarına “TRAFİK IŞIKLARI” yöntemi ile  yaklaşmak en doğrusudur. İyi davrandıklarında YEŞİL ışık, sinir bozucu  davrandıklarında SARI ışık, kesinlikle yapmamaları gereken davranışlar  sergilediklerinde ise KIRMIZI ışık yakmalıyız. Onları eğitmek için  bağırmak çağırmak iyi bir yol değildir, her yaptıklarını onaylamak da  doğru değildir&#8221;</p>
<p>Kaynak: www.hurriyet.com.tr</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bitki-saglik.com/aglayan-bebek-nasil-susuturulur/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Normal doğum için 10 öneri</title>
		<link>http://www.bitki-saglik.com/normal-dogum-icin-10-oneri</link>
		<comments>http://www.bitki-saglik.com/normal-dogum-icin-10-oneri#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 25 Apr 2010 11:06:51 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Çocuk Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[normal doğum mu sezaryan mı]]></category>
		<category><![CDATA[normal doğum yapmak için öneriler]]></category>
		<category><![CDATA[normal doğum yapmak yararlımıdır]]></category>
		<category><![CDATA[normal dogum yapmanın zararları]]></category>
		<category><![CDATA[normal doğumun faydaları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bitki-saglik.com/?p=257</guid>
		<description><![CDATA[Anne ve baba adaylarının gebelik boyunca en çok düşünüp karar vermekte zorlandığı konu doğum şeklidir. Çoğunlukla çiftler yakın çevrelerinin etkisi altına girmekte yada yanlış bilgilere ulaşabilmektedirler. 1. Doğum için kendinizi rahat hisedebileceğiniz ve normal doğumu destekleyen bir hastane seçin. 2. Doğumda sorumluluğunuzu alan doktoru seçerken aşağıdaki normal doğumu destekleyen 6 uygulamaya nasıl baktığını sorgulayın. 3. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft" src="http://www.ekolay.net/saglik/images/248_normaldogum.jpg" alt="" width="134" height="134" /><span style="color: #0000ff;"><strong><span>Anne ve baba adaylarının gebelik boyunca en çok  düşünüp karar vermekte zorlandığı konu doğum şeklidir. Çoğunlukla  çiftler yakın çevrelerinin etkisi altına girmekte yada yanlış bilgilere  ulaşabilmektedirler.<span id="more-257"></span></span></strong></span><br />
<span>1. Doğum için kendinizi<strong> rahat  hisedebileceğiniz </strong>ve normal doğumu destekleyen bir hastane seçin.</p>
<p>2. Doğumda sorumluluğunuzu alan <strong>doktoru seçerken </strong>aşağıdaki normal  doğumu destekleyen 6 uygulamaya nasıl baktığını sorgulayın.</p>
<p><strong>3. Tıbbi bir sebep yokken doğumunuzun erken başlatılmasını kabul  etmeyin.</strong> Doğumun kendi başlaması bebeğinizin de hazır olduğunun en  önemli işaretidir. Doğumunuzun kendi ritmini yakalamasına izin  verin.Zamana saygı gösterin ve doğumunuzun ilaçlarla hızlandırılmasına  izin vermeyin.</p>
<p><strong>4. Doğum sırasında hasta gibi yatağa bağlı kalmayın ve hareket  etmekte özgür olun.</strong> Dik pozisyonları tercih etmeniz ve kasılmalarda  hareket özgürlüğünüzün olması kendinizi daha <a onmouseover="showAd('25669','100365' ,event);clearAdInterval();" onmouseout="hideAd();" name="aspx1" target="_blank"><span><strong>rahat</strong></span></a> hissetmenizi sağlar ve  doğumunuzu kolaylaştırır. Bebek doğum kanalına daha rahat girer ve doğum  süresi kısalır. Yürüyün, sallanın,dans edin yani kısaca bedeninizi  izleyin, o size ne yapmanız gerektiğini söyleyecektir.</p>
<p><strong>5. Doğumda size destek olacak kişiyi seçerken iyi düşünün.</strong> Bu  kişi sakin olmalı ve doğum boyunca size duygusal ve fiziksel olarak  sürekli destek vermeli.Bu kişi eşiniz veya akrabanız  olabilir.Profesyonel bir doğum koçu ile anlaşmayı da düşünebilirsiniz.</p>
<p><strong>6. Doğumda bebek kalp atışlarının izlenmesi için kullanılan makineye  sürekli bağlı kalmayın.</strong> Bu sizi kısıtlar ve bir sorun olduğu hissine  kapılırsınız.Ara ara bebek kalp atışlarının izlenmesi yeterli  olacaktır.</p>
<p><strong>7. Bedeninizin istediği ölçüde gıda ve sıvı alımınızı engellemeyin. </strong>Doğumun  tüm evrelerinde sıvı ve <a onmouseover="showAd('25640','100519' ,event);clearAdInterval();" onmouseout="hideAd();" name="aspx1" target="_blank"><span><strong>enerji</strong></span></a> ihtiyacınız olacaktır.Bunun  engellenmesi doğumunuzu yavaşlatır ve müdahaleleri getirir.</p>
<p><strong>8. Kasılmalar sırasında rahatlamak için anestetik ilaçlar dışındaki  gevşeme yöntemlerini tercih edin.</strong> Anestetik ilaçlar <a onmouseover="showAd('25685','100141'  ,event);clearAdInterval();" onmouseout="hideAd();" name="aspx1" target="_blank"><span><strong>doğal</strong></span></a> hormonlarınızın doğru salınımını bozar.Derin  gevşeme,imgeleme,odaklanma,nefes teknikleri,masaj,sıcak veya soğuk  uygulamaları ve lamaze sınıflarında öğrendiğininiz diğer teknikler sizin  rahat etmenizi sağlayacaktır.</p>
<p><strong>9. Sırt üstü doğum yapmaktan kaçının. </strong>Sınıflarda öğrendiğiniz  doğum teknikleri kasılmalarınızın etkisini arttıracak ve yerçekimi ile  çalışmanızı sağlayacaktır.Ikınmalar sırasında bedeninizi  izleyin.Bedeniniz isteyince ıkının.<a onmouseover="showAd('25687','100240' ,event);clearAdInterval();" onmouseout="hideAd();" name="aspx1" target="_blank"><span><strong>Sağlık</strong></span></a> personelinden sadece sessiz  ve sözel destek isteyin.</p>
<p><strong>10. Doğumdan hemen sonra bebeğinizi kucağınıza alın.</strong> Sıcak cilt  teması sayesinde bebeğiniz gevşek kalır,ısısı korunur,kalp atımı ve  solunumu daha kolay adapte olur.Anne-bebek bağı kolay ve <a onmouseover="showAd('25639','103535'  ,event);clearAdInterval();" onmouseout="hideAd();" name="aspx1" target="_blank"><span><strong>çabuk</strong></span></a> kurulur.Bebeğinizle aynı odada kalmanız bebeğinizi daha iyi tanımanızı  ve ihtiyaçlarına çok daha çabuk cevap vermenizi sağlar.Emzirme için  güzel bir başlangıç olur.</span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bitki-saglik.com/normal-dogum-icin-10-oneri/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çocuğunuza öksürük şurubu içirmeyin</title>
		<link>http://www.bitki-saglik.com/cocugunuza-oksuruk-surubu-icirmeyin</link>
		<comments>http://www.bitki-saglik.com/cocugunuza-oksuruk-surubu-icirmeyin#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 09 Apr 2010 21:05:50 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Çocuk Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklara hangi ilaçlar içirilmeli]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklara öksürük şurubu içirmek]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklara zararlı ilaçlar]]></category>
		<category><![CDATA[çozuk sağlıgı için şuruplar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bitki-saglik.com/?p=252</guid>
		<description><![CDATA[Öksürük şurupları, çocukluk yaş grubunda hiçbir hastalıkta yeri olan ilaçlar değildir. Hatta, ilaç olarak bile kabul edilmemektedir. Bunlar ABD&#8217;de marketlerde satılmakta, Avrupa&#8217;da ise hiç kullanılmamaktadır. Gazi Üniversitesi (GÜ) Tıp Fakültesi Hastanesi Çocuk Hastalıkları ve Alerji Uzmanı Prof. Dr. İpek Türktaş, gribal enfeksiyon ya da alt solunum yolu kaynaklı öksürük şikayetlerinde, öksürük şurubu kullanılmasının fayda sağlamayacağını [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h3><img class="alignleft" src="http://www.ekolay.net/saglik/images/248_oksuruk_surubu.jpg" alt="" width="154" height="154" /><span>Öksürük şurupları, çocukluk yaş grubunda hiçbir  hastalıkta yeri olan ilaçlar değildir. Hatta, ilaç olarak bile kabul  edilmemektedir. Bunlar ABD&#8217;de marketlerde satılmakta, Avrupa&#8217;da ise hiç<span id="more-252"></span> kullanılmamaktadır.</span></h3>
<p><span><strong>Gazi Üniversitesi (GÜ) Tıp Fakültesi  Hastanesi Çocuk Hastalıkları ve Alerji Uzmanı Prof. Dr. İpek Türktaş</strong>,  gribal enfeksiyon ya da alt solunum yolu kaynaklı öksürük  şikayetlerinde, öksürük şurubu kullanılmasının fayda sağlamayacağını  belirterek, <strong>&#8220;Öksürük şurupları, çocukluk yaş grubunda hiçbir  hastalıkta yeri olan ilaçlar değildir. Hatta, ilaç olarak bile kabul  edilmemektedir&#8221;</strong> dedi.</span></p>
<p>AA muhabirine açıklama yapan Türktaş, öksürük şikayetinin yaşamın her  döneminde ciddiye alınması ve mutlaka kaynağının belirlenmesi  gerektiğini bildirdi.</p>
<p>Öksürüğün, çocukluk ya da erişkinlikte <a href="http://www.bitki-saglik.com">grip</a>, nezle, soğuk algınlığı gibi  üst solunum yolu hastalıklarında ortaya çıkabildiği gibi, astım,  faranjit ya da daha farklı <strong>akciğer hastalıklarından</strong> kaynaklanabileceğini belirten Türktaş, özellikle <a href="http://www.craiglist.tk">çocuk</a>luk döneminde <a onmouseover="showAd('25423','101901'  ,event);clearAdInterval();" onmouseout="hideAd();" name="aspx1" target="_blank"><span><strong>kreş</strong></span></a> ya da  okulla birlikte öksürük şikayetinin arttığını söyledi.</p>
<p>Türktaş, <strong>küçük ve özellikle okul dönemi çağındaki çocuklarda yılda  7-8 kez üst solunum yolu hastalıklarının görülmesinin normal olduğunu</strong> anlattı. Çocuğun hastalığı hangi şiddette geçirdiğine dikkat edilmesi  gerektiği uyarısında bulunan Türktaş, &#8220;Üst solunum yolu hastalıklarında,  hastalığın görülmeye başladığı dönemde ortaya çıkan öksürüğün çok hafif  şiddette olması ve en geç bir hafta içinde bitmesi gerekmektedir&#8221; diye  konuştu.</p>
<p>Türktaş, öksürüğün nedeninin mutlaka tespit edilmesi ve tedavinin buna  göre planlanması gerektiğini dile getirerek, gribal enfeksiyon sırasında  ya da hastalık bitmeye yakınken ve iki hafta ya da iki ay <a href="http://www.meyus.net">devam</a> edebilen, kriz tarzında peş peşe gelen, balgamlı ve kimi zaman kusmaya  neden olan öksürüğün astım hastalığının belirtisi olduğunu kaydetti.  Öksürüğün, özellikle <strong>koşma gibi hızlı hareket etmeyle terlemeyle  ağlamayla ve özellikle gece uykuda ortaya çıkması halinde alt solunum  yolu hastalıklarından şüphe edilmesi </strong>gerektiğini ifade eden Türktaş,  bu belirtiler halinde vakit kaybetmeden uzman doktorlara başvurulması  gerektiğini söyledi.</p>
<p>Üst solunum yolu hastalıkları virüs kaynaklı olduğu için, uygulanacak  ilaç tedavisinin de buna göre olması gerektiğini dile getiren Türktaş,  şöyle devam etti:</p>
<p>&#8220;Genellikle tedavi olarak, öksürük şurubu ile birlikte antibiyotik  veriliyor. Aynı yakınmaları sürekli tekrarlayan çocukların aileleri de  bir süre sonra, hekime başvurmadan aynı ilaçları hastalığın tekrarlaması  halinde kullanmaya başlıyorlar. Bu da alt solunum yolu hastalıklarının  tanısında geç kalınmaya yol açabiliyor.</p>
<p>Halbuki, <strong>gribal enfeksiyonlarda hiçbir ilaç kullanımı fayda sağlamaz.  Ateş düşürücü vermek, burunu yıkayarak açık tutmak yeterlidir.</strong> Hastalık kendi seyrini tamamlayıp geçer. Eğer gribal enfeksiyonu geçiren  çocukta astım varsa -ki bu genetik bir durumdur- o zaman grip göğse  iner ve uzun süreli, tekrarlayan öksürük ortaya çıkar.</p>
<p><strong>Öksürük şurupları, çocukluk yaş grubunda hiçbir hastalıkta yeri olan  ilaçlar değildir. Hatta, ilaç olarak bile kabul edilmemektedir. Bunlar  ABD&#8217;de marketlerde satılmakta, Avrupa&#8217;da ise hiç kullanılmamaktadır. </strong>Dünyada  hiçbir kurum ve sigorta şirketi bunların parasını ödemez. Astım ve  basit soğuk algınlığında, öksürük şuruplarının yeri yoktur ve tıbben de  hiçbir faydası bulunmamaktadır. Tedavi için şurup verilse de verilmese  de hastalık aynı süre ve şiddette geçer. Bu şuruplar karaciğere de yük  bindirmektedir.&#8221;</p>
<p>Türktaş, bu tür hastalıklarda ailelerin, ilaç kullanıldığı için çocuğun  tedavi olduğunu zannettiğini ve bu nedenle altta yatan bir astımın tanı  almasını geciktirebildiğini de vurgulayarak, &#8220;Tüm öksürük şuruplarının,  ülkemizde de geri ödeme kapsamından çıkartılması gerekiyor&#8221; dedi.</p>
<p>Tedavi sürecinde, <strong>kısa süreli burun açıcı spreylerin</strong> kullanılabileceğini ve istirahat etmenin yeterli olduğunu ifade eden  Türktaş, antibiyotiklerin de viral soğuk algınlıklarında ateş olsa bile  kullanılmalarının gereksiz olduğunu söyledi. Türktaş, &#8220;<strong>Antibiyotikler,  sadece boğazda beta mikrobu ürerse kullanılmalı.</strong> Bunlar normal  floramızda bulunan faydalı organizmaların da ölmesine yol açabiliyor,  mikroplara direnç gelişiyor&#8221; diye konuştu.</p>
<p>Türktaş, antibiyotiklerin sadece orta kulak iltihabında, <strong>10 günden  fazla süren sinüzit olarak tanımlanan burun tıkanıklığı-doluluğu durumu  ve zatürre</strong> halinde kullanılmasının <a onmouseover="showAd('25669','100492' ,event);clearAdInterval();" onmouseout="hideAd();" name="aspx1" target="_blank"><span><strong>uygun</strong></span></a> olduğunu bildirdi.</p>
<p>Piyasada bağışıklığı arttırdığı, direnci yükselttiği iddia edilen birçok  ürün bulunduğunu belirten Türktaş, bunların da <strong>kullanılmaması  gerektiğini</strong> savundu.</p>
<p>Türktaş, &#8220;Bazen hekimler ya da bir tanıdık tarafından önerildiği için <strong>&#8216;immunex,  immuzink, ekinezya, bronkovaksom, umka&#8217; </strong>olarak bilinen bitkisel  ürünler çok sık kullanılmaktadır. Bunların hiçbiri, dünyanın hiçbir  ülkesinde <a onmouseover="showAd('25331','100240' ,event);clearAdInterval();" onmouseout="hideAd();" name="aspx1" target="_blank"><span><strong>Sağlık</strong></span></a> Bakanlıklarından ve FDA&#8217;den  ruhsat alamamıştır. Ayrıca, bu ürünlerin yan etkileri ile ilgili yeteri  kadar bilgimiz de yok&#8221; uyarısında bulundu.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bitki-saglik.com/cocugunuza-oksuruk-surubu-icirmeyin/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bebeklerde Demir Eksikliği</title>
		<link>http://www.bitki-saglik.com/bebeklerde-demir-eksikligi</link>
		<comments>http://www.bitki-saglik.com/bebeklerde-demir-eksikligi#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 04 Jan 2010 11:42:48 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Çocuk Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[bebek sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[bebeklerde demir azlığı]]></category>
		<category><![CDATA[bebeklerde demir eksikliğinin belirtileri]]></category>
		<category><![CDATA[bebeklerde sık rastlanana hastalıklar]]></category>
		<category><![CDATA[demir eksikliği]]></category>
		<category><![CDATA[demir eksikliği bebeklerde]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bitki-saglik.com/?p=171</guid>
		<description><![CDATA[Bebeklerin sağlıklı gelişimi genetik özellikleri yanında beslenme, temiz çevre, sosyal etkileşimler gibi dış etmenlere de bağlıdır. Fizik ve nöromotor gelişimin sağlanması ve enfeksiyonlara karşı vücudun direnci üzerinde beslenmenin önemli etkileri vardır. Yanlış beslenme sonucunda kansızlık, raşitizm, kabızlık, obezite, hiperkolesterolomi, damar sertliği, kanser ve şeker hastalığı, diş hastalıkları başta olmak üzere pek çok sağlık sorunu ile [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft" src="http://www.anneyiz.biz/admin/haber/pics_hb/1372f7a37e1be562a134a492966da341.jpg" alt="" width="180" height="120" /><span style="font-size: 9pt; font-family: Century Gothic,Verdana,Arial,Courier New; color: #333333;">Bebeklerin sağlıklı gelişimi genetik özellikleri yanında beslenme, temiz çevre, sosyal etkileşimler gibi dış etmenlere de bağlıdır. Fizik ve nöromotor gelişimin sağlanması ve enfeksiyonlara karşı vücudun direnci üzerinde beslenmenin önemli etkileri vardır. Yanlış beslenme sonucunda kansızlık, raşitizm, kabızlık, obezite, hiperkolesterolomi, damar sertliği, kanser ve şeker hastalığı, diş hastalıkları başta olmak üzere<span id="more-171"></span> pek çok sağlık sorunu ile karşı karşıya kalınır. </span></p>
<p><span style="font-size: 9pt; font-family: Century Gothic,Verdana,Arial,Courier New; color: #333333;">Değişen yaşam koşulları, farklı sosyoekonomik ve kültürel yapı beslenme alışkanlığında ve ortalama beslenme biçiminde değişikliklere sebep olmuştur. Sosyal ve ekonomik gelişimin önemli göstergelerinden birisi çocukların beslenme durumudur. Bebeklik ve çocukluk dönemi yapılan beslenme hataları öncelikle çocuğun fiziksel ya da zihinsel gelişimini etkileyebileceği gibi, uzun süreli sağlık sorunlarının ortaya çıkmasına da yol açabilir.</p>
<p>Özellikle gelişmekte olan ülkelerde, düşük gelir düzeylerine sahip bireylerde Fe, İyot, Vitamin A, Çinko, Vitamin D eksikliği görülme olasılığı çok yüksektir. Demir, Çinko ve Vitamin A eksikliklerinin tüm dünyada çocuk ölümlerinin 2 / 3’ ünün altta yatan nedeni olduğu bildirilmektedir.</p>
<p>Demir eksikliği anemisi ülkemizde 0 – 6 yaş grubunun yaklaşık yarısında, okul çağı çocuklarının ise % 30’unda görülmektedir. Demir eksikliği organ ve hücrelerde ya da moleküler düzeyde görülebilir. Demir oksijen taşınması, depolanması, hücre büyümesi, çoğalmasında yaşam için vazgeçilmez bir elementtir. Toplam vücut demiri 3 &#8211; 4 gramdır. Hemen tamamı alyuvarlarda hemoglobin içinde bulunur, karaciğer en önemli demir deposudur. Diyetteki demirin %10’u emilir. Bu nedenle günlük diyette 8 – 10 gr demir alınması gerekir.</p>
<p>Yenidoğan ve 3 aylık süt çocuğu dönemi en hızlı kitlesel büyüme dönemi olmasından dolayı, demir gereksiniminin en çok olduğu çağdır. Yenidoğan bebek yalnızca 250 mg demirle dünyaya gelir. Bu miktar onun ancak ilk 6 ay gereksinimlerini karşılayabilir ve bundan sonra dışarıdan demir alınmazsa demir eksikliği anemisi başlar. Özellikle bitkisel kaynaklı besinlerin demir içerikleri 6 – 24 aylık dönemde bebeğin gereksinimlerini karşılayamaz. Hayvansal kökenli besinlerde, bitkisel besinlerdekine göre daha çok demir bulunur ve daha yüksek oranda emilir. Bazı bebeklerde hayvansal besinlerin diyete eklenmesi yeterli olmakla birlikte, pahalı olması nedeniyle gelişmekte olan ülkeler için pratik bir çözüm değildir. Bu nedenle bebeklere 6 aydan itibaren demir takviyesine başlanması gerekmektedir.</p>
<p>Prematüreler, düşük doğum ağırlıklı bebekler, anne sütü ile beslenemeyenler, 6 aydan uzun süre tek başına anne sütü alanlar, bir yaşından önce inek sütü ile beslenenler, demir içeriği düşük yiyeceklerle beslenenler, sık enfeksiyon geçiren bebekler demir eksikliği anemisi için risk oluştururlar. 4 – 6 ay sürecinden başlayarak demir desteği gerekir. Bir yaş altı demir desteği verilmesinin gelişimsel ve davranışsal yararları gösterilmiştir. Tek başına anne sütü, yaşamın ilk altı ayından sonra tüm besin öğesi gereksinimlerini karşılayamaz. Kırmızı et ya da yumurta her gün ya da olabildiğince sık diyette olmalıdır.</p>
<p>Dünya Sağlık Örgütü, demir eksikliğinin önlenmesi için 2 yaş altında 12,5 mg /gün demir alımını önermektedir. Demir diyette Fe+2 (hem demiri) ve Fe+3 (hem olmayan) olarak bulunur. Fe+2&#8242;nin emilimi daha fazladır.</p>
<p>Emilimi en yüksek olan Fe+2 kaynağı karaciğer, koyun ve sığır etidir. Tavuk ve balıkta bu oran azdır. Baklagillerdeki demir içeriği tahıllardan fazladır. Bitkisel besinlerde hem olmayan Fe vardır. Süt ve yumurtanın içinde Fe+3 vardır ve ancak % 4 &#8211; 15&#8242;i emilir. Anne sütü demir içeriği düşüktür ancak bu demirin emilimi %50’dir. Hem olmayan Fe kaynağı ıspanak, pekmez, semizotu, kuru üzüm, börülce, havuç, patates, kuru baklagiller, yumurta yüksek demir içerikli yiyeceklerdir. Kepekli un, kepekli ekmek pişirmeyle hem demirinde değişiklik olmazken, hem olmayan demir %70 &#8211; 80 kaybolur. Çay, kahve, kakao, yoğurt, süt, peynir, yüksek posalı yiyecekler demir emilimini azaltırlar.</p>
<p>Bebeğin hızla büyüdüğü bu dönemde demir eksikliği olursa bağışıklık sisteminin normal olarak çalışamaması ve buna bağlı enfeksiyon hastalıklarına yatkınlık, sindirim sisteminde aksamalar, deri ve mukozalarda bozulmalar görülür. Bunlara ek olarak tartı alışı boy uzaması olumsuz etkilenir ve büyüme geriliği meydana gelir. Daha da önemlisi; beynin doğumdan sonraki ilk iki yaşta gelişimi çok hızlıdır. Beynin gelişimi için yeterli demir alınması zorunludur. Yeterli alınmadığında ise zihinsel, motor ve davranışsal yetersizlikler meydana gelir. Beyinle ilgili fonksiyon bozuklukları iki grupta toplanır. Birinci grupta davranış kusurlar ı(aşırı ağlama, uykusuzluk, huzursuzluk, uyumsuzluk, iştahsızlık, anneye aşırı düşkünlük) yer alıyor. Bunlar geçici bulgulardır ve demir tedavisi ile düzelir. Ancak ikinci grupta yer alan bilişsel fonksiyonların olumsuz etkilenmesinden doğan bulgular ise kalıcı olabilir.</p>
<p>Klinik olarak bu çocuklarda iştahsızlık, halsizlik, solukluluk, algıda güçlük, dikkat bozukluğu, dil gelişim sorunları karşımıza çıkar. Ayrıca demir eksikliği olan çocuk garip şeylere karşı bir iştah duyar (toprak yeme, kum yeme, buz yeme gibi).</p>
<p><em>Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Günay Ermergen</em></span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bitki-saglik.com/bebeklerde-demir-eksikligi/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Dizi ve Filmlerin Çocuklar Üzerindeki Etkisi</title>
		<link>http://www.bitki-saglik.com/dizi-ve-filmlerin-cocuklar-uzerindeki-etkisi</link>
		<comments>http://www.bitki-saglik.com/dizi-ve-filmlerin-cocuklar-uzerindeki-etkisi#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 06 Nov 2009 23:06:07 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Çocuk Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklar dizi izlemelimi]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklar dizi ve filmlerden nasıl etkilenir]]></category>
		<category><![CDATA[çocukların bilgisayar oyunlarının etkisindde kalma]]></category>
		<category><![CDATA[çocukların dizi izlemesindeki sakıncalar]]></category>
		<category><![CDATA[çocukların dizilerin etkisinde kalma]]></category>
		<category><![CDATA[diziler ve çocukların düşünce sistemleri]]></category>
		<category><![CDATA[dizilerin çocuklara etkisi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bitki-saglik.com/?p=114</guid>
		<description><![CDATA[İNÖNÜ ÜNİVERSİTESİ ÖĞRETİM ÜYESİ DOÇ. DR. ÖZCAN: &#8221;SİHİRLİ, BÜYÜLÜ VE CİNSEL İÇERİKLİ DİZİLER ÇOCUKLARI OLUMSUZ ETKİLİYOR&#8221; -&#8221;ÇOCUKLARIN SOMUT DÜŞÜNCE SİSTEMLERİ GELİŞMEDİĞİ İÇİN DİZİDEKİ OLAYLARI GERÇEK OLARAK ALGILAYABİLİYORLAR&#8221; İnönü Üniversitesi Turgut Özal Tıp Merkezi Çocuk Psikiyatrisi Ana Bilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Özlem Özcan, televizyonlarda uygun olmayan görüntülerin çocuklara izlettirilmesinin istismar olduğunu, sihirli, büyülü ve cinsel [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft" src="http://video.turkeylog.com/wp-content/uploads/2009/02/ced_ric.jpg" alt="" width="156" height="116" /></p>
<p><span style="font-size: small;"><strong>İNÖNÜ ÜNİVERSİTESİ ÖĞRETİM ÜYESİ DOÇ. DR. ÖZCAN: &#8221;SİHİRLİ, BÜYÜLÜ VE CİNSEL İÇERİKLİ DİZİLER ÇOCUKLARI OLUMSUZ ETKİLİYOR&#8221; -&#8221;ÇOCUKLARIN SOMUT DÜŞÜNCE SİSTEMLERİ GELİŞMEDİĞİ İÇİN DİZİDEKİ OLAYLARI GERÇEK OLARAK ALGILAYABİLİYORLAR&#8221;</strong></span></p>
<p><span style="font-size: small;">İnönü Üniversitesi Turgut Özal Tıp Merkezi Çocuk Psikiyatrisi Ana Bilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Özlem Özcan, televizyonlarda uygun olmayan görüntülerin çocuklara izlettirilmesinin<span id="more-114"></span> istismar olduğunu, sihirli, büyülü ve cinsel içerikli dizilerin çocukları olumsuz etkilediğini bildirdi.<br />
Doç. Dr. Özlem Özcan, AA muhabirine yaptığı açıklamada, çocuğun televizyon izleme saatleri ve izleyeceği programın anne ve babalar tarafından belirlenmesi gerektiğini ifade etti.<br />
Çocuğa iyi birer rol model olunması için anne babanın kendisinin de saatlerce hiç bir şey yapmadan televizyon izlemekten kaçınması gerektiğini bildiren Özcan, somut düşünce sistemleri gelişmediği için çocukların izlediği birçok şeyi gerçek olarak algıladıklarını söyledi.<br />
Son dönemlerde sihirli, büyülü filmlerin yanı sıra şiddet içerikli filmlerin de çokluğuna dikkati çeken Özcan, şöyle konuştu:<br />
&#8221;Son zamanlarda da sihirli, büyülü diziler yoğunlukta. Bunlarla beraber cinsel içerikli diziler çocukları çok olumsuz yönde etkileyebiliyor. Çocukların somut düşünce sistemleri gelişmediği için dizideki olayları hayal ve gerçek ayrımı yapamadıkları için gerçek olarak algılayabiliyorlar. Zaman zaman kliniğimize başvuran çocuklarda görüyoruz. Bir diğer konu da dizilerin çok fazla şiddet içermesi. Bu da çocukların şiddet davranışını normalize etmesine neden oluyor. Şiddet artık gün içinde, ev ve okul yaşantısında normal bir davranış haline geliyor.&#8221;</p>
<p>-&#8221;UYGUN BİLGİ UYGUN ZAMANDA UYGUN KİŞİ TARAFINDAN VERİLMELİ&#8221;-</p>
<p>Son zamanlarda kamuoyu önünde tartışılan filmlerdeki cinsel içerikli sahnelerin de çocuklar üzerindeki etkisine değinen Özcan, ailenin mutlaka bir filtreleme görevi yapması gerektiğini kaydetti.<br />
Özcan, şöyle devam etti:<br />
&#8221;Cinsel kimliğinin gelişimi açısından uygun olan zamanda uygun bilgileri uygun olan kişiden alması gerekiyor. Ama çok küçük yaştaki bir çocuğun uygun olmayan görüntüleri izlemesi veya izlettirilmesi aslında çocuğun istismar edilmesi anlamına geliyor. Aile, mutlaka çocuğun hangi programı ne kadar izleyeceğine çocukla beraber karar vermesi gerekiyor.&#8221; (AA)</span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bitki-saglik.com/dizi-ve-filmlerin-cocuklar-uzerindeki-etkisi/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çocuk Beslenmesinde Önemli Kurallar</title>
		<link>http://www.bitki-saglik.com/cocuk-beslenmesinde-onemli-kurallar</link>
		<comments>http://www.bitki-saglik.com/cocuk-beslenmesinde-onemli-kurallar#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 23 Oct 2009 08:10:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Çocuk Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[bebekler nasıl beslenmeli]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk sağlığında beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklar için şifalı bitkiler]]></category>
		<category><![CDATA[çocukların beslenmesi için tarifler]]></category>
		<category><![CDATA[çocukların beslenmesi nasıl olmalı]]></category>
		<category><![CDATA[çocukların beslenmesinde doktor önerileri]]></category>
		<category><![CDATA[çocukların yiyeceği sağlıklı yiyecekler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bitki-saglik.com/?p=99</guid>
		<description><![CDATA[Okul çağı çocuklar büyüme ve gelişme döneminde olduklarından, günlük ortalama almaları gereken kalori miktarı ve alacakları besinlerin dengesi büyük bir önem taşıyor. Fast food, tuz ve abur cuburu azaltın Okul çağı çocuklar büyüme ve gelişme döneminde olduklarından, günlük ortalama almaları gereken kalori miktarı ve alacakları besinlerin dengesi büyük bir önem taşıyor. Çocukluk çağındaki beslenme yetersizliği [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft" src="http://www.ekolay.net/saglik/images/248_cocuk_beslenme.jpg" alt="" width="130" height="130" /><strong><span>Okul çağı çocuklar büyüme ve gelişme döneminde olduklarından, günlük ortalama almaları gereken kalori miktarı ve alacakları besinlerin dengesi büyük bir önem taşıyor.</span></strong></p>
<p><span><strong>Fast food, tuz ve abur cuburu azaltın </strong></p>
<p>Okul çağı çocuklar büyüme ve gelişme döneminde olduklarından, günlük ortalama almaları gereken kalori miktarı ve alacakları besinlerin<span id="more-99"></span> dengesi büyük bir önem taşıyor. Çocukluk çağındaki beslenme yetersizliği ve dengesizliği ise çeşitli <a onmouseover="showAd('23448','100240' ,event);clearAdInterval();" onmouseout="hideAd();" name="aspx1" target="_blank"><span style="border-bottom: 1px solid #ee6603; text-decoration: underline; padding-bottom: 1px; background-color: transparent; cursor: pointer;"><strong>sağlık</strong></span></a> sorunlarına yol açabiliyor.<br />
<strong>Acıbadem Kadıköy Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Şengül Sangu Talak</strong>, çocuklara evde <a onmouseover="showAd('23428','101217' ,event);clearAdInterval();" onmouseout="hideAd();" name="aspx1" target="_blank"><span style="border-bottom: 1px solid #ee6603; text-decoration: underline; padding-bottom: 1px; background-color: transparent; cursor: pointer;"><strong>ve</strong></span></a> okulda iyi bir beslenme planı yapılmasının önemine değinirken, tuz alımı ve fast food tarzı beslenmenin kısıtlanmasını, abur cubur tüketilmesinin azaltılmasını öneriyor.<br />
Çocukların yeterli ve dengeli beslenmesi için bütün yiyecek gruplarından, belirli miktarlarda yemesi gerekiyor. Günlük beslenme piramidinin şöyle dengelenmesinde yarar var:</p>
<p>-	Günlük <a onmouseover="showAd('23350','100519' ,event);clearAdInterval();" onmouseout="hideAd();" name="aspx1" target="_blank"><span style="border-bottom: 1px solid #ee6603; text-decoration: underline; padding-bottom: 1px; background-color: transparent; cursor: pointer;"><strong>enerji</strong></span></a> ihtiyacının yüzde 55-60’ı karbonhidratlardan<br />
-	Yüzde 15-20’si proteinlerden<br />
- Yüzde 30’u ise yağlardan (yemeklere ilave edilen yağların eşit miktarlarda karıştırılmış olarak, zeytinyağı, soya ve mısırözü gibi bitkisel yağlardan oluşturulması gerekiyor)</p>
<p>Çocuklarda Omega 3 ve Omega 6 gibi yağ asitleri, çocuklarda göz ve beyin gelişimini, bağışıklık sisteminin kuvvetlenmesini ve kalp-damar hastalıkları riskinin azalmasını sağlıyor. Bunun için çocukların lahana, brokoli, karnabahar, semizotu ve tüm yeşil yapraklı sebzelerle, balık, ceviz, fındık, badem gibi yiyecekleri diğer besinlerle birlikte düzenli tüketmeleri gerekiyor. Anneler çocuklarının günde ne kadar kalori tüketmeleri gerektiğini merak ediyor. Şengül Sangu Talak, çocukların harcadıkları günlük enerji miktarlarının fiziksel aktivitelerine göre değişeceğini söylüyor.</p>
<p><strong>Günlük kalori miktarları şöyle değişiyor:</strong></p>
<p>-	Dört-altı yaş grubu çocuklarda ortalama 1800 kalori kcal/gün<br />
-	9 – 12 yaş erkek çocuklarında 2100 kcal/gün<br />
-	Kız çocuklarında ise 1700 kcal/gün</p>
<p>Çocuğun günlük enerji ihtiyacının, düzgün öğünler şeklinde ve her besin grubundan belirli miktarlardan bir arada yedirilmek koşuluyla sağlanmasının mümkün olduğuna değinen Şengül Sangu Talak şunları söylüyor:</p>
<p>“Tek tip gıda alımı zararlıdır. Günde bir yumurta, bir-iki kibrit kutusu kadar peynir, iki-üç köfte, 500 mililitre süt veya yoğurt, iki porsiyon sebze, iki-üç porsiyon meyve, 10–12 porsiyon ekmek veya grubundan (1 porsiyon ekmek yerine, iki yemek kaşığı pilav, makarna, bulgur yenilebilir. Bir kase çorba, bir dilim börek tüketilebilir) gıdaların alınması sayesinde, günlük öğünde tüketilmesi gereken besin grupları dengelenmiş oluyor.”</p>
<p><strong>KAHVALTIYI ATLAMAK, ABUR CUBURU SEVDİRİYOR </strong></p>
<p>Anneler okul döneminde çocuklarının beslenmesi konusunda, <a onmouseover="showAd('22871','100392' ,event);clearAdInterval();" onmouseout="hideAd();" name="aspx1" target="_blank"><span style="border-bottom: 1px solid #ee6603; text-decoration: underline; padding-bottom: 1px; background-color: transparent; cursor: pointer;"><strong>evde</strong></span></a> kurdukları düzen ve okul kantinlerindeki sağlıksız gıdaların tüketilmesi sorunu arasında sıkışıp kalıyor. Şengül Sangu Talak, okul çağı çocuklarının sağlıklı beslenmeleri konusunda şu önerilerde bulunuyor:</p>
<p> Okul kantinlerinde satılan cips, şekerleme, çikolata, bisküvi, poğaça, kek gibi gıdaların esas yemek yerine ve çok miktarlarda yenilmesini engelleyin.</p>
<p>	Bu nedenle çocuğunuza verdiğiniz cep harçlığını bu yanlış seçimlerden bolca yapmasına engel olacak şekilde ayarlayın.</p>
<p> Beslenmesinde, meyve, ayran, süt, kuru üzüm, kuru kayısı, fındık, ceviz gibi yararlı, vitamin, protein ve kalsiyum içeriği yüksek yiyecekler bulundurun.</p>
<p> Kahvaltı, bu yaş grubu için günün en önemli öğünüdür. Uzun süren açlıktan sonra enerji ihtiyacının karşılanmasında, vücut için gerekli besin öğelerinin günün ilk saatlerinde vücudun en fazla ihtiyaç duyduğu dönemde vücuda dengeli bir şekilde alınmasında, kan şekeri düzeylerinin dengelenmesinde, böylece dikkatin derse yoğunlaşmasında, güne daha dinamik başlamalarının sağlanmasında etkili olduğundan kahvaltının yapılmasına çocuklarınızı özendirin.</p>
<p>	Tüm bunlardan dolayı; çocuğun enerji deposunu dolduracak, proteinden zengin gıdaları tercih edin.</p>
<p> Sürülebilen çikolata, bal, reçel gibi tatlılar yerine kan yapıcı ve kemik gelişimi için kalsiyum içeren pekmeze kahvaltıda yer verin.</p>
<p> Genellikle hafta sonu tüketilen yumurta sayıca gerektiğinden az yenir. Oysa yumurta yüzde yüz emilebilen en kaliteli protein kaynağıdır ve kan yapıcıdır. Yanında çay içilmesi demir emilimini engeller, ayrıca çok fazla kaynatılması da besin değerini düşürür.</p>
<p> Kahvaltılara az miktarda ilave edilen domates, salatalık, maydanoz gibi vitamin ve posa içeren sebzeler iştah açıcı ve barsak çalıştırıcıdır. Kahvaltıda sadece ve sürekli mısır gevreği+süt alımı belki pratiktir ama sakıncalıdır.</p>
<p> Okulda verilen alternatifler sağlıklı beslenme alışkanlığının kazandırılmasına yönelik olarak seçilmelidir. Okul kantinlerinde taze meyve satılabilir, dengeli hazırlanmış sossuz sandviçler verilebilir. Ayrıca okulda hazırlanan alternatiflerin hazırlama koşullarının hijyenik olması bu çağ çocukların sağlığı için ayrı önem taşımaktadır.</p>
<p><strong>KAHVALTI ALTERNATİFLERİ</strong></p>
<p><strong>Birinci alternatif:</strong><br />
Mısır veya yulaf gevreği, kuru üzüm veya 2-3 kuru kayısı, 6-8 adet fındık kırığı veya 2 ceviz<br />
1 kivi veya 1/2 muz, süt veya yoğurt.</p>
<p><strong>İkinci alternatif:</strong><br />
1–2 dilim ekmek,  1 tatlı kaşığı pekmez veya bal, 1 yumurta,  1bardak taze meyve suyu</p>
<p><strong>Üçüncü alternatif:</strong><br />
Kaşarlı tost, 5 adet zeytin,  1 bardak süt,  domates</p>
<p><strong>Dördüncü alternatif: </strong><br />
Omlet, bir bardak taze meyve suyu,  1-2 dilim ekmek, 1 tatlı kaşığı  pekmez veya reçel veya marmelat</p>
<p><strong>Beşinci alternatif: </strong><br />
1 Su bardağı süt,  1 muz,  cevizli meyveli kek</p>
<p><strong>ARA ÖĞÜN ALTERNATİFLERİ </strong></p>
<p>1. 	1 elma +5 bisküvi<br />
2. 	Meyve suyu +poğaça<br />
3. 	Süt + kek<br />
4. 	Kuru kayısı+1 avuç fındık<br />
5.	1 meyve+ ceviz</span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bitki-saglik.com/cocuk-beslenmesinde-onemli-kurallar/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

